Rafet ULUTÜRK
Bulgaristan’ın eşi benzeri görülmemiş bir iç siyasi anaforun içinde olduğu bu günlerde, Okyanus ötesinden gelen bir haber gündemi sarsaladı. ABD Başkanı Donald Trump’tan Cumhurbaşkanı Rumen Radev’e gelen bir mektup; Washington’dan gelen bir davet, Sofya’daki istifalar ve iddialı bir barış vizyonunu tek bir noktada birleştirdi.
Gazze’den Sofya’ya: Küresel Ölçekte Bir Hamle
ABD Başkanı Trump’ın öncülüğünde kurulması planlanan “Barış Konseyi” girişimi, sıradan bir uluslararası organizasyon değil. Bu hamle, geleneksel mekanizmaların tıkandığı Gazze gibi “sıcak noktalarda” diplomasiyi yeniden başlatma çabasıdır. Bulgaristan’ın bu konseyin kurucu üyeleri arasında davet edilmesi, ülkemize yönelik devasa bir güven kredisidir. Ancak bundan daha da önemlisi, bir Bulgar diplomatın Gazze Yüksek Temsilcisi olarak atanması, Bulgar diplomasi okuluna verilmiş küresel bir nişandır.
Bu an, Sofya’nın sadece bir güvenlik tüketicisi olmaktan çıkıp, küresel güvenliğin mimarlarından biri olmaya aday olduğu andır.
Büyük “Ama”: Devlet Onuru Adına Kişisel Fedakarlık
Ancak bu yazışmadaki en çarpıcı unsur uluslararası prestij değil, iç siyasi bağlamdır. Cumhurbaşkanı Radev, cevabında tarihin nadiren tanık olduğu bir hamle yapıyor: Uluslararası tanınırlığın zirvesindeyken görevinden feragat etmek.
Hükümetin istifasının ardından Radev’in de kendi istifasını mektuba dahil etmesi net bir sinyaldir:
İç İstikrar Önceliği: Radev, ülkenin temelleri sarsılırken “Barış Konseyi”nde temsil görevini sürdüremeyeceğine inanıyor.
Doğrudan Sorumluluk: Uluslararası sahnenin konforunu seçmek yerine, devlet yapısını iyileştirmeyi ve kurumlar arası diyaloğu onarmayı seçiyor.
“Bulgaristan kendi içinde barışı sağlamadan, dünyada barış inşa edemez.” Radev’in Beyaz Saray’a gönderdiği mesajın alt metni tam olarak budur.
Bulgaristan’ı Ne Bekliyor?
Radev, Washington’a giden kapıyı tamamen kapatmıyor; aksine “sürdürülebilir bir kurumsal çevre” umudunu vurguluyor. Bu, uluslararası ortaklarımıza verilmiş zarif bir mesajdır: “Yarın daha güçlü bir müttefik olabilmek için şu an evimizi düzene sokuyoruz, bizi bekleyin.”
Risk büyük. Bulgaristan bir iktidar vakumuyla karşı karşıya ancak aynı zamanda bir “reset” (yeniden başlama) şansına sahip. Barış Konseyi’nin yeni Bulgar istikrarını bekleyip beklemeyeceği ya da devler masasında oturma fırsatını kaçırıp kaçırmayacağımız, protestolardan gerçek reformlara ne kadar hızlı geçeceğimize bağlı olacak.
Yazar
Bunu paylaş:
- Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
- X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
- Linkedln üzerinden paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) LinkedIn
- Threads'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Threads
- WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
- Pinterest'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Pinterest
- Telegram'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Telegram

Adaletin Unutulduğu Gün: Bir Ontolojik İflasın Anatomisi
Bulgaristan’da Avroya Geçiş Sonrası Enflasyon İlk Ayda %0,7 Oldu
Bulgaristan, MiG-29 Savaş Uçaklarının Bakımı İçin 58 Milyon Avroluk İhale Açtı
GERB-SDS Heyeti Cumhurbaşkanlığı’nda: Hükümet Krizi Sonrası İstişare Süreci Başladı
GERB-SDS’ten Geçici Başbakan Seçimine Yeni Formül Önerisi
Bulgaristan’da Seçim Süreci İçin Öncelik: Şeffaf ve Güvenilir Bir Oy Organizasyonu
Türkiye ile Kırgızistan Arasında Kapsamlı Stratejik Ortaklık Derinleşiyor
Türkiye ile Özbekistan Arasında Kapsamlı İş Birliği Anlaşmaları İmzalandı