Ertaş ÇAKIR
Bugün İstanbul’da iki kıta arasında araçla geçmek son derece sıradan bir durum. Köprüler, tüneller, otoyollar… Ancak bundan yaklaşık bir buçuk asır önce, İstanbul’da dünyayı değiştiren sessiz bir ulaşım devrimi gerçekleşti. Dünyanın ilk araba vapuru olan Suhulet, 1872 yılında İstanbul’da hizmete girdi ve modern deniz ulaşımının öncülerinden biri oldu.
Suhulet’in hikâyesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme döneminde ortaya çıkan yaratıcı mühendislik çözümlerinden biridir. Dönemin Şirket-i Hayriye yöneticilerinden olan ve aynı zamanda bir mühendis olan Hüseyin Haki Bey, Boğaziçi’nde artan ulaşım ihtiyacını farklı bir bakış açısıyla ele aldı. O yıllarda insanlar vapurla karşıya geçebiliyor ancak arabalar ve yük araçları ayrı yöntemlerle taşınmak zorunda kalıyordu. Bu durum hem zaman kaybına hem de ticari zorluklara yol açıyordu.
Hüseyin Haki Bey’in aklına radikal bir fikir geldi: Arabaların doğrudan vapura binip karşı kıyıya geçmesi. Bu fikir bugün çok basit gibi görünse de, o dönem için oldukça yenilikçiydi. Böylece hem yolcular hem de araçlar aynı gemiyle taşınabilecekti.
1872 yılında İstanbul’da inşa edilen Suhulet, dünyanın ilk araba vapuru olarak tarihe geçti. Geminin en önemli özelliği, araçların kolayca girip çıkmasını sağlayan iki kapaklı (çift başlı) tasarımıydı. Bu sayede vapur yanaştığı iskelede manevra yapmadan, bir taraftan araç alıp diğer taraftan araç indirebiliyordu. Bugün modern feribotların kullandığı bu sistemin temeli işte o yıllarda İstanbul’da atılmıştı.
Suhulet yalnızca bir gemi değildi; aynı zamanda bir ulaşım felsefesinin başlangıcıydı. İstanbul Boğazı’nda kullanılan bu sistem, daha sonra dünyanın birçok yerinde feribot taşımacılığının temel modeli haline geldi. Avrupa’dan Amerika’ya kadar pek çok ülkede araç vapurları kullanılmaya başlandı. Ancak çoğu kişi bu fikrin kökeninin İstanbul’a dayandığını bilmez.
Bu hikâye aynı zamanda İstanbul’un mühendislik ve şehircilik tarihindeki önemli ama çoğu zaman unutulan başarılarından biridir. Bugün Boğaz’dan geçen binlerce araç, belki farkında olmadan Hüseyin Haki Bey’in 150 yıl önce ortaya koyduğu vizyonun devamını yaşıyor.
Kısacası Suhulet, sadece bir vapur değil; İstanbul’un dünyaya armağan ettiği bir ulaşım icadıdır. Boğaz’ın sularında sessizce başlayan bu yenilik, modern feribot taşımacılığının temelini atarak ulaşım tarihine kalıcı bir iz bırakmıştır.

Büyük Çınar ve Türk’ün Yükselen Asrı
Medeniyet: İnsanın İçinde Başlayan Yolculuk
İnsan Kimliği ve Türk Kimliği Arasında: Bulgaristan Türklerinin Arayışı
Değerli dostlarım,
İslamofobi: Korkunun Değil, Bilgisizliğin Adı
Karanlığın İçinde Bir Işık: Kadir GecesiBir Geceden Fazlası
Türk, Adaletle Dirilir; Merhametle Büyür
Balkanlar ve Orta Doğu Arasında: Tarihin Dersleri ve Geleceğin Sorumluluğu
BULTÜRK’ün Uluslararası Durum ve Siyasi Gelişmeler Hakkındaki Görüşü