Bazı günler vardır; akşam olduğunda insan “Bugün sadece bir etkinlik yapmadık; bir iz bıraktık,” der. Balıkesir’de, İstanbullular Sosyal Bilimler Lisesi’nde yaşadığımız gün tam da böyleydi.
Daha kapıdan girer girmez gözümüze bir yazı çarptı:
“Biz büyük bir aileyiz.”
Sıradan bir slogan gibi durabilir. Ama bilene çok şey anlatır: aidiyet, sahiplenme, birlikte büyüme…
Eğitimin yalnızca bilgi değil, karakter inşa ettiğini anlatır.
Kapıda bizi çok değerli okul müdürü Sayın Yaşar Karaoğlan beyefendi karşıladı. Makam odasında içilen bir kahve ve kısa bir sohbet, buranın resmiyetten çok kültürü olan bir eğitim yuvası olduğunu hissettirdi.
Konferans salonuna geçtiğimizde öğrenciler yerlerini almış, dikkatle bekliyordu.
Bu bekleyişte zorunluluk değil, merak vardı.
Etkinliğin zarif ayrıntılarından biri, BULTÜRK Derneği Genel Sekreteri Aysu Akbaş’ın Bulgaristan’dan getirdiği özel gofretleri öğrencilere tek tek dağıtmasıydı.
Küçük bir ikram, büyük bir köprüydü bu.
Açılışı yapan Aysu Akbaş, konuşmasında BULTÜRK’ün kısa tarihçesini anlattı. Dernek olarak il il, şehir şehir dolaşarak gençlere kendi köklerini; nereden ve niçin geldiklerini, bu topraklara neden sahip çıkmaları gerektiğini anlatma kararlılıklarını vurguladı. İçlerinden birilerinin çıkıp, atalarının yaptığı gibi dünyada söz sahibi olacağına olan inançlarını paylaştı. Konuşmasını BULTÜRK’ün mottosuyla pekiştirdi: “Çok çalışın, çok çalışın… Bizim sloganımız budur: çalışmak.”
Ardından BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk kürsüye davet edildi. Konuşması, belgeselin ruhuna hazırlık gibiydi. Sonrasında “Rumeli’ye Geçiş ve Kırcaali Efsanesi” belgeseli başladı.
Film ilerledikçe salondaki sessizlik derinleşti. Çünkü anlatılan sadece tarih değildi; hafızaydı, kimlikti, göçtü, dirençti. Öğrenciler yalnızca izlemiyor; kökleriyle bağ kuruyordu.
Belgesel sonrasında okul müdürüne, müdür yardımcısına ve BAL-GÖÇ Genel Sekreteri Sayın Ali Çalışkan’a kupa plaket takdim edildi.
Ardından söz alan okul müdür yardımcısı, BULTÜRK yöneticilerine teşekkür ederek İstanbul’dan kalkıp gelen bu gönül insanlarının gençlere yeni bir ufuk açtığını, onların “kendi olabilmeleri” için önemli bir kapı araladığını ifade etti. Başta Rafet Ulutürk olmak üzere tüm BULTÜRK ailesini kutladı ve bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını diledi.
Soru-cevap bölümünde gençlerin merakı ve bilinçli soruları, belgeselin amacına ulaştığını gösteriyordu.
Programın sonunda Rafet Ulutürk’ün gençlere hitaben söylediği sözler salonda adeta yankılandı:
“Çok değerli çocuklar, hazır olun. Sizler sadece Balıkesir için değil, sadece Türkiye için de değil, dünyayı yönetmeye hazır olunuz. Bu dünya sizi bekliyor. Türk beklenendir, bunu sakın unutmayınız. Dünyada beklenen asker Türk askeridir; başka bir asker yoktur. Bunu unutmayınız.”
Bu sözler bir hamaset değil, bir özgüven çağrısıydı. Gençlerin omuzlarına yük değil; ufuk koyan cümlelerdi.
Konuşmasının devamında Ulutürk, gençlerin kendi tarihini kendi kaynaklarından öğrenmesinin önemine değindi. Köklerinden beslenmeyen insanın eksik kalacağını, köklerinden koparılan ağacın nasıl kurursa insanın da öyle zayıflayacağını vurguladı.
Tarihin övünmek için değil, geleceği daha iyi görebilmek için öğrenilmesi gerektiğini ifade etti.
Programın sonunda okul müdürü de söz alarak bu buluşmaya vesile olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve katılımcılara teşekkür etti.
Toplanti sonrasi birer kahve daha içilip sohbet edildikten sonra okuldan ayrıldık. Ama içimizde çok net bir duygu vardı: Bu ülkenin geleceğine dair umut tazeleyen bir gün yaşamıştık.
Biz bir belgesel gösterimi için gitmiştik. Dönerken ise ortak hafızaya, kimliğe ve geleceğe dokunmuş olmanın huzurunu taşıyorduk.
Bazı günler takvim yaprağı değildir. Hatıraya dönüşen bir sorumluluktur.
Balıkesir’de yaşadığımız gün, benim için tam olarak buydu.
Bir toplantının daga sonuna gelmiştik.

Balıkesir İstanbulluoğlu Sosyal Bilimler Lisesi Okul Müdürü Yaşar Karaoğlan’ın Konuşması
Bir Belgeselin Açtığı Kapı: Rumeli’ye Geçiş, Kırcaali ve Gençliğin Bakışı
BULTÜRK’ten Balıkesir’de “Türk Dünyası ve Strateji” Değerlendirme Toplantısı
BULTÜRK Derneği Balıkesir-İstanbulluoğlu Sosyal Bilimler Lisesi’nde Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi Düzenlendi
Küresel Diplomaside Yeni Dönem
Paslanan Sadece Demir Değil, Kalbimizdir
Avrupa’nın Kalbinde Bir “Vatan” Hasreti mi, Yoksa Tarihi Bir Başkaldırı mı?
Hafıza İhaneti: Kopenhag’daki Uçak Kadar Olamamak!
Karanlığın Sınadığı Asalet: Kurt ve Dolunay