Raziye ÇAKIR

Türk dünyasında insan çok.
Enerji çok.
Heyecan çok.

Ama ilerleme yok.

Çünkü biz bir yanlışı yıllardır doğru zannediyoruz:
Kalabalık olmayı güç sanıyoruz.

Oysa kalabalık güç değildir.
Kalabalık gürültüdür.

Gürültü yön vermez.
Yön, çekirdekten çıkar.

Bugün herkes bir şey yapmak istiyor.
Ama kimse nereden başlayacağını bilmiyor.

Yapılacak işler ortada.
Yapabilecek insanlar ortada.

Fakat arada görünmez bir sis var.

Herkes konuşuyor.
Herkes fikir veriyor.
Herkes eleştiriyor.

Ama kimse küçük bir alana kapanıp,
“Burayı çalıştıracağım” demiyor.

Çünkü küçük başlamak kimseye cazip gelmiyor.
Herkes büyük lafların peşinde.

Oysa tarih bize şunu söylüyor:

Bir ülkeyi değiştiren şey, büyük kalabalıkların aynı anda hareket etmesi değildir.
Bir avuç insanın, küçük bir alanda, büyük bir disiplinle çalışmasıdır.

Büyük dönüşümler genişleyerek değil, yoğunlaşarak başlar.

Ama biz yoğunlaşmayı bilmiyoruz.
Biz yayılmayı seviyoruz.

Her yere biraz bakıyoruz.
Hiçbir yere gerçekten bakmıyoruz.

Türk dünyasının ihtiyacı olan şey yeni fikirler değil.
Yeni projeler de değil.

Çalışan bir örnek.

Sadece bir tane.

Bir pilot bölge.

Orada eğitim gerçekten işe yarıyor olacak.
Orada üretim gerçekten verimli olacak.
Orada insanlar gerçekten birlikte çalışabiliyor olacak.

Ve herkes dönüp oraya bakacak.

Çünkü başarı anlatılmaz.
Gösterilir.

Biz yıllardır anlatıyoruz.
Anlatıyoruz.
Anlatıyoruz.

Ama gösterecek bir yerimiz yok.

Bu yüzden kimse kimseyi ikna edemiyor.

Yapılması gereken şey aslında çok sade:

Üç kişi.

Sadece üç kişi.

Bir bölge.

Sadece bir bölge.

Bütün enerjiyi, bütün dikkati, bütün emeği oraya koymak.

Ne tüm şehirler.
Ne tüm ülkeler.
Ne tüm Türk dünyası.

Sadece bir yer.

Çünkü bir yer çalışmaya başladığında, diğer yerler kendiliğinden sorar:
“Biz de nasıl yaparız?”

İşte o soru, gerçek değişimin başlangıcıdır.

Bugün en büyük sorunumuz kaynak eksikliği değil.
İnsan eksikliği değil.

Odak eksikliği.

Herkes her şeyle ilgileniyor.
Kimse tek bir şeyle ilgilenmiyor.

Ve bu yüzden hepimiz patinaj yapıyoruz.

Motor çalışıyor.
Teker dönüyor.
Araç yerinde.

Artık şunu kabul etmemiz gerekiyor:

Türk dünyası, büyük bir hamleyle değil,
küçük bir başarının çoğalmasıyla ayağa kalkacak.

Ve o küçük başarı, kalabalıklarla değil,
çekirdek bir ekiple başlayacak.

Yazar