Dr. Nedim BİRİNCİ
Anadolu’nun kadim toprakları, bin yıllardır bağrında sadece buğday değil, kelamın en saf halini de yetiştirdi.
Bu kelamın zirvesini ise, bugün birer kültürel ikon olarak andığımız Yedi Ulu Ozan temsil ediyor: Nesîmî, Fuzûlî, Şah İsmail Hatâî, Yemînî, Virânî, Pir Sultan Abdal ve Kul Himmet. Ancak bu yedi isim, sadece edebiyat tarihimizin tozlu sayfalarında birer durak noktası değil; vicdanımızın, adalete olan açlığımızın ve “insan” kalabilme mücadelemizin ta kendisidir.
Derisinden Geçenlerin Onuru
Görselin en başında bizi karşılayan Seyyid Nesîmî, “Bende sığar iki cihân” derken aslında modern insanın en büyük eksikliğine parmak basıyordu: Öz değer. İnancı ve düşünceleri uğruna derisi yüzülürken bile taviz vermeyen o dik duruş, bugünün “her şeye bir fiyat biçen”, konforu için ilkelerinden vazgeçen dünyasına verilmiş en sert cevaptır. Nesîmî bize şunu hatırlatır: Maddiyat geçicidir, aslolan insanın onuru ve içindeki ilahi cevherdir.
İkonlaştırmak mı, Anlamak mı?
Bugün bu ulu ozanları dernek duvarlarına, kahvehanelerin başköşesine ya da sosyal medya paylaşımlarının fonuna yerleştiriyoruz. Onları birer ikon olarak sevmekte üstümüze yok. Peki, Pir Sultan Abdal’ın “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” nidasını tişörtlerimize basarken; günlük hayatımızdaki küçük çıkar çatışmalarında ilk “dönen” biz olmuyor muyuz?
Ozanları sadece “güzel söz söyleyen dedeler” olarak görmek, onları aslında birer “müzeye” hapsetmektir. Oysa onlar, dönemlerinin en cesur entelektüelleriydi. Saray şatafatı yerine içsel zenginliği seçen Fuzûlî’den, devletin tepesindeyken şiirin inceliğine sığınan Hatâî’ye kadar her biri, güce karşı sözün, zulme karşı adaletin savunucusuydu.
Anadolu’nun Ortak Vicdanı: “Eline, Diline, Beline”
Yemînî, Virânî ve Kul Himmet ile tamamlanan bu büyük halka, aslında evrensel bir toplumsal sözleşme inşa etmiştir. Bu sözleşme; komşusu açken tok yatmamayı, eline-diline-beline sahip çıkmayı, ötekileştirmeden sevebilmeyi öğütler. Bugün dijital gürültünün içinde kaybolan, “kullan-at” kültürünün pençesindeki modern insan için bu öğütler, birer yaşam rehberi hükmündedir.
Sonuç: Bir Aynaya Bakmak
Yedi Ulu Ozan’ın portrelerine bakmak, aslında bir aynaya bakmaktır. Onların vakur duruşları bize şunu fısıldıyor: “Bizi sadece anma, bizi anla.” Onların mirası sadece bağlamanın tellerinde değil, adaleti savunan her nefeste, haksızlığa karşı susmayan her dilde yaşıyor.
Eğer bugün bir nebze olsun “insan” kalabiliyorsak, bunu bu yedi gönül mimarının yüzyıllar öncesinden kalbimize attığı tohumlara borçluyuz. Şimdi sormamız gereken soru şudur: Biz bu yedi kapının hangisinden içeri girmeye, onların hakikatine gerçekten dokunmaya cesaret edebiliyoruz?

“Normal Bir Devlet Hayali”
İnsanı iyi yapan şey nedir?
Omuz Omuza Bir Destan: Boğaz Şehitliği
Bayrampaşa Resim Sergisi Gezisinden: Saffet Erdem BULTÜRK Sergisinde
Adaletin Unutulduğu Gün: Bir Ontolojik İflasın Anatomisi
Bulgaristan’da Avroya Geçiş Sonrası Enflasyon İlk Ayda %0,7 Oldu
Bulgaristan, MiG-29 Savaş Uçaklarının Bakımı İçin 58 Milyon Avroluk İhale Açtı
GERB-SDS Heyeti Cumhurbaşkanlığı’nda: Hükümet Krizi Sonrası İstişare Süreci Başladı