Rafet ULUTÜRK

Sofya ve onlarca şehirde gerçekleşen büyük protestolar, yalnızca bir öfke patlaması değildi. Yıllardır biriken yorgunluğun, yolsuzluğa, hukuksuzluğa ve siyasi pazarlıklarla ayakta duran yönetim modeline karşı duyulan bezginliğin aynasıydı. Cumhurbaşkanı Rumen Radev protestoların ardından yaptığı açıklamada, “iktidar meşruiyetini kaybetmiştir, istifa kaçınılmazdır, erken seçimler tek çıkış yoludur” dedi.

Ancak asıl önemli olan şu ki, bu sözler bugünün siyasi atmosferinde şaşırtıcı olmaktan çok neredeyse doğal karşılanıyor. Sokaklara sadece gençler ya da yalnızca hayal kırıklığına uğramış kesimler çıkmadı. Geçiş döneminin emektarları da vardı, ülkeden gitmek istemeyen gençler de…

Elektrik kesintilerine, metro arızalarına ve yılgınlaştırma çabalarına rağmen insanlar “istifa” diye haykırdı. Çünkü bu sadece bütçe protestosu değildi; devleti kendi malı gibi gören oligarşiye, arka kapı anlaşmalarına ve bitmeyen siyasi kombinasyonlara karşı bir isyandı.

Sistem ile gerçeklik arasındaki çatışma

“Yapboz hükümeti” iktidara istikrar vaadiyle gelmişti; ancak zamanla ortaya çıktı ki bu yapı, ilkelere değil, seçim korkusuna dayanan bir birliktelikti. Birbirine zıt yönlerdeki partiler, değer paylaşımı için değil, siyasi ömürlerini uzatmak için yan yana geldi. Bu nedenle protestolar yalnızca bir toplumsal tepki değil; sistemin tükenmişliğinin, artık kendisiyle yüzleşemediğinin bir göstergesi.

Radev ve siyasi boşluk

Cumhurbaşkanının açıklaması hakkında herkesin farklı yorumu olabilir; kimine göre halkın sesini dile getiriyor, kimine göre fırsatı değerlendiriyor.
Fakat tartışılmaz olan şu: Sözleri, hükümetin artık ikna edici bir karşı anlatı kuramadığı bir siyasi boşluğa düştü. Erken seçim çağrısı bu yüzden bugün radikal değil, mantıklı bir çıkış gibi görünüyor.

İki katlı Bulgaristan

Toplum bugün ülkeyi iki katlı bir yapı gibi görüyor. Üst katta bitmeyen ittifaklarla kendini ayakta tutmaya çalışan iktidar; alt katta ise sesini duyuramayan, hafife alınmış hisseden milyonlarca seçmen. Bu kopuş, yıllar içinde bir milyondan fazla Bulgar’ı ülke dışına itti. Ve tam da bu kopuş, dün gece binleri sokaklara döktü.

Değişim mi, yeni bir döngü mü?

Asıl zorluk şimdi başlıyor. Tarih, hükümetleri devirebilen protestoların her zaman yeni bir model kuramadığını defalarca gösterdi. Bulgaristan bugün şu kritik soruyla karşı karşıya:
Hukukun üstünlüğünü ve devlet kurumlarının sağlığını yeniden inşa edecek bir değişim mi yaşanacak?
Yoksa “öfke – seçim – koalisyon – hayal kırıklığı” döngüsü yeniden mi başlayacak?

Meydanlar konuştu. Sistem sallandı. Cumhurbaşkanı meseleyi açık biçimde ortaya koydu:

İktidarın meşruiyeti çökmüş durumda.

İstifa artık bir slogan değil, kaçınılmaz bir sonuç ve eğer gerçek bir değişim gelecekse bu değişim politik pazarlıklardan değil; uzun zamandır ilk kez politikacılardan daha birleşik görünen vatandaşlardan gelecek.

Yazar