Sinan AKBAŞ
Bazı fotoğraflar vardır; yalnızca bir insanın yüzünü göstermez. Bir dönemin acılarını, bir milletin fedakârlığını ve bir devletin görünmeyen yükünü de anlatır.
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yıllar sonra ilk kez paylaştığı Arif Necip Kaskatı’nın fotoğrafı da işte böyledir.
Bu kareye bakarken bir yüz görmüyoruz sadece…
Bir ömrün sessizce vatana adanışını görüyoruz.
Bir insanın, adını tarihe yazdırmak için değil; milleti yaşasın diye kendi hayatını feda edişini görüyoruz.
Kahramanlar Her Zaman Tanınmaz
Hayat bize hep aynı kahramanları anlatır.
Cephede savaşanları…
Bayrak dikenleri…
Zafer kazanan komutanları…
Oysa bir de kimsenin bilmediği kahramanlar vardır.
Onlar alkış beklemez.
Madalya istemez.
İsimlerinin bilinmesini bile istemezler.
Çünkü onların en büyük ödülü, ülkelerinin huzur içinde sabaha uyanmasıdır.
Arif Necip Kaskatı da böyle bir vatan evladıydı.
Annesine Hasret, Vatanına Sadık Bir Evlat
Düşünün…
Yıllarca gerçek isminizi bile kullanamıyorsunuz.
Annenize sarılamıyorsunuz.
Babanızın elini öpemiyorsunuz.
Bayram sofralarında yeriniz boş kalıyor.
Sevdikleriniz sizi bekliyor ama siz dönemiyorsunuz.
Çünkü sizden daha büyük bir sevdanız var:
Vatan.
İşte gerçek fedakârlık budur.
Bir insanın kendi hayatını değil, milletinin geleceğini seçmesidir.
Sessiz Gözyaşlarının Hikâyesi
Arif Necip Kaskatı’nın hikâyesi sadece bir istihbarat görevlisinin hikâyesi değildir.
Bu hikâye;
Arkasında ağlayan bir annenin,
Yolunu bekleyen bir eşin,
Belki de “Babam ne zaman gelecek?” diye soran bir çocuğun hikâyesidir.
Vatan sevgisinin bedeli bazen yalnızlıktır.
Bazen hasrettir.
Bazen de geri dönememektir.
Bir Fotoğrafın Geciken Vefası
Yıllarca kimse onu tanımadı.
Fotoğrafı yayımlanmadı.
Adı gizli kaldı.
Belki de bu, görevinin gereğiydi.
Ama bugün o fotoğraf yayımlandığında aslında devlet, yıllar sonra sessiz bir teşekkür etti.
“Biz seni unutmadık.”
Bazen bir milletin “Allah razı olsun” demesi, bütün ödüllerden daha değerlidir.
Şehitlik Sadece Cephede Yazılmaz
1950 yılında kurulan pusuda şehit edildi.
Belki son nefesinde ailesini düşündü.
Belki doğduğu Razgrad’ı…
Belki çocukluğunu…
Ama en çok da ay yıldızlı bayrağı düşündü.
Çünkü vatan sevgisi, ölüm korkusundan daha büyüktü.
İşte şehitlik budur.
Canını vermek değil yalnızca…
Canını verirken ardında onurlu bir hayat bırakabilmektir.
Bugün Rahat Uyuyabiliyorsak…
Biz bugün çocuklarımızı okula gönderebiliyorsak…
Evimizde huzurla oturabiliyorsak…
Bayrağımız özgürce dalgalanıyorsa…
Bunun içinde adını hiç bilmediğimiz nice Arif Necip Kaskatı’nın emeği vardır.
Onlar görünmediler.
Konuşmadılar.
Kendilerini anlatmadılar.
Ama vatanı anlatan en büyük cümleyi hayatlarıyla yazdılar.
Bir fotoğraf bazen binlerce kelimeden daha güçlüdür.
Arif Necip Kaskatı’nın yıllar sonra ortaya çıkan bu fotoğrafı, bize şunu hatırlatıyor:
Vatan sadece sınırda korunmaz; yüreklerde korunur. Devlet sadece görünen kahramanlarla değil, adını bile bilmediğimiz fedakâr evlatlarıyla yaşar.
Bugün o siyah-beyaz fotoğrafa baktığımızda bir istihbarat mensubunu değil; ömrünü sessizce milletine adamış bir Anadolu evladını görüyoruz.
Allah bütün isimsiz kahramanlarımıza rahmet eylesin.
Onlar unutulduklarını sansalar da, bir millet onları daima kalbinin en derin köşesinde yaşatacaktır.
Çünkü vatan, biraz da adını bilmediğimiz kahramanların emanetidir.

Romanya, Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’nin İkinci Aşamasına Katılıyor