Rafet ULUTÜRK

Bir ülkenin kaderi her zaman büyük kırılmalarla değişmez.
Bazen bir seçim günü, sessizce ama derinden bir yön tayini yapar.
19 Nisan’da Bulgaristan tam da böyle bir eşikte duruyor.
Bu seçim sadece partilerin yarıştığı bir süreç değil.
Bu seçim, halkın kendine şu soruyu soracağı bir an:
“Ben gerçekten ne istiyorum ve bunu özgürce seçebiliyor muyum?”
Anketlerin Çizdiği Sınırlar, Halkın Gerçek İradesi mi?
Bugün seçim sürecine baktığımızda ilk dikkat çeken şey şu:
Henüz sandık kurulmadan kazananlar ve kaybedenler ilan edilmiş gibi.
Anketler konuşuluyor.
Yüzdeler sıralanıyor.
Bazı partiler büyütülüyor, bazıları ise neredeyse yok sayılıyor.
Bu tablo ilk bakışta “bilgi” gibi görünür.
Ama çoğu zaman bir yönlendirmeye dönüşür.
Çünkü seçmenin zihnine şu düşünce yerleşir:
“Bu parti zaten kazanacak.”
“Bu partiye oy verirsem boşa gider.”
İşte tam burada demokrasi sessizce daralır.
Oysa demokrasi, seçmenin önüne konulan seçenekleri kabul etmesi değil;
gerçekten inandığı seçeneği özgürce ortaya koyabilmesidir.
Eğer bir toplum, anketlerin çizdiği sınırlar içinde karar veriyorsa,
orada seçim vardır ama gerçek tercih zayıflamıştır.
Korkuyla Verilen Oy, Geleceği İnşa Edemez
Bugün Bulgaristan’da birçok seçmen farkında olmadan şu psikolojiyle hareket ediyor:
• “Barajı geçemez”
• “Şansı yok”
• “Oy boşa gitmesin”
Bu cümleler masum gibi görünür.
Ama aslında seçmenin kendi iradesini geri çekmesidir.
Çünkü bir oy boşa gitmez.
Ama inandığın bir tercihten vazgeçmek, işte asıl kayıptır.
Bir ülke, korkuyla verilen oylarla değil;
bilinçle ve cesaretle verilen kararlarla değişir.
Görünenler ve Görünmeyenler
Siyasette her zaman iki dünya vardır:
Birincisi:
Ekranlarda olanlar, sürekli konuşulanlar, “kazanan” olarak sunulanlar.
İkincisi:
Sahada olanlar, insanlarla birebir temas kuranlar, sessiz ama samimi çalışanlar.
Bugün Bulgaristan’da ikinci grup yeterince görünür değil.
Oysa bir partiyi değerlendirmenin yolu sadece oy oranına bakmak değildir.
Şu sorular sorulmalıdır:
• Kim gerçekten sahada?
• Kim insanları dinliyor?
• Kim somut bir şey üretmiş?
• Kim ülke için gerçek bir plan ortaya koyuyor?
Bir ülkenin geleceği, en çok konuşulanlar tarafından değil;
en çok çalışanlar tarafından şekillenir.
Siyaset: Söz mü, Eser mi?
Bugün seçmenin önünde çok kritik bir ayrım var:
Bir tarafta sürekli konuşanlar,
diğer tarafta bir şeyler üretmiş olanlar.
Bir insan ya da hareket, sadece vaatlerle değil;
ortaya koyduğu somut işlerle değerlendirilmelidir.
Çünkü üretmek zordur.
Ve çoğu zaman sistem, üretenden rahatsız olur.
Bu yüzden bazı isimler ve hareketler büyümeden bastırılır,
görünmeden değerlendirilmeden kenarda bırakılır.
Ama unutulmamalıdır:
Gerçek kapasite her zaman görünür olan değildir.
Seçim Ne Değiştirir?
Asıl mesele burada başlıyor.
Bir seçim neyi değiştirir?
Sadece hükümeti mi?
Sadece parlamentodaki koltukları mı?
Hayır.
Bir seçim şunları değiştirir:
• Bir toplumun özgüvenini
• Bir milletin gelecek umudunu
• Bir ülkenin yönünü
Eğer aynı alışkanlıklarla oy verilirse,
aynı sonuçlar doğar.
Aynı sonuçlar doğarsa,
aynı sorunlar devam eder.
Ama eğer halk bilinçli bir kırılma yaparsa,
işte o zaman gerçek değişim başlar.
Bulgaristan İçin Asıl İhtiyaç: Bilinçli Vatandaş
Bugün Bulgaristan’ın en büyük ihtiyacı yeni bir slogan değil.
Yeni bir lider de değil.
En büyük ihtiyaç:
Bilinçli seçmen.
Yani:
• Okuyan
• Araştıran
• Sorgulayan
• Kendi kararını kendi veren
Çünkü okumadan, öğrenmeden, düşünmeden verilen oy;
başkasının aklıyla verilen oydur.
Ve başkasının aklıyla yönetilen bir ülke,
kendi yolunu bulamaz.
Oy: Kişisel Değil, Tarihî Bir Sorumluluk
Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur:
Oy sadece bugünü belirlemez.
Oy, geleceği şekillendirir.
Bu yüzden oy verirken şu soruyu sormak gerekir:
“Ben bunu kendim için mi veriyorum, yoksa gelecek nesiller için mi?”
Küçük çıkarlarla verilen oy geçicidir.
Ama bilinçle verilen oy, yıllar boyunca etkisini gösterir.
Son Söz: Güç Kimin?
Bugün birçok kişi gücün nerede olduğunu yanlış düşünüyor.
Güç anketlerde değildir.
Güç medyada değildir.
Güç büyük partilerde değildir.
Güç halktadır.
Ama bu güç, ancak bilinçle birleşirse gerçek olur.
19 Nisan: Bir Seçimden Fazlası
19 Nisan, sıradan bir tarih değil.
Bu tarih, Bulgaristan halkının kendine şu cevabı vereceği gün:
• Alışkanlıkla mı oy vereceğim?
• Yoksa gerçekten inanarak mı?
• Korkuyla mı seçeceğim?
• Yoksa cesaretle mi?
• Bana sunulanı mı kabul edeceğim?
• Yoksa kendi geleceğimi mi belirleyeceğim?
Sandığa gittiğinde kimse seni yönlendirmeyecek.
Kimse sana “doğruyu” söylemeyecek.
Ama sen bileceksin.
O yüzden son kararını verirken şunu unutma:
Bir ülkenin kaderi bazen tek bir doğru tercihle değişir.
Ve o tercih…
senin elindedir.

Yazar