​İbrahim SOYTÜRK

Güneş batınca ortalık kararır derler; oysa bazı hakikatler ancak karanlık çöktüğünde gün yüzüne çıkar. Gündüzün kalabalığında, güneşin sahte parıltısında herkes bir şekilde yolunu bulur. Ama güneş elini eteğini çekip de gece o soğuk yüzünü gösterdiğinde, meydan asıl sahiplerine kalır. İşte tam o an, “Bırak batsın güneş” diyebilecek bir irade gerekir.
​Kurdun Sessizliği ve Gecenin Hükmü
​Kurdun asaleti, sürünün gürültüsünde değil, gecenin sessizliğinde saklıdır. Dolunay, sadece bir gök olayı değil; bir yüzleşme vaktidir. Kurt, dolunayda kendi gölgesinden korkmaz, aksine o ışığı karakterini yansıtmak için bir ayna olarak kullanır.
​Türk kültüründe kurt simgesi, bir hayvanın çok ötesinde, zor zamanlarda kendi yolunu çizen, hürriyetine pranga vurulamayan bir ruhu temsil eder. Eğer güneş batıyorsa ve her yer karanlıksa, bu bir son değil; Türk’ün kendi içindeki ışığı yakma vaktidir.
​Coğrafyadan Bağımsız Bir Kimlik: “Türk Her Yerde Türk”
​Sıklıkla düştüğümüz bir hata var: Türklüğü sadece belli sınırlara veya rahat zamanlara hapsetmek. Oysa gerçek asalet, konfor alanında değil, fırtınanın ortasında belli olur.
​Zorlukta Türk: Dağı delen bir azimdir.
​Gurbette Türk: Köklerini yanında taşıyan bir çınardır.
​Zulümde Türk: Eğilmeyen bir sestir.
​”Türk her yerde Türk” cümlesi bir kibir ifadesi değil, bir sorumluluk beyanıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi şartlar altında kalırsa kalsın; adaletle hükmetmek, zayıfı korumak ve o vakur duruşu bozmamak bu kimliğin özüdür.
​Sonuç: Kendi Dolunayını Beklemek
​Güneşin batışından korkanlar, sadece gölgelere sığınanlardır. Biz biliyoruz ki; güneşin batışı, kurdun sahneye çıkışıdır. Önemli olan karanlığın büyüklüğü değil, o karanlığın içinde sizin ne kadar net durduğunuzdur.
​Asalet, parıltılı günlerde değil, dolunayın o keskin ve soğuk ışığında, kimsenin izlemediği anlarda sergilenen karakterdir. Türk; doğuda da Türk’tür, batıda da; ama en çok zorlukta Türk’tür.

Yazar