Gülten RAYİMOĞLU
Bir ülke yalnızca fabrikaları kapandığında yoksullaşmaz. İnsanları, “Burada hiçbir şey değişmez” demeye başladığında da yoksullaşır.
Çünkü o cümlenin içinde kırılmış bir güven, yorulmuş bir vicdan ve ertelenmiş bir hayat vardır.
Bulgaristan’ın bugün konuşması gereken biraz da budur: İnsanların içindeki yarını kim, nasıl yeniden ayağa kaldıracak?
Yıllardır aynı isimleri dinleyen, aynı mücadeleleri izleyen vatandaşın artık vaatlerden önce hafızasına başvurması kadar doğal ne olabilir?
Boyko Borisov da Delyan Peevski de bu toplumun karşısına ilk kez çıkmıyor.
Halk onları tanıyor. Siyasetteki ağırlıklarını, tercihlerini ve tartışmalar karşısındaki tutumlarını gördü.
Artık vatandaşın sormaya hakkı var:
“Size yeniden güvenmem için hayatımda ne değişti?”
Bir Annenin Boş Kalan Sofrası
Siyaseti bazen çok uzak bir yerden konuşuyoruz.
Parti merkezlerinden, televizyon ekranlarından, büyük toplantı salonlarından…
Bir de akşam yemeğini iki kişilik hazırlayıp dört kişilik sofrayı hatırlayan annenin evinden bakalım.
Çocukları başka ülkelerde. Torununu telefon ekranından seviyor. Bayram yaklaşınca önce takvime, sonra uçak biletlerinin fiyatına bakıyor.
Onun için devlet; kürsü, makam ve protokol değildir.
Devlet, çocuğunun kendi ülkesinde çalışabilmesi ihtimalidir. Hastalandığında ulaşabildiği doktordur. Kışın ısıtabildiği evidir. Kimseye minnet etmeden yaşayabildiği ömrüdür.
Böyle bir anneye sürekli büyük siyasi hesaplar anlatabilirsiniz. Ama sonunda size aynı soruyu sorar:
“Peki benim çocuğum ne zaman dönecek?”
İşte bütün siyaset, biraz da bu sorunun karşısında sınanmalıdır.
Denenmiş İsimlerden Yeni Cevaplar Beklemek
Borisov ve Peevski hakkında değerlendirme yaparken yalnızca söylediklerine bakamayız. Bulgaristan siyasetinde etkili oldukları yılları da hatırlamak zorundayız.
Bir siyasetçinin geçmişi, seçim zamanı kapatılacak bir dosya değildir.
Yetki kullanmışsa bunun hesabını verir.
Kararlara yön vermişse sonuçlarıyla yüzleşir.
Halktan yeniden destek istiyorsa neden yeniden güvenilmesi gerektiğini açıklar.
Vatandaşın hafızası küçümsenmemelidir.
İnsanlar her tartışmanın ayrıntısını hatırlamayabilir. Fakat kendilerini ne zaman yalnız hissettiklerini unutmazlar. Hangi sorularının cevapsız kaldığını, hangi umutlarının yarıda bırakıldığını hatırlarlar.
Denenmiş olmak, daha fazla hesap verme sorumluluğu getirir.
İnsanları Birbirinden Uzaklaştıran kimdi
Bulgaristan’da farklı dış politika görüşleri var. Avrupa’yla ilişkileri, Rusya’yı, güvenliği ve ülkenin yönünü tartışmak elbette gerekir.
Fakat vatandaşın geçim derdini bu tartışmaların arasında kaybetmeye hakkımız yok.
Bir emeklinin ilaç parasını hesaplarken hangi siyasi etikete ait olduğunun ne önemi var?
Bir genç iş başvurusunda hakkının yenildiğini düşünüyorsa önce onun adalet arayışını duymamız gerekmez mi?
Avrupa’dan söz eden herkesin uygulamalarında da hukuk görmek isteriz. Egemenlikten söz eden herkesin kamu malını korumasını bekleriz.
Dürüstlük, bir siyasi kampın tekelinde değildir. Hesap verme sorumluluğu da hiçbir kampın dışında bırakılamaz.
Vatandaşın ekmeği, onuru ve hakkı; siyasi etiketlerden daha ağırdır.
Bir Halkın Onurunu Korumak
İnsanı en çok yoran şeylerden biri, sesinin duyulmadığını hissetmesidir.
Dilekçe verir, cevap bekler. Haksızlığa uğradığını söyler, kapı aralar. Çocuğuna iş arar, kendisine bir tanıdık bulması önerilir.
Zamanla yalnızca kurumlara güvenini kaybetmez; kendi hakkını istemekten de utanmaya başlar.
Oysa utanması gereken, hakkını arayan vatandaş değildir.
Devlet kapısına gelen insanın başı dik olmalıdır.
Çünkü orası onun vergisiyle ayakta durur. Orada kullanılan yetki, onun adına kullanılır.
Bulgaristan’ın ihtiyacı olan değişim, biraz da bu onuru geri verecek değişimdir.
İnsanın, “Benim kimsem yok” demek zorunda kalmadığı bir düzen…
Çünkü adalet varsa, vatandaşın arkasında hukuk vardır.
Radev ve Yotova’ya Duyulan Umudun Sorumluluğu
Benim siyasi kanaatim, Bulgaristan’ın Rumen Radev ve İliyana Yotova’nın temsil ettiği çizgide yeni bir başlangıç arayışını değerlendirmesi gerektiğidir.
Bu kanaatin temelinde, aynı isimler etrafında dönüp duran siyasetin dışına çıkabilme isteği var.
Ancak umut bağladığımız insanlardan bunlardır. Bugün için başka yok…
Onlardan Vatandaşı dinlemelerini istiyoruz. Devletin imkânlarını toplumun tamamı için korumalarını istiyoruz. Eleştiriye tahammül göstermelerini, zor sorulara açık cevap vermelerini istiyoruz.
En çok da insanların güvenini özenle taşımalarını istiyoruz.
Çünkü halkın verdiği destek, bir ayrıcalık belgesi değildir. Yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur.
Yeni bir başlangıç vaadi, günlük hayatta karşılık bulduğu ölçüde değer kazanacaktır.
Çocuklarımızın Gitmek Zorunda Kalmadığı Bir Ülke
Bir ülkenin geleceğini anlamak için gençlerine bakın.
Hayallerini nerede kuruyorlar? Eğitimlerini bitirdiklerinde hangi şehirde yaşamak istiyorlar?
Kendi ülkelerinde emeklerinin karşılığını alabileceklerine inanıyorlar mı?
İnsan elbette dünyayı görmeli, başka ülkelerde okumalı, çalışmalı. Fakat gitmek bir tercih olduğunda başka, kalmak imkânsız göründüğünde başkadır.
Bir babanın evladına, “Git, burada geleceğin yok” demesi ne ağırdır.
Bir gencin memleketini severken ondan uzaklaşmak zorunda hissetmesi ne acıdır.
Siyasetin başarısını biraz da bu ayrılıklar üzerinden konuşmalıyız.
Kaç gence kalma cesareti verdi? Kaç aileye yeniden aynı sofrada buluşma umudu taşıdı?
Güven Bir Halkın Emeğidir
Borisov ve Peevski, Bulgaristan halkının tanımadığı isimler değil. Yaptıkları ortada.
Vatandaşın onları değerlendirmek için yalnızca yeni sözlerine ihtiyacı yok; geçmişe bakma hakkı da var.
Bu hakkı kimse elinden alamaz.
Bugün yeni bir yol arayan insanları anlamak gerekir. Onların arayışında yalnızca siyasi öfke bulunmuyor. Daha sakin bir hayat, daha adil bir devlet, çocukları için daha sağlam bir gelecek isteği de var.
Ben bu isteğin küçümsenmemesi gerektiğine inanıyorum.
Çünkü güven, kolay verilen bir şey gibi görünse de içinde yılların emeğini taşır. Bir işçinin alın terini, bir annenin duasını, bir gencin bekleyişini…
Bulgaristan halkının güvenini isteyen herkes, önce o güvenin ağırlığını hissetmelidir.
Bu ülkenin insanları, bir gün çocuklarına gönül rahatlığıyla şu cümleyi söyleyebilmeli:
“Burada da bir geleceğin var. Bu devlet senin hakkını da koruyor.”

Bir Halkın Güveni İkinci Kez Harcanmamalı
Meydanlar Boşaldı, Halkın Hafızası Silinmedi
Daha Bir Yıl Bile Geçmedi: Halkın Sesini Unuttunuz mu?
BULTÜRK’TEN İLİYANA YOTOVA’YA TEBRİK MESAJI
Bulgaristan Türklerinin İradesi Kimsenin Tekelinde Değildir!





