Aysu AKBAŞ
14 Şubat, dünyada “Sevgililer Günü” olarak bilinse de Balkanlar’da aynı tarihin asırlara dayanan başka bir anlamı vardır:
Trifon Zarezan.
Bu günlerde, özellikle bağcılıkla iç içe yaşayan Bulgaristan Balkan toplulukları için yalnızca bir takvim günü değil; bereketin, dayanışmanın ve baharın çağrılışının simgesidir.
Trifon Zarezan ne demek?
Trifon, Bulgar kültüründe yaygın bir erkek ismidir.
Zarezan ise “kesmek” anlamına gelir—yani budama.
Bu nedenle Trifon Zarezan, en yalın haliyle “Bağ budama günü” olarak anılır. Rivayete göre bağ kesimi geleneğini başlatan (ya da bu geleneği sembolleştiren) Trifon adlı bir kişi olduğu için, halk bayramı onun adıyla anılmıştır.
Bağın uyanışı, insanın uyanışı
Balkanlar’da bağ kesimi bir gelenektir ve sevilerek kutlanır. Kışın ortasında, karın soğuğun hüküm sürdüğü günlerde bile insanlar bu bayram için bir araya gelir:
eş, dost, hısım, akraba… kadın erkek, genç yaşlı…
Genellikle bağ evlerine gidilir. O günün havası bir “iş günü”nden çok uzaktır; bağlar sanki bir şenlik alanına dönüşür. Şaraplar testilere, damacanalara doldurulur. Başka içkilere pek rağbet edilmez; çünkü Trifon Zarezan’ın ruhunda şarabın ayrı bir yeri vardır.
Pita, tuz ve “merodiya”
Bayramın vazgeçilmezlerinden biri de kocaman tepsilerde pişirilmiş ev ekmeği olan pitadır. Pita, yanında tuz ve “merodiya” dedikleri özel bir baharatla gelen herkese ikram edilir. Bu ikram, yalnızca karın doyurmak için değil; sofrayı paylaşmanın ve niyeti birleştirmenin bir işaretidir.
Ritüel: şarap, budama ve çelenk
Masalara oturmadan önce yapılan bir ritüel vardır:
Herkes, bir bağ çotuğunun (asmanın kök kısmının) dibine bol verim niyetiyle bir bardak şarap döker. Bu, doğaya “bereket” dileğinin somut bir armağanıdır.
Ardından bağ çubukları kesilir. Kesilen çubuklardan başlara takılacak çelenkler yapılır. Ve gün boyu o çelenkler insanların başında kalır; bayram böylece yalnızca bir yerde değil, insanların üzerinde—adeta bir işaret gibi taşınarak sürer.
Eski bir inanış: asma gözyaşı
Eskiden, kesilen bağ çubuklarının uçlarına küçük ilaç şişeleri bağlanır, damla damla akan su (asmadan gelen ilk öz) toplanırmış. Bu suyu, halk arasında göz damlası gibi ya da kulak ağrılarında şifa niyetiyle kullananlar olurmuş.
Bu inanış, aslında bağın “uyanış”ına duyulan saygının ve doğanın sunduğu şeye şifa anlamı yükleme geleneğinin bir izidir.
Neşe, türkü, horon ve ayrımın olmadığı gün
Trifon Zarezan’da ırk ayrımı asla yapılmaz. Bayramın özü, bir arada olma halidir. Şarkılar, türküler, horonlar eşliğinde neşe gece yarılarına, bazen de sabahlara kadar sürer.
Bağ evlerinden ayrılma zamanı geldiğinde ise bayramın en güzel tarafı yollarda yaşanır:
Yolda rastlanan tanıdık ya da tanımadık herkes, birbirine tek bir sözle seslenir:
“TRIFON!”
Çünkü o gün, herkes Trifon’dur.
Yolda karşılaşılan herkese şarap sunulur. Başında çelenk yoksa, bağ çubuğundan yapılmış çelenk hemen el değiştirir ve karşı tarafa armağan edilir. Şarap bitmediyse eve geri getirilmez; ya yoldaki insanlarla paylaşılır ya da bağ çotuğunun dibine dökülür—yine aynı niyetle:
Bereket olsun. Bolluk olsun. Yıl verimli olsun.
Ve böylece, bereketli bir yıl umuduyla bekleyişler yeniden yeşerir; yeni bir Trifon Zarezan’a kadar…

Ramazan-ı Şerif’imiz Mübarek Olsun
Trifon Zarezan
BULTÜRK tarafından, Kırklareli-TOB Sosyal Bilimler Lisesi’nde “Rumeli’ye Geçiş” konferansı ve “Kırcaali Efsanesi” belgesel film gösterimi düzenledi.
BULTÜRK Derneği Kırklareli İmam Hatip Lisesi’nde Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi Düzenledi
T.C. Edirne Valiliği’ne Ziyaret ve 2026 Bulgaristan Seçimleri Raporu Takdimi
RUBAFED’e Ziyaret
BULTÜRK olarak Tekirdağ’daki okul ziyaretlerimiz öncesinde, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Fahri Kırmızı ve Şube Müdürü Şenol Eliaçık’ı makamlarında ziyaret ettik.
BULTÜRK Derneği Tekirdağ-Trakya Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi Düzenledi