Raziye ÇAKIR
İnsan, göğüs kafesinde sakladığı sevginin hacmi kadar yer kaplar evrende.
Gölgesi boyunu aşanların değil, kalbi dünyayı kucaklayanların izi kalır toprakta.
Menfaat denilen o fani köprü yıkıldığında karşı kıyıya kaçanları değil;
Fırtınada liman, yangında su, son nefeste siper olanı al ömrüne.
Çünkü sadakat, zamanın değil, ahlakın sınavıdır.
Yolun; vefayı bir yük değil, bir onur madalyası gibi taşıyanlara düşsün.
Vicdanı, karanlıkta yol gösteren bir fener;
Merhameti, dilsizlere dil, kimsesizlere sığınak olan;
Aşkı, günübirlik bir heves değil, bir ömür sürecek bir “inşa” olarak gören
O vakur ruhlarla kesişsin kaderin.
Dağın heybetini sabrın, denizin derinliğini ise sessizliğin bil.
Doğanın ritmiyle çatışma, onun sükûnetine teslim ol.
Sevgiyi bir mülk gibi elde etmeye değil, bir hakikat gibi hak etmeye çalış.
Unutma ki; hürmet gösterilmeyen her duygu, köksüz bir ağaç gibi kurumaya mahkumdur.
Hayat, senden büyük mucizeler dilemiyorum… Sadece içinde haramın gölgesi olmayan sıcak bir lokma,
Bir de ruhumun aynası olacak duru bir tebessüm.
Ve ne olur, bu gürültülü dünyada bana “insan” olduğumu unutturma.
Çünkü idrak ettim ki:
Hiçbir hırsın peşinde koşmak,
Hiçbir sahte umuda tutunmak,
Seni tefekkür etmek,
Seni bir ibadet gibi sevmek,
Ve o gözlerdeki saklı manayı okumak kadar
Sahici, köklü ve kutsal olamaz!

Dünya Güreş Şampiyonası Kazakistan’da Başladı: Türkiye 30 Sporcu ile Minderde
Ankara’da Özbekistan Yatırım ve Kalkınma Konferansı Sona Erdi
Genç Türkologlar, Bakü Türkoloji Kurultayı’nın 100. Yılında Türkistan’da Buluştu
TÜRKSOY Müzeler Birliğinin 2027 Dönem Başkanlığı Türkiye’ye Devredildi
Astana’da Küresel Tarım Zirvesi Düzenlendi
Dışişleri Bakanlığından Yunanistan’ın Gümülcine ve İskeçe’ye Müftü Atamalarına Tepki






