Raziye ÇAKIR

Bazen bir video düşer önümüze; ne bir efekt vardır ne de şaşaalı bir fon müziği. Sadece bir taş duvar, beyaz bir takke ve ömrünü hakikate adamış bir çift göz…
O gözlerin sahibi, adeta ruhumuza dokunarak fısıldar: “İlim insanı koz eder, zaman yoz eder.”

Kozasından Çıkamayan Ruhlar
Amca, insanın bilgisini bir “koza” (koz) gibi kuşanması gerektiğini anlatıyor. Bilgi bizi korumalı, bizi olgunlaştırmalı ve bizi sarmalamalı. Oysa bizler, öğrenmenin sadece ekranlara bakmak olduğunu sanıyoruz. Düşünmüyoruz, sadece kopyalıyoruz.
O bilge yüreğin dediği gibi; kopyaladıkça kendi sesimizi kaybedip birer “papağana” dönüşüyoruz. Oysa her birimiz kendi içimizde o büyük değerleri, o sönmez ışıkları taşıyoruz. Ama kendi derinliğimize inmeye korkuyoruz; çünkü amcanın da uyardığı gibi, “Düşünenin düşmanı çoktur.”
Gözden Çıkarılan Emek, Paslanan Umut
En can yakıcı olanı ise o küçücük metafor: “Demiri şuraya koy, paslana paslana paslana…” gider. Sadece demir mi paslanır sahiden?
Kullanılmayan zihinler, yaşanmayan hayatlar, bir köşeye itilmiş hayaller ve paylaşılmayan sevgiler de paslanmaz mı?
Amca bize aslında şunu söylüyor:
“Eyleme geçmediğin her an, kendinden bir parça feda ediyorsun.” İlimle amel etmediğinde, yani bildiğin doğruyu yaşamadığında, zaman seni sessizce kemiriyor, yozlaştırıyor.
Zamana Teslim Olmayan Şehirli Dervişler
“Zaman sana uymazsa sakın uyma zamana,” diyor o yorgun ses.
Ne kadar naif ama bir o kadar da devrimci bir duruş…
Herkesin birbirine benzediği, değerlerin hızla tükendiği bu çağda; akıntıya karşı durup “Ben ilmimle, ahlakımla, doğruluğumla buradayım” diyebilmek…
İşte asıl zafer budur. Dünya bize uymuyorsa, biz dünyaya uymak zorunda değiliz; biz doğru durursak, dünya eninde sonunda bizim o sarsılmaz ışığımıza yönelecektir.

Unutma dostum; ilim batmayan bir güneştir. İçindeki o güneşi paslanmaya bırakma. Çünkü sen ilminle parladıkça, dünya daha aydınlık bir yer olacak.

Yazar