Dr. Nedim BİRİNCİ

En doğru yol hangisi?
İnsan bazen modern dünyanın karmaşasında, hızın ve tüketimin içinde bu soruyu kendine sormayı unutuyor. Oysa cevabı sandığımızdan daha yakında: Kendi köklerine bağlı olan yol en doğru yoldur.

Tarihi zemininden koparılmış bir toplum, pusulası kırılmış bir gemi gibidir. Nereye gittiğini zanneder ama aslında rüzgârın önünde savrulur. Çünkü tarih sadece geçmişte yaşanmış olaylar değildir; tarih bir milletin hafızasıdır, karakteridir, refleksidir. Hafızasını kaybeden insan nasıl kim olduğunu hatırlayamazsa, tarihini unutan toplum da kimliğini yitirir.

Tarihi unutursan her şey kaybolur.

Bu, bir insanın atasını, ninesini, dedesini kaybetmesi gibidir. Onların duasını, tecrübesini, hatırasını yitirmek demektir. İnsan geçmişini inkâr ettiğinde aslında kendini inkâr eder. Çünkü biz, sadece bugünden ibaret değiliz; biz, dünün birikimi, bugünün iradesi ve yarının umuduyuz.

Bir ağaç düşünün…

Dalları göğe uzanmış, yaprakları güneşi selamlıyor. Yaprak, köke dönüp “Ben oldum, sen toprağın altındasın” diye alay ederse ne olur? Rüzgâr çıktığında ağacı ayakta tutan yapraklar değil, köklerdir. Fırtına geldiğinde gösterişli olan değil, görünmeyen dayanır.

Köklerini inkâr eden ağaç, ilk sert rüzgârda devrilir.

Bugün bazıları geçmişi küçümsemeyi ilericilik zannediyor. Oysa köklerine bağlı olmak geriye dönmek değildir; sağlam basmaktır. Geçmişe saplanıp kalmak nasıl bir hataysa, geçmişi yok saymak da aynı ölçüde tehlikelidir. Çünkü gelecek, ancak sağlam bir tarih bilinci üzerine inşa edilir.

Bizim gücümüz; kültürümüzden, inancımızdan, değerlerimizden ve tarihimizden gelir. Kökler ne kadar derindeyse, ağaç o kadar yükseğe uzanır. Yükseğe çıkmak isteyen önce derine inmeyi bilmelidir.

Unutmayalım:

Bir millet, kökleri kadar güçlüdür.
Bir insan, geçmişi kadar sağlamdır.
Ve en doğru yol, köklerini inkâr etmeden yürüyebildiğin yoldur.

Çünkü rüzgâr her zaman eser.
Ama ayakta kalanlar, köklerini unutmayanlardır.

Yazar