Raziye ÇAKIR
Hayatta herkesin bir çağrısı, bir daveti vardır. Bu davet bazen bir dostun sıcak sesiyle bazen de bir ezan sesiyle kalbe ulaşır. Ancak insan, bu çağrılara gönüllü olarak mı cevap verir yoksa kaderin zorladığı bir şekilde mi? “Ezan ile gel, gönüllü gel; yoksa sela ile mecburi gelirsin” sözü, aslında hayatın bize sunduğu iki seçeneği gösterir:
Ya farkında olarak, isteyerek o yola adım atarız ya da hayatta bazı zorunluluklar bizi o yola çeker.
Ezan Sesi: İrademizle Seçtiğimiz Yolda Yürümek
Ezan sesi, sadece ibadete bir çağrı değil, aynı zamanda içsel bir uyanışa davettir. Bu çağrı, hayatımızda aldığımız kararları, attığımız adımları sorgulamamızı sağlar. Ezan ile gelmek, gönüllü olarak bir yola adım atmayı ifade eder. Kendi irademizle, kendi isteğimizle doğru olanı seçmeyi, yaşamın anlamını keşfetmeyi simgeler. Bize hayatın geçiciliğini, bu dünyada bir yolcu olduğumuzu hatırlatan ezan sesi, kalbimizde bir yankı oluşturur. Gönüllü olarak o yola adım atanlar, farkındalığın ışığında yürür ve hayatın kendilerine sunduğu güzellikleri daha derin bir anlamla yaşarlar.
Sela Sesi: Hayatın Zorunlu Çağrısı
Diğer yandan sela sesi, hayatın kaçınılmaz sonunu simgeler. Sela ile gelmek, artık geri dönüşü olmayan bir yolculuğun başladığını, yaşamın sona erdiğini ifade eder. Bu dünyadan ayrılırken, hayatımızda ne kadar doğru seçimler yaptık, ne kadar gönüllü olarak iyiliğin ve doğruluğun peşinde koştuk? Bu soruların cevabını hayatımızın sonunda, kendimizle baş başa kaldığımız o anlarda veririz. Sela ile mecburi gelmek, zamanında yapmadığımız seçimlerin, ertelediğimiz iyiliklerin, yüz çevirdiğimiz sorumlulukların bizi en sonunda bir hesaplaşmaya çağırmasıdır.
Gönüllülükle Yaşamak: Her Anı Değerli Kılmak
İnsan hayatı, gönüllü olarak attığı adımlarla anlam kazanır. Gönüllü olarak iyilik yapmak, doğru olanı seçmek, kalp kırmamak ve hayata değer katmak; bu yaşam tarzı, ezan ile gelmenin özüdür. Bir gün hayat sona erdiğinde, arkamızda bırakacağımız izlerin, insanların yüreğinde bir sevgi, bir dua olarak kalmasını isteriz. Bu yüzden “Ezan ile gel, gönüllü gel” derken, hayatımızı her gün yeniden inşa etme çağrısını hatırlamalıyız.
Zorunluluktan Öteye Geçmek
Birçok insan, hayatı boyunca zorunlulukların arkasına sığınarak yaşamayı tercih eder. Fakat bu anlayış, bir gün sona erdiğinde, geride pişmanlıklar bırakır. Sela ile mecburen gelen bir insan, belki de birçok fırsatı değerlendiremediği, ertelediği adımlar için pişmanlık duyar. Oysa ki her an, hayat bize gönüllü olmanın, isteyerek adım atmanın kapılarını açar. Bu kapıdan geçtiğimizde, kendi seçimlerimizle ilerlemenin huzurunu yaşarız.
Sonuç: Hayatın Davetine Cevap Vermek
“Ezan ile gel, gönüllü gel; yoksa sela ile mecburi gelirsin” sözü, bize hayatın en temel derslerinden birini sunar: Ya bu dünyada kendimiz için en doğru olanı, gönüllü olarak seçeriz ya da hayat bizi zorunlu olarak o yola çeker. Yaşamda attığımız her adımı, verdiğimiz her kararı, içten ve gönüllü olarak atarsak, hayatın sonunda huzurla ve pişmanlıktan uzak bir vedayı yaşamış oluruz.

“Türk Dünyası İftar Buluşması” İstanbul’da İBB Kültür AŞ Ev Sahipliğinde Gerçekleşti
Dereköy–Malko Tarnovo Sınır Kapısına Yeni Elektronik Ekipmanlar Kuruldu
Romanya’da Asgari Ücret 1 Temmuz’dan İtibaren 4.325 Lei’ye (≈849 Euro) Yükseliyor
Slovenya Genel Seçimlerinde 15 Parti ve Koalisyon Parlamentoya Girme Mücadelesi Veriyor
Kadınlara Destek Uygulaması “Sorority” Arnavutluk’ta Kullanıma Açıldı