Raziye ÇAKIR
Yarınlar umut olsun istiyoruz. Umutlar sevgiye, sevgiler barışa dönüşsün diyoruz. Bu cümleleri kurarken içimizde ince bir sızı var; çünkü biliyoruz ki dünya uzun zamandır çiçek kokmuyor. Gürültü var, öfke var, acele var. Ve en çok da yorgun kalpler var.
Çünkü savaşlarda hiç kimse kimseye çiçek atmaz.
Savaş dediğimiz şey yalnızca sınır çizgilerinde başlamaz. Önce insanın içinde başlar. Biriktirdiği kırgınlıklarda, sustuğu haksızlıklarda, dile getiremediği korkularda büyür. Sonra söze dönüşür; söz sertleşir, bakış donar, mesafeler artar. Bir gün bakarız ki aynı evin içinde, aynı masanın etrafında bile görünmez cepheler kurulmuş.
Biz gücü yanlış yerde aradık belki de. Gücü, sesimizi yükseltmekte sandık. Haklı çıkmakta, galip gelmekte, üstünlük kurmakta sandık. Oysa gerçek güç; öfke kabardığında susabilmektir. Haklıyken bile incitmemektir. Yıkmadan ayakta kalabilmektir.
Her şeyden önce güçlü olabilmek,
Yanlışın karşısında dimdik dururken kalbini taşlaştırmamaktır.
Kırıldığında intikam aramamak,
Yalnız kalsan bile iyiliği seçmeye devam etmektir.
Çünkü asıl cesaret, karanlıkta ışık yakmaktır. Herkes bağırırken sakin kalabilmek, herkes suçlarken anlayabilmek, herkes uzaklaşırken bir adım yaklaşabilmektir. Bu kolay değildir. Hatta çoğu zaman insanı en çok yoran şey budur. Ama barışın tohumu tam da burada, bu sabrın içinde filizlenir.
Barış büyük masalarda imzalanmadan önce küçük kalplerde başlar. Bir çocuğun affediciliğinde, bir annenin duasında, bir öğretmenin şefkatinde, bir dostun omzunda başlar. Dünyayı değiştiren şey çoğu zaman büyük sözler değil; küçük ama samimi iyiliklerdir.
Yarınların umut olması, bugünün cesaretine bağlıdır. Umutların sevgiye dönüşmesi, kalplerimizin yumuşak kalmasına bağlıdır. Ve sevgilerin barışa dönüşmesi, birbirimizi gerçekten duymamıza…
Belki de en zor savaş, insanın kendi içindeki savaştır: kibirle vicdanın, öfkeyle merhametin savaşı. Eğer o savaşı kazanabilirsek, dışarıdaki savaşların sesi de yavaş yavaş kısılır. Çünkü insan, içini onarmadan dünyayı onaramaz.
Çiçekler savaş meydanlarında açmaz. Ama barışın toprağına bir kez düşerse, en taşlı zeminde bile filiz verebilir.
O yüzden bugün, yarınlar için bir karar vermek gerekiyor: Sertleşerek mi güçleneceğiz, yoksa merhametle mi? Yıkıp geçerek mi var olacağız, yoksa onararak mı?
Gerçek güç; kalbini koruyarak direnebilmektir.
Gerçek umut; karanlığa rağmen ışık olmaya devam edebilmektir.
Ve belki de en büyük devrim, kimsenin kimseye çiçek atmadığı savaşların yerine, herkesin birbirine umut uzattığı yarınlar kurabilmektir.

Katar bu sabah hava savunmasıyla ülkesine yönelik fırlatılan bir roketi başarıyla imha etti
Bulgaristan Merkez Seçim Komisyonu 19 Nisan parlamento seçimleri için ilk düzenli brifingini bugün yapacak
Bulgaristan Enerji Bakanı Traycho Traykov bugün Kozloduy Nükleer Santrali’ni ziyaret edecek
Bulgaristan’da şu aşamada doğrudan bir tehlike yok, ancak dolaylı risk var — Dışişleri Bakanı açıkladı