Derya YILDIRIM

Takvimde bazı aylar vardır; ne tam bir başlangıçtır ne de kesin bir bitiş. Mart, işte tam böyle bir aydır. Ne kışın sertliğini bütünüyle geride bırakır ne de baharın rahatlığını hemen sunar. Mart, doğanın kararsızlığıdır biraz; bir gün güneşiyle insanı sokaklara çağırır, ertesi gün rüzgârıyla kışın hâlâ burada olduğunu hatırlatır.

Bu yüzden eski insanlar Mart ayını sadece bir mevsim değişimi olarak değil, bir geçiş zamanı olarak görürdü. Çünkü doğa da hayat gibi çoğu zaman bir anda değil, yavaş yavaş değişir.

Doğanın Kararsız Ayı

Mart ayının en belirgin özelliği değişkenliğidir. Sabah güneşli başlayan bir gün, öğleden sonra yağmurla kapanabilir. Bir gün mont çıkarılır, ertesi gün yeniden atkı aranır.

Bu kararsızlık aslında doğanın yeniden denge kurma çabasıdır. Kışın uzun süre hâkim olduğu soğuk düzen çözülürken, baharın sıcaklığı henüz tam yerleşmemiştir. Rüzgârların yönü değişir, bulutların hareketi hızlanır, yağışların karakteri farklılaşır.

Bu yüzden halk arasında “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” sözü boşuna söylenmemiştir. Çünkü Mart ayı, insana temkinli olmayı öğretir. Henüz hiçbir şey kesin değildir.

Uyanışın İlk İşaretleri

Ama Mart yalnızca kararsızlığın ayı değildir; aynı zamanda uyanışın da başlangıcıdır. Günler uzar, güneş daha yüksekten doğar. Ağaçların dallarında fark edilmesi zor küçük tomurcuklar belirir. Toprak, kış boyunca taşıdığı sessizliği yavaş yavaş bırakır.

Şehirlerde bile bu değişim hissedilir. Parklarda yürüyenlerin sayısı artar, insanlar kapalı mekânlardan biraz daha fazla dışarı çıkar. Uzun kış günlerinin ardından gelen bu küçük hareketlilik, baharın yaklaşmakta olduğunu hissettirir.

Mart ayı tam da bu yüzden bir başlangıç ayıdır. Ama bu başlangıç gürültülü değildir; küçük işaretlerle kendini belli eder.

İnsan Ruhunun Martı

Doğanın bu geçiş hâli, insanın ruhuna da yansır. Kış ayları çoğu zaman içe kapanma zamanıdır. Soğuk hava, kısa günler ve erken kararan akşamlar insanı daha sakin, daha kapalı bir hayata iter.

Mart geldiğinde ise bu durağanlık yavaş yavaş çözülür. İnsan daha fazla yürümek ister, yeni planlar yapmak ister, yarım kalan işlere dönme isteği duyar. Çünkü doğadaki değişim, farkında olmasak da insanın iç dünyasını da harekete geçirir.

Bu nedenle Mart sadece mevsimin değil, niyetlerin de değiştiği bir zamandır.

Baharın Eşiğinde

Mart ayı çoğu zaman sabırsızlığın ayıdır. İnsanlar baharın tamamen gelmesini bekler, güneşin kalıcı olmasını ister. Ama Mart, sabırsızlığı sevmez. Bize doğanın kendi ritmini hatırlatır.

Bahar bir günde gelmez. Önce hava yumuşar, sonra su çözülür, ardından toprak uyanır. Her şey yavaş yavaş olur.

Belki de Mart ayının bize öğrettiği en önemli şey budur: Değişim zaman ister.

Kışın ardından gelen bu geçiş ayı, bize şunu fısıldar:
Hiçbir soğuk sonsuza kadar sürmez. Ama sıcaklık da bir anda gelmez.

Mart, tam da bu yüzden bir mevsim değil;
bir eşiktir.

Yazar