Dr. Nedim BİRİNCİ

Bazı şehirler vardır; sadece taştan, asfalttan ve binalardan ibaret değildir. Onlar birer hafıza mekanı, birer ruh aynasıdır. Sokaklarında sadece rüzgâr esmez; hatıralar, dualar ve bazen de dinmeyen sızılar yankılanır. Bir milletin kalbine nakşedilen bu şehirler, haritalardan silinse de hafızalardan asla silinmez.

Şam, Kudüs, Kerkük, Musul, Filibe ve İstanbul…

Bu isimleri yan yana getirdiğinizde ortaya çıkan tablo, sadece bir coğrafya dersi değil, bir medeniyetin özeti, bir imparatorluk bakiyesinin haysiyetidir. Bugün haritalar farklı dillerle, farklı bayraklarla çizilmiş olabilir; ancak tarih, kanla yazılmış ve dualarla mühürlenmiş o görünmez sayfalarda hâlâ bizim adımızı fısıldar.

Gönül Coğrafyasının Tapu Kayıtları
Şam, Emevi mirasının ve zarafetin beşiğiyken; Kudüs, ilk kıblemiz ve gözümüzün nurudur. Kerkük türkülerimizde vatan nöbeti tutar, Musul bereketin ve kardeşliğin adıdır. Filibe ise Balkanlar’ın kapısı, Osmanlı’nın Rumeli’deki ilk göz ağrısıdır.

İstanbul ise bu devasa gövdenin kalbidir. Tüm yolların toplandığı, tüm medeniyetlerin diz çöktüğü o kutsal menzildir. Ve Ankara… Tüm bu şehirlerin yükünü omuzlayan, hüzünleri umuda, yenilgileri zafere dönüştüren o “son kale”dir.

“Geçmiş Geçti” Diyenlere Bir Cevap
Bugün birileri çıkıp, “Geçmiş geçti, artık yeni bir dünya var” diyebilir. Onlara cevabımız nettir: O yeni dünya, ancak biz varsak adil olacaktır. Türkiye, bugün tarihin en kritik kavşaklarından birindedir. Artık sadece savunmada olan değil, küresel bir akıl olarak sahneye çıkan bir Türkiye var.

Bu yürüyüş; sadece terörü bitirme hamlesi değil, bölgeye dayatılan kaosu ve umutsuzluğu teslim alma iradesidir. Şam’dan Filibe’ye, Musul’dan İstanbul’a kadar esen rüzgâr artık yön değiştiriyor. İnsanlık, adaleti yeniden tesis edecek o vicdanlı eli bekliyor.

Vicdan Yürüyüşü ve Büyük Sorumluluk
Bu bir güç gösterisi değil, bir vicdan yürüyüşüdür. Şam’da bir çocuk ağlıyorsa, Kudüs’te ezanlar susturuluyorsa, Kerkük’te bayrak yere düşüyorsa bu bizim meselemizdir. Bizler, sınırlarla değil dualarla birleşmiş bir milletiz. Aynı kıbleye dönen, aynı acıyla yoğrulan ve aynı ümidi taşıyanların kaderi birbirinden ayrılamaz.

Ankara bugün sadece bir başkent değil; yeni bir çağın, yeni bir dünya düzeninin başlangıç noktasıdır. Bize düşen, geçmişe ağıt yakmak değil, o şanlı geçmişin omuzlarımıza yüklediği geleceği inşa etmektir.

Sonuç: Aynı Sancağın Çocukları
Unutmayalım ki; tarihte şehirler devletlere yön verirdi, bugün ise Türkiye bu kadim şehirlere yeniden istikamet çiziyor. Bu yürüyüş sadece Anadolu’nun değil; Kudüs’ün, Şam’ın, Musul’un ve İstanbul’un ortak yürüyüşüdür.

Çünkü biz birbirimize baktığımızda sadece bir yüz değil; Musul’un bereketini, Filibe’nin hasretini ve Kudüs’ün direnişini görüyoruz. Biz aynı sancağın, aynı rüyanın çocuklarıyız.

Veciz Söz: > “Şehirleri haritalar ayırır, ama dualar birleştirir. Bu milletin kalbi yedi şehirde çarpar: Şam, Kudüs, Kerkük, Musul, Filibe, İstanbul ve Ankara.”

Yazar