Türk dünyasının kıymetli temsilcileri,
Azerbaycan’dan Türkiye’ye, Kazakistan’dan Kırgızistan’a, Özbekistan’dan Türkmenistan’a, Balkanlardan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kadar gönlü aynı ülkü için atan değerli kardeşlerim,
Hanımefendiler, beyefendiler…
Bugün biz, Türk dünyasının gönlüne dokunmuş bir insanı; Ganira Paşayeva’yı konuşuyoruz.
Bazı insanlar görev yaptıkları makamla hatırlanır.
Bazıları yazdığı kitaplarla…
Bazıları yaptığı konuşmalarla…
Fakat bazı insanlar vardır ki makamlar onları anlatmaya yetmez.
Ganira Hanım böyle bir insandı.
Onu yalnızca “Azerbaycan Milletvekili” diye anlatırsak eksik anlatmış oluruz.
Çünkü onun gerçek makamı milletvekilliği değildi.
Onun gerçek makamı Türk dünyasının gönlüydü.
İLK TANIŞMAMIZ: 2000 YILINDA BAŞLAYAN BİR DOSTLUK
Ganira Paşayeva ile ilk defa 2000 yılında gerçekleştirilen Türk Dünyası Kurultayı’nda tanıştım.
Aradan bugün çeyrek asra yakın bir zaman geçti.
Fakat bazı karşılaşmalar vardır, insanın hafızasından hiç silinmez.
Çünkü karşınızdaki insanın yalnızca sözünü değil, yüreğini görürsünüz.
Ganira Hanım’da daha ilk yıllardan itibaren fark ettiğim şey buydu:
Türk dünyası onun için bir slogan değildi.
Bir protokol konusu değildi.
Bir seçim konuşması değildi.
Bir diplomasi cümlesi değildi.
Türk dünyası onun hayatının kendisiydi.
Daha sonra 2004’te, 2006’da, 2007’de, 2009’da, 2010’da ve sonraki yıllarda neredeyse her yıl farklı toplantılarda, kurultaylarda, etkinliklerde bir araya gelme imkânımız oldu.
Nereye gidersek gidelim, nerede Türk dünyası konuşuluyorsa Ganira Hanım oradaydı.
Bir gün Bakü’de…
Bir başka gün İstanbul’da…
Başka bir zaman Anadolu’nun bir şehrinde…
Balkanlarda…
Türk dünyasının herhangi bir meselesinin konuşulduğu yerde…
Ganira mutlaka vardı.
ONUN SINIRLARI HARİTALAR DEĞİL, TÜRK’ÜN YAŞADIĞI YERLERDİ
Ganira Paşayeva’yı anlamak için onun siyasi unvanlarına bakmak yetmez.
Onun dünyasının sınırlarını anlamak gerekir.
Onun dünyasında Azerbaycan vardı.
Türkiye vardı.
Kerkük vardı.
Doğu Türkistan vardı.
Kırım vardı.
Ahıska vardı.
Balkanlar vardı.
Kıbrıs vardı.
Türkmeneli vardı.
Türk’ün yaşadığı, acı çektiği, umut ettiği, dua ettiği her yer vardı.
Çünkü Ganira Hanım için sınır, haritadaki çizgilerden ibaret değildi.
Onun gönül coğrafyasının sınırı Türk’ün yaşadığı son evdi.
İşte bu nedenle ben onu yıllar boyunca hep aynı heyecanla gördüm.
Bir insan düşünün…
Yıllar geçiyor.
Makamlar değişiyor.
Siyasi şartlar değişiyor.
Dünya değişiyor.
Ama onun gözlerindeki Türk dünyası heyecanı değişmiyor.
Ganira Paşayeva böyleydi.
AZERBAYCAN’DA UNUTAMADIĞIMIZ 15 GÜN
Hayatım boyunca unutamayacağım hatıralardan biri de yaklaşık 2013 yıllarında gerçekleştirdiğimiz Azerbaycan ziyaretidir.
Ganira Hanım bizleri Azerbaycan’da yaklaşık on beş gün misafir etti.
Bu, sıradan bir misafirlik değildi.
Bize Azerbaycan’ı sadece şehirleriyle göstermedi.
Azerbaycan’ın ruhunu gösterdi.
Kendi milletvekili olduğu bölgeye götürdü.
Köylere gittik.
İnsanlarla görüştük.
Azerbaycan’ın sınır bölgelerini dolaştık.
Ermenistan sınırına kadar gittik.
Oralarda yalnızca coğrafyayı görmedik.
Bir milletin hafızasını gördük.
Acısını gördük.
Direncini gördük.
Vatan sevgisini gördük.
Ganira Hanım bize her yeri anlatıyordu.
Bazen bir köyü…
Bazen bir dağı…
Bazen bir şehidin hikâyesini…
Bazen bir ailenin yaşadığı acıyı…
Fakat anlattığı her hikâyenin sonunda aynı duyguyu hissediyordunuz:
Bu topraklar kolay vatan olmadı.
Ganira’nın vatan sevgisi kitaplardan öğrenilmiş bir vatan sevgisi değildi.
Toprağın kokusundan geliyordu.
Şehitlerin hatırasından geliyordu.
Karabağ’ın acısından geliyordu.
Azerbaycan Türkünün mücadelesinden geliyordu.
O günlerde onun nasıl çalıştığına yakından şahit oldum.
Yorulmuyordu.
Sabah başka yerde, akşam başka yerdeydi.
Bir köyün problemi varsa onu dinliyordu.
Bir Türk dünyası meselesi varsa onun peşinden gidiyordu.
Bir şehit ailesi varsa yanında bulunuyordu.
Bir kültür programı varsa katılıyordu.
Sanki bir insan değil, tek başına büyük bir teşkilat gibi çalışıyordu.
GANİRA HER YERDEYDİ
Ben bugün Ganira Paşayeva’yı tek cümleyle anlatmak istesem şunu söylerim:
Ganira her yerdeydi.
Türk dünyasının toplantısında Ganira vardı.
Şehitlikte Ganira vardı.
Bir kitap tanıtımında Ganira vardı.
Bir öğrencinin yanında Ganira vardı.
Bir mazlumun sesini duyurmak gerektiğinde Ganira vardı.
Azerbaycan meselesinde vardı.
Türkiye meselesinde vardı.
Kerkük’te vardı.
Karabağ’da vardı.
Balkanlarda vardı.
Kıbrıs’ta vardı.
Türk dünyasının hangi köşesinde bir mesele varsa, Ganira’nın gönlü oradaydı.
İşte bu nedenle kendisine yıllar içerisinde birçok kişi farklı sıfatlar verdi.
Ama bana göre ona en çok yakışan ifadelerden biri şudur:
Türk dünyasının Asenası.
Çünkü o yalnızca konuşan değil, koşan bir insandı.
Yalnızca çağıran değil, çağrılan yere giden bir insandı.
Yalnızca “birlik olalım” diyen değil, birliği kurmak için şehir şehir, ülke ülke dolaşan bir insandı.
2019 BAYRAMPAŞA: TÜRK DÜNYASININ KADINLARI
2019 yılında İstanbul Bayrampaşa’da düzenlenen ilk Türk Dünyasında Kadın Kurultayı’nda yeniden bir araya geldik.
Yıllar geçmişti.
Fakat Ganira değişmemişti.
Aynı enerji…
Aynı heyecan…
Aynı Türk dünyası sevdası…
Aynı koşturmaca…
Orada bir kez daha gördüm ki Türk dünyasında kadınların güçlenmesi, birbirlerini tanıması, birlikte hareket etmesi konusu onun için son derece önemliydi.
Çünkü Ganira Hanım Türk kadınına yalnızca sosyal hayatın bir unsuru olarak bakmıyordu.
Türk kadınının tarih boyunca milletin taşıyıcı sütunlarından biri olduğunu biliyordu.
Tomris’i biliyordu.
Nene Hatun’u biliyordu.
Kara Fatma’yı biliyordu.
Azerbaycan’ın vatan mücadelesindeki kadınlarını biliyordu.
Anadolu’nun cepheye mermi taşıyan analarını biliyordu.
Ve inanıyordu ki:
Türk dünyasının geleceği kurulacaksa, o geleceğin merkezinde Türk kadını mutlaka yer almalıdır.
NURİ PAŞA’NIN HATIRASINA GÖSTERDİĞİ VEFA
İstanbul’daki toplantılarımız sırasında Edirnekapı Şehitliği’ne yaptığımız ziyaretler de hafızamda önemli bir yere sahiptir.
Ganira Hanım tarihine karşı çok güçlü bir vefa duygusu taşıyordu.
Özellikle Kafkas İslam Ordusu’nun ve Nuri Paşa’nın Azerbaycan tarihindeki yerini çok iyi biliyordu.
Çünkü 1918’i anlamadan Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin derinliğini anlamak mümkün değildir.
Nuri Paşa’nın ve Kafkas İslam Ordusu’nun hatırasına gösterdiği hassasiyet bunun içindi.
O, geçmişi yalnızca anmıyordu.
Geçmiş ile gelecek arasında köprü kuruyordu.
Bize de sürekli şunu hatırlatıyordu:
Tarihine sahip çıkmayan milletler, geleceklerini başkalarının yazmasına mahkûm olurlar.
O, AZERBAYCAN’IN MİLLETVEKİLİYDİ AMA BÜTÜN TÜRK DÜNYASININ TEMSİLCİSİYDİ
Ganira Hanım Azerbaycan Cumhuriyeti’nin milletvekiliydi.
Ama gönüllerdeki seçim bölgesi çok daha büyüktü.
Onu Anadolu’daki bir insan kendi milletvekili gibi görüyordu.
Balkan Türkü kendi kardeşi kabul ediyordu.
Irak Türkü kendi sesi biliyordu.
Kıbrıs Türkü kendi dostu olarak görüyordu.
Orta Asya’da insanlar onu sevgiyle karşılıyordu.
Bunu para ile satın alamazsınız.
Bunu makamla elde edemezsiniz.
Bunu siyasi propaganda ile kuramazsınız.
Bunun tek yolu vardır:
İnsanların acısına gerçekten dokunmak.
Ganira Paşayeva bunu başardı.
Belki de Türk dünyasında farklı ülkelerdeki insanların gönlünü böylesine geniş biçimde kazanabilmiş ender milletvekillerinden biriydi.
GANİRA İLE KONUŞTUĞUNUZDA KENDİNİZİ DEĞERLİ HİSSEDERDİNİZ
Büyük insanların çok önemli bir özelliği vardır:
Yanlarında bulunduğunuz zaman size kendi büyüklüklerini hissettirmezler.
Sizin değerli olduğunuzu hissettirirler.
Ganira Hanım’da bu özellik vardı.
Onunla konuşurken karşınızda bir milletvekili olduğunu unuturdunuz.
Bir dost vardı.
Bir kardeş vardı.
Bir dava arkadaşı vardı.
Karşınıza kim çıkarsa çıksın aynı samimiyeti gösterebilirdi.
Bir devlet adamıyla konuşurken de heyecanlıydı.
Bir üniversite öğrencisini dinlerken de.
Bir köylünün derdini dinlerken de.
Bir şehit annesinin yanında otururken de.
Çünkü onun insan sevgisinin temelinde millet sevgisi vardı.
TÜRK DÜNYASINDA BİRLİK ONUN İÇİN BİR HAYAL DEĞİLDİ
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı’nı konuşuyoruz.
Ortak alfabe çalışmalarını konuşuyoruz.
Ortak ekonomik alanları konuşuyoruz.
Ulaştırma koridorlarını konuşuyoruz.
Savunma iş birliklerini konuşuyoruz.
Ortak üniversiteleri, kültür kurumlarını, medya ağlarını konuşuyoruz.
Fakat bütün bunların altyapısı yıllarca çalışan insanların gayretleriyle oluştu.
Ganira Paşayeva da bu gönül mimarlarından biriydi.
Çünkü devletlerin birleşmesinden önce gönüllerin birleşmesi gerektiğine inanıyordu.
Ve bunun için durmadan çalışıyordu.
Bence Ganira’nın en önemli miraslarından biri budur:
Türk dünyası önce birbirini tanımalıdır.
Sonra birbirini sevmelidir.
Sonra birbirine güvenmelidir.
Sonra birlikte hareket etmelidir.
Siyasi birliklerin temeli gönül birliğidir.
BİR İNSAN ÖLDÜĞÜNDE NE KALIR?
Hayat insana acı bir gerçeği öğretiyor.
Hepimiz bir gün gideceğiz.
Makamlar kalmayacak.
Unvanlar kalmayacak.
Arabalar, binalar, protokoller kalmayacak.
İnsan bu dünyadan ayrıldığında geriye tek bir soru kalacak:
Kaç insanın gönlüne dokundun?
Ganira Paşayeva’nın arkasında milyonlarca insanın duasının ve sevgisinin kalmasının sebebi budur.
Çünkü o gönüllere dokundu.
Bir milletvekilinin ulaşamayacağı kadar geniş bir coğrafyaya ulaştı.
Bir siyasetçinin kazanamayacağı kadar büyük bir sevgi kazandı.
VEFAT HABERİNİ DUYDUĞUMDA…
Ganira Hanım’ın vefat haberini aldığımda bir dostu kaybetmenin acısını yaşadım.
Ama yalnızca bir dostumu kaybettiğimi düşünmedim.
Türk dünyasının çok önemli bir sesini kaybettiğini hissettim.
Bazı insanların ölümü bir boşluk bırakır.
Bazılarının ölümü ise bir dönemi kapatır.
Ganira’nın ardından kalan boşluk işte böyle büyük bir boşluktur.
Çünkü onun yerine bir insan koyamazsınız.
Onun yaptığı işi kurumlar paylaşabilir.
Görevlerini başka insanlar üstlenebilir.
Makamına başka bir isim gelebilir.
Ama Ganira’nın gönüllerdeki yerinin bir halefi yoktur.
O yer ona aittir.
TÜRK DÜNYASININ ASENASI
Ben onu bugün şöyle hatırlıyorum:
Elinde çantası…
Bir programdan diğerine koşarken…
Bazen kürsüde…
Bazen şehitlikte…
Bazen sınırda…
Bazen bir köy evinde…
Bazen öğrencilerle…
Bazen devlet adamlarıyla…
Ama her yerde aynı Ganira.
Yüzünde kararlılık…
Gözlerinde heyecan…
Kalbinde Azerbaycan…
Ve gönlünde bütün Türk dünyası.
Bu nedenle ona “Türk Dünyasının Asenası” denildiğinde bunun bir iltifat olmanın ötesinde, onun hayatını anlatan bir tarif olduğunu düşünüyorum.
GANİRA BİZE BİR VASİYET BIRAKTI
Ganira Paşayeva bugün aramızda değil.
Ama aslında bize büyük bir vasiyet bıraktı.
O vasiyet şudur:
Birbirinizi yalnız bırakmayın.
Azerbaycan’ın derdi Türkiye’nin derdi olsun.
Türkiye’nin derdi Kazakistan’ın derdi olsun.
Kerkük’ün derdi Bakü’de hissedilsin.
Doğu Türkistan’ın acısı İstanbul’da hissedilsin.
Kırım’ın sesi Bişkek’te duyulsun.
Balkan Türkünün meselesi Taşkent’te bilinsin.
Kıbrıs Türkünün mücadelesi bütün Türk dünyasında sahiplenilsin.
İşte Ganira’nın hayatı buydu.
“Nerede Türk varsa ben oradayım.”
ONU ANMANIN EN GÜZEL YOLU
Değerli dostlar,
Bir insanı anmak yalnızca onun fotoğrafını duvara asmak değildir.
Bir insanı gerçekten anmak, onun bıraktığı yerden yürümektir.
Ganira Paşayeva’yı gerçekten anmak istiyorsak Türk dünyasının gençlerini birbirine yaklaştırmalıyız.
Öğrenci değişimlerini artırmalıyız.
Ortak tarih çalışmalarını güçlendirmeliyiz.
Türk dünyası kadınlarının iş birliğini büyütmeliyiz.
Ortak medya ağları kurmalıyız.
Akademisyenleri bir araya getirmeliyiz.
Ortak kültür ve edebiyat projeleri geliştirmeliyiz.
Türk dünyasında genç bir kuşağa sadece geçmişteki büyük zaferlerimizi değil, birlikte kuracağımız geleceği de anlatmalıyız.
Çünkü Ganira geçmişi severdi ama yüzü geleceğe dönüktü.
BİR MİLLETİN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİ BÖYLE İNSANLARDIR
Petrol biter.
Doğal gaz biter.
Madenler tükenir.
Servet el değiştirir.
Ama bir milletin yetiştirdiği büyük insanlar yüz yıl sonra bile yol göstermeye devam eder.
Ganira Paşayeva Azerbaycan’ın yetiştirdiği böyle insanlardan biridir.
Fakat artık sadece Azerbaycan’ın değildir.
O bütün Türk dünyasının ortak hafızasıdır.
Bakü’nün kızıdır.
Anadolu’nun kardeşidir.
Balkanların dostudur.
Kerkük’ün sesidir.
Karabağ’ın yüreğidir.
Türk dünyasının Asenasıdır.
GANİRA, SENİ UNUTMADIK
Sevgili Ganira…
2000 yılında başlayan dostluğumuzdan bugüne kadar geçen yılları düşündüğümde gözümün önünden sayısız hatıra geçiyor.
2004…
2006…
2007…
2009…
2010…
Azerbaycan’da geçirdiğimiz o uzun günler…
Sınır yolculuklarımız…
Köyler…
Toplantılar…
İstanbul…
Bayrampaşa…
Türk dünyası buluşmaları…
Şehitlik ziyaretleri…
Konuşmalarımız…
Planlarımız…
Ve hiç bitmeyen koşuşturman…
Bugün seni anlatmak kolay değil.
Çünkü bazı insanlar kelimelere sığmaz.
Sen de onlardan biriydin.
Ama şunu bil:
Seni unutmadık.
Türk dünyası seni unutmadı.
Azerbaycan seni unutmadı.
Türkiye seni unutmadı.
Dostların seni unutmadı.
Davan seni unutmadı.
SON SÖZ: BAZI İNSANLAR TOPRAĞA DEĞİL, GÖNÜLLERE DEFNEDİLİR
Değerli katılımcılar,
İnsan ölür.
Ama dava ölmez.
Beden toprağa verilir.
Ama hizmet toprağa girmez.
Ses susar.
Ama bıraktığı fikir konuşmaya devam eder.
Ganira Paşayeva’nın bedeni bugün aramızda değildir.
Ama adı Bakü’den İstanbul’a, Anadolu’dan Orta Asya’ya, Balkanlardan Kıbrıs’a kadar yaşamaya devam edecektir.
Çünkü bazı insanlar mezarlara değil, milletlerin hafızasına gömülür.
Bazı insanlar toprağa değil, gönüllere defnedilir.
Ganira Paşayeva da Türk dünyasının gönlüne defnedilmiş büyük bir dava insanıdır.
Onun bıraktığı boşluğu dolduramayabiliriz.
Ama bıraktığı bayrağı taşıyabiliriz.
Onun kadar koşamayabiliriz.
Ama onun yürüdüğü yolda yürüyebiliriz.
Onun kadar çok gönüle dokunamayabiliriz.
Ama dokunduğu gönülleri birbirine bağlamaya devam edebiliriz.
Ve bir gün Türk dünyasının bütün parçaları çok daha güçlü biçimde yan yana geldiğinde, o büyük birlik tablosunda Ganira Paşayeva’nın alın terinden, emeğinden ve duasından mutlaka bir iz bulunacaktır.
Ruhu şad olsun.
Mekânı cennet olsun.
Adı Türk dünyasının gönlünde ebediyen yaşasın.
Bir kez daha rahmet, minnet ve büyük bir özlemle anıyorum.
Ne mutlu Türk dünyasına ömrünü adayanlara.
Ne mutlu arkasında namuslu bir dava ve milyonların duasını bırakanlara.
Ne mutlu Ganira Paşayeva gibi gönüllerde yaşamaya devam edenlere.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle ve Türk dünyasının kardeşlik ülküsüne olan sarsılmaz inancımla selamlıyorum.
Yaşasın Azerbaycan-Türkiye kardeşliği.
Yaşasın Türk dünyasının birliği.
Yaşasın gönülden gönüle uzanan o büyük Türk dünyası ülküsü.
Fotoğraf: TRT Avaz

UKRAYNA-RUSYA SAVAŞINDA TÜRK HALKLARININ AĞIRLAŞAN BEDELİ
GANİRA PAŞAYEVA: TÜRK DÜNYASININ ASENASI, GÖNÜLLERDE YAŞAYAN BİR DAVA İNSANI
Bulgaristan’ın Kumarla Mücadelesinde Yeni Dönem
Türkçe Varsa Biz Varız
İnsan En Çok Kendine Yaptığıyla Yaşar
GRÖNLAND ANLAŞMASI: İLHAKTAN STRATEJİK ERİŞİME
BAŞSAĞLIĞI
BULTÜRK ve BGSAM heyeti Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda
Sofya’dan Üsküp’e AB sürecinde ilerleme mesajı





