Dr. Nedim BİRİNCİ
Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in istifası, yalnızca bir görev değişimi değildir. Bu adım, yıllardır kronikleşen bir siyasi kilitlenmenin, artık üstü örtülemeyen bir tezahürüdür. Uluslararası medyanın ilk saatlerden itibaren bu karara yoğun ilgi göstermesi tesadüf değildir; çünkü mesele bir kişinin siyasetten çekilmesi değil, bir sistemin tıkanmışlığının ilanıdır.
Reuters, Politico, New York Times ve Asya ajanslarının ortaklaştığı nokta şudur: Bulgaristan, dört yıl içinde sekizinci kez sandığa gitmeye hazırlanırken, demokrasi şeklen işlemekte fakat siyasal sonuç üretmemektedir. Seçimler tekrarlanmakta, ancak istikrar üretilememektedir. Bu durum, klasik bir “geçiş krizi” değil; yapısal bir temsil krizidir.
Devlet İşledi, Siyaset Üretemedi
Radev’in cumhurbaşkanlığı dönemi, anayasal sınırlar içinde devleti ayakta tutma çabasıyla geçti. Yedi kez geçici hükümet atanması bunun en açık göstergesidir. Ancak bu süreçte devlet mekanizması çalışırken, siyaset toplumu yönlendirecek bir vizyon ortaya koyamadı. Devlet idare edildi, ama toplum ikna edilemedi.
Radev’in istifası, bu noktada partilere olduğu kadar sistemin kendisine de yöneltilmiş bir eleştiridir. “Bu düzenle olmuyor” demenin anayasal sınırlar içindeki en sert biçimidir.
Yeni Bir Parti mi, Eski Bir Döngü mü?
Uluslararası basın, Radev’in istifasını büyük ölçüde yeni bir siyasi proje ihtimali üzerinden okuyor. Kendisi açıkça “parti kuruyorum” demese de, konuşmalarında kullandığı dil bunu güçlü biçimde ima ediyor:
“Vatanın geleceği için bir mücadele başlıyor.”
Ancak asıl soru şudur:
Bu mücadele, eski aktörlerle ve eski reflekslerle mi verilecek, yoksa gerçekten kapsayıcı bir siyasal dönüşüm mü hedefleniyor?
Analistlerin şüpheleri de burada başlıyor. Reuters’ın aktardığı üzere, Radev’in mevcut toplumsal desteği tek başına bir çoğunluk üretmeye yetmeyebilir. Çünkü sorun yalnızca lider eksikliği değil; toplumsal uzlaşma eksikliğidir.
Bulgaristan Siyasetinin Görmezden Geldiği Gerçek: Türkler
Bu noktada Bulgaristan siyasetinin en büyük çelişkisi ortaya çıkıyor. Ülke, Schengen ve avro hedefleriyle “merkez Avrupa” hayaline yaklaşırken, kendi toplumunun asli unsurlarından biri olan Türkleri hâlâ siyasal merkezin dışında tutuyor.
Bugün artık açık bir gerçek var:
Bulgaristan’da Türkleri hesaba katmadan kalıcı iktidar kurulamaz.
Türkler bu ülkenin geçici bir azınlığı değil; tarihsel, kültürel ve demografik bir gerçeğidir. Buna rağmen siyaset sahnesinde çoğu zaman ya yalnızca bir “oy deposu” olarak görülmekte ya da tek bir partiye mahkûm edilmektedir.
Eğer Radev ya da temsil edeceği yeni bir siyasal hat gerçekten bu kısır döngüyü kırmak istiyorsa, bu bakış açısını kökten değiştirmek zorundadır.
Sembolik Değil, Gerçek Temsil
Çözüm nettir ama cesaret ister:
Türk partisinden vitrin isimler değil,
Akademiden, iş dünyasından, sivil toplumdan,
Hatta Bulgaristan dışındaki nitelikli Bulgaristan Türkleri
siyasetin merkezine taşınmalıdır.
Ve bu yalnızca “liste süsleme” düzeyinde kalmamalıdır. Kurulacak bir siyasi yapıda Türk kökenli bir başkan yardımcısının gerçek yetkiyle yer alması, sadece temsil değil, zihniyet değişiminin ilanı olur.
Bu adımlar atılmadan yapılacak her erken seçim, bir öncekinin tekrarından ibaret olacaktır.
Sandık Değil, Sözleşme Krizi
Bulgaristan uzun süredir “krizle yönetilen” bir ülkeye dönüşmüştür. Ancak bu kriz, liderleri değil; kapsayıcı olabilenleri ödüllendirecektir.
Sorun sandıkta değildir.
Sorun, sandığın temsil etmesi gereken toplumsal sözleşmenin eksikliğindedir.
Radev’in istifasından sonra asıl sorulması gereken soru şudur:
Bulgaristan yeni bir seçim mi arıyor,
yoksa nihayet gerçek bir toplumsal uzlaşmaya cesaret mi edecek?
Cevap verilmezse, istifa bir dönemin sonu değil; aynı kısır döngünün yeni bir başlangıcı olacaktır.

Kaçakçılıkta aracı kullanılan CHP’li vekilin direksiyon başında olduğu ortaya çıktı
Romanya Cumhurbaşkanı Dan, Bükreş’te Türk Parlamento Heyetini Ağırladı
Bulgaristan Hükümeti, Orta Doğu Krizinin Etkilerine Karşı Ekonomik Önlem Paketi Açıklıyor
Cumhurbaşkanı Yotova: “Tiyatro, Sanatın Zirvesidir”
Bulgaristan’dan AB’de Bir İlk: Enerji Yoğun Sanayiye Destek Programı Geliyor