Arzu ÜNAL
İliyana Yotova’nın Açıklamaları, BULTÜRK’ün Desteği ve 25 Ekim Seçimlerine Stratejik Bakış
Bir ülkenin büyüklüğü yalnızca topraklarıyla, ordusuyla veya ekonomik gücüyle ölçülmez. Asıl büyüklük, devletin bütün vatandaşlarına eşit davranmasında, farklı kimlikleri bir zenginlik olarak görmesinde ve adaleti herkes için güvence altına almasında ortaya çıkar.
Bulgaristan bugün yalnızca bir seçim sürecinden geçmiyor. Aynı zamanda nasıl bir devlet, nasıl bir demokrasi ve nasıl bir toplumsal düzen istediği konusunda önemli sorularla karşı karşıya bulunuyor.
Bu nedenle seçim tartışmalarını yalnızca adaylar, partiler ve sandık numaraları üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Adayların söylediklerine, ortaya koydukları ilkelere, geçmişteki tutumlarına ve geleceğe ilişkin somut taahhütlerine bakmak gerekir.
BULTÜRK Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği açısından da temel mesele, Bulgaristan’da yaşayan Türklerin ve diğer bütün vatandaşların haklarının korunması, demokratik kurumların güçlendirilmesi ve farklı toplulukların barış içinde yaşayabileceği bir geleceğin kurulmasıdır.
İliyana Yotova’nın paylaşılan seçim konuşmaları, bu ilkeler açısından incelenmeye değer mesajlar içeriyor.
- Kırcaali’den yükselen mesaj: Farklılıklar çatışma değil, zenginliktir
Yotova’nın Kırcaali hakkındaki açıklaması özellikle dikkat çekicidir:
“Kırcaali, hoşgörü ve anlayış bakımından eşsiz bir modeldir. Burada farklılıklar çatışmaz, barış içinde yaşar.”
Bu sözlerin önemi, yalnızca Kırcaali’yi övmesinden kaynaklanmıyor.
Kırcaali, Bulgaristan’ın çok kültürlü toplumsal yapısını anlamak bakımından önemli bir örnektir. Türkler, Bulgarlar ve diğer topluluklar uzun yıllardır aynı coğrafyanın ortak hayatını paylaşmaktadır.
Ancak hoşgörü tek başına yeterli değildir.
Gerçek bir demokratik toplumda hoşgörünün yanında hukuki eşitlik, kültürel hakların korunması, anadilin yaşatılması, eğitim fırsatları ve kamu hizmetlerine eşit erişim de bulunmalıdır.
Stratejik bakımdan Kırcaali’nin verdiği ders açıktır: Bir devlet farklılıkları bastırarak değil, eşit vatandaşlık temelinde koruyarak güçlenir. - Kanunlar herkes için eşit olmalıdır
Yotova’nın paylaşılan konuşmalarındaki en güçlü demokrasi vurgularından biri şöyledir:
“Biz kanunların herkes için eşit olması gerektiğine inanan insanlarız.”
Bu kısa cümle, demokratik devlet anlayışının temelini oluşturur.
Çünkü kanunların eşit uygulanmadığı bir ülkede vatandaşlık bilinci zayıflar. İnsanlar devlete olan güvenlerini kaybetmeye başlar.
Bir ülkede hiç kimse etnik kökeni, dili, dini, ekonomik durumu veya siyasi görüşü nedeniyle üstün ya da ikinci sınıf vatandaş olarak görülmemelidir.
BULTÜRK’ün yıllardır savunduğu eşit vatandaşlık anlayışı da bu ilkeyle örtüşmektedir.
Bulgaristan Türkleri ayrıcalık değil, eşitlik istemektedir. Tarihî acıların yeniden yaşanmadığı, kimliklerin güvence altında olduğu ve her vatandaşın devlet karşısında aynı değere sahip bulunduğu bir düzen, bütün Bulgaristan’ın yararınadır. - Devlet vatandaşını korumalıdır
Yotova’nın Plovdiv ziyaretiyle ilgili paylaşımında şu ifadeler yer almaktadır:
“Devlet yeniden yerini almalı ve vatandaşlarını korumalıdır. Çünkü onlar Bulgaristan’ın en büyük zenginliğidir.”
Aynı açıklamada ülkedeki sosyal ve coğrafi eşitsizliklerin kabul edilemez boyutlara ulaştığı da belirtilmektedir.
Bu yaklaşım, Bulgaristan’ın geleceği açısından önemli bir tartışmayı gündeme getiriyor.
Bir ülkenin başkentinde yatırım yapılırken küçük şehirlerinin ve köylerinin boşalması sürdürülebilir değildir.
Rodoplar’da, Deliorman’da, Kırcaali’de, Şumnu’da veya ülkenin başka bölgelerinde yaşayan gençlerin de kaliteli eğitime, sağlık hizmetlerine ve istihdam olanaklarına ulaşabilmesi gerekir.
Devlet yalnızca güçlü ekonomik merkezlerin değil, en uzak köyde yaşayan vatandaşın da devleti olmalıdır. - Siyasi kavga yerine kurumlar arasında diyalog
Yotova, Kırcaali açıklamasında kurumlar arasındaki ilişkiler hakkında da önemli bir mesaj vermiştir:
“Her kurum kendi yetkileri çerçevesinde hareket etmeli, ancak Bulgaristan için birlikte çalışmalıyız.”
Demokraside görüş ayrılıkları doğaldır.
Fakat siyasi rekabetin sürekli düşmanlığa dönüşmesi, kurumları zayıflatır ve toplumda güvensizlik yaratır.
Cumhurbaşkanlığı, parlamento, hükümet ve yerel yönetimler kendi anayasal görevlerini yerine getirirken ortak kamu yararını gözetmelidir.
Bulgaristan’ın ihtiyacı olan şey, birbirini yok etmeye çalışan siyasi kamplar değil; hesap verebilir, bağımsız ve vatandaş odaklı kurumlardır. - Barış diplomasisi ve Bulgaristan’ın uluslararası rolü
Yotova’nın Varna ve Stara Zagora çevresindeki açıklamalarında Ukrayna’daki savaşa ilişkin barış müzakereleri vurgusu öne çıkmaktadır.
Paylaşımlarında, Avrupa’nın barış girişimlerinde daha etkin olması ve Bulgaristan’ın diplomatik sesini duyurması gerektiğini savunmaktadır.
Barış arayışı elbette önemli bir hedeftir. Ancak kalıcı barışın uluslararası hukuk, devletlerin egemenliği ve sivillerin güvenliği temelinde değerlendirilmesi gerekir.
Bulgaristan’ın Avrupa Birliği ve NATO içindeki sorumluluklarıyla ulusal çıkarlarını birlikte ele alan, tutarlı bir dış politika yürütmesi önemlidir. - Ekonomik kalkınma: Gençler için geleceği kendi ülkesinde kurmak
Yotova’nın Varna için dile getirdiği teknolojik merkez vizyonu, ülkenin ekonomik dönüşümüne ilişkin bir başka başlıktır.
Varna’nın yalnızca Karadeniz kıyısındaki bir liman şehri değil, Avrupa ölçeğinde bir teknoloji merkezi olabileceğini ifade etmektedir.
Gılıbovo’da enerji ve sanayi kapasitesinin korunmasına yönelik açıklamaları da bölgesel istihdamın önemine işaret ediyor.
Ancak bu vaatlerin başarısı somut yatırım programlarına, çevresel sürdürülebilirliğe, finansman kaynaklarına ve uygulanabilir politikalara bağlıdır.
Bulgaristan’ın geleceği açısından asıl hedef, gençlerin ülkelerinden ayrılmak zorunda kalmadığı, liyakatin öne çıktığı ve ekonomik fırsatların bölgelere dengeli dağıldığı bir kalkınma modeli olmalıdır. - BULTÜRK açısından temel ölçü: Sözlerin uygulamaya dönüşmesi
BULTÜRK’ün eşit vatandaşlık, kültürel mirasın korunması ve toplumsal barış konusundaki yaklaşımı bakımından Yotova’nın açıklamaları değerlendirilebilir.
Ancak bir siyasetçinin demokratik ilkelerden söz etmesi ile bu ilkeleri uygulaması aynı şey değildir.
Bu nedenle kamuoyunun adaylardan somut yanıtlar beklemesi gerekir.
Bulgaristan Türklerinin anadil ve kültürel hakları nasıl korunacaktır? Eğitimde fırsat eşitliği nasıl sağlanacaktır? Küçük yerleşim yerlerindeki ekonomik gerileme nasıl durdurulacaktır? Devlet kurumlarında liyakat ve ayrımcılıkla mücadele nasıl güçlendirilecektir?
Bu sorular yalnızca Türk toplumunun değil, Bulgaristan’daki bütün vatandaşların geleceğini ilgilendiriyor. - Stratejik bakış: Bulgaristan’ın ihtiyacı etnik ayrışma değil, ortak vatandaşlık bilincidir
Bulgaristan’ın siyasi geleceği yalnızca Bulgarların, Türklerin, Romanların veya başka bir topluluğun geleceği olarak düşünülemez.
Bu ülkenin geleceği ortaktır.
Bir toplumun demokratik olgunluğu, çoğunluğun haklarının korunmasıyla değil, azınlıkta kalanların da kendilerini eşit ve güvende hissedebilmesiyle ölçülür.
Bulgaristan Türklerinin tarihî hafızasında zorunlu asimilasyon politikalarının ve göçlerin derin izleri bulunmaktadır.
Bu hafıza, geçmişte yaşananları unutmadan geleceği birlikte kurma sorumluluğunu da beraberinde getirir.
Geçmişin acıları yeni ayrışmalar üretmek için değil, aynı hataların bir daha tekrarlanmaması için hatırlanmalıdır.
Gerçek devlet adamlığı, kendisine oy verenlerin değil, bütün vatandaşların haklarını koruyabilmektir. - 25 Ekim seçimleri: Sandıktan önce vicdan ve muhakeme
Paylaşılan kampanya görsellerinde İliyana Yotova’nın adı ve 25 numarası yer almaktadır. Ancak seçimin tarihi, adaylık bilgileri ve pusula numarası resmî seçim kaynaklarından ayrıca doğrulanmalıdır.
Seçmenler açısından esas mesele bir numaradan daha büyüktür.
Bir adayın sözleriyle uygulamaları arasındaki tutarlılık, demokratik kurumlara yaklaşımı, vatandaşların haklarına gösterdiği saygı ve vaatlerinin uygulanabilirliği dikkatle değerlendirilmelidir.
Seçim günü kullanılan oy yalnızca bir kişiye verilen yetki değildir. Aynı zamanda ülkenin hangi değerlerle yönetilmesi istendiğine ilişkin demokratik bir tercihtir.
Son söz: Seçimler geçer, adaletin bıraktığı iz kalır
Bulgaristan’ın geleceğini tek bir lider, tek bir parti veya tek bir topluluk kuramaz.
Bu gelecek; Bulgarıyla, Türküyle, Romanıyla, genciyle, yaşlısıyla, emeğiyle geçinen bütün vatandaşların ortak sorumluluğudur.
İliyana Yotova’nın Kırcaali’de hoşgörü, Plovdiv’de sosyal adalet, Varna’da teknoloji, diğer konuşmalarında hukuk önünde eşitlik ve kurumlar arası diyalog üzerine söyledikleri, demokratik kamuoyu tarafından dikkatle değerlendirilmeyi hak etmektedir.
Fakat tarihin gerçek hükmü konuşmalar üzerinden değil, gerçekleştirilen hizmetler üzerinden verilir.
BULTÜRK açısından savunulması gereken kalıcı ilke şudur:
Bulgaristan’da hiç kimse kimliğinden dolayı üstün, hiç kimse kimliğinden dolayı aşağı görülmemelidir. Her vatandaş aynı hukuka, aynı saygıya ve aynı fırsatlara sahip olmalıdır.
Çünkü güçlü Bulgaristan, vatandaşlarının birbirinden korkmadığı; birbirine güvendiği Bulgaristan’dır.
Ve unutulmamalıdır:
Seçimler gelir geçer. Siyasi makamlar değişir. İsimler zamanla unutulabilir. Fakat adaletle yönetilen bir ülkenin bıraktığı miras nesiller boyunca yaşamaya devam eder.

Karadeniz’de Güvenlik Endişesi Büyüyor: Bulgaristan’dan Ortak Önlem Çağrısı
Bulgaristan’da Bazı Gıda Ürünlerinin Fiyatları Yüzde 100’den Fazla Arttı
Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda 37 Kilometrelik TIR Kuyruğu: Şoförler Çözüm Bekliyor
Rumen Radev’den Amerikalı İş İnsanlarına Bulgaristan’a Yatırım Çağrısı
Bulgaristan Açıklarında İki Ticari Gemi Daha İHA Saldırısına Uğradı
🇹🇷 Ankara’nın Başkent Oluşunun 103. Yıl Dönümü Kutlu Olsun!
Bulgaristan’ın Geleceği İçin Adalet, Eşitlik Ve Birlik
36 Yıllık Siyasi Tecrübeden Çıkarılacak Ders: Bize İsmi Türk Olan Değil, Adaleti Uygulayan Siyaset Lazım!
КАКВО ВИДЯХМЕ НИЕ В ДУМИТЕ НА ИЛИЯНА ЙОТОВА?




