İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin onlarca yıldır Filistin halkının bağımsızlık mücadelesine verdiği siyasi, diplomatik ve insani destek tarihsel ve resmî belgelerle sabittir. Türkiye, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile 1975 yılında resmî ilişkiler kurmuş, 15 Kasım 1988 tarihinde ilan edilen Filistin Devleti’ni aynı gün tanıyan ilk ülkeler arasında yer almıştır. Ayrıca Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasını uluslararası platformlarda desteklemeyi sürdürmektedir (T.C. Dışişleri Bakanlığı, t.y.).

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Kıbrıs Türk halkı da Filistin halkının bağımsızlık mücadelesiyle dayanışma içerisinde olmuştur. Nitekim KKTC Dışişleri Bakanlığı, Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) yönelik ziyaretine ilişkin açıklamasında, Kıbrıs Türk halkının Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve meşru mücadelesini öteden beri desteklediğini özellikle vurgulamıştır (KKTC Dışişleri Bakanlığı, 2026b).

Bütün bu tarihsel gerçekler ortadayken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 29 Ekim 2026 tarihinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ziyaret ederek Rum lider Nikos Hristodulidis ile bir araya gelmesi, diplomatik açıdan ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Abbas’ın 29–30 Ekim 2026 tarihlerini kapsayan ziyaretinin gündeminde ikili ilişkilerin, bölgesel gelişmelerin, Gazze’ye yönelik insani yardım faaliyetlerinin ve Kıbrıs meselesindeki son gelişmelerin bulunduğu önceden açıklanmıştır (Cyprus Business News, 2026).

Üstelik söz konusu ziyaret, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yıl dönümünün kutlandığı ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi kapsamında, KKTC’nin de temsil edildiği Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nın Ankara’da gerçekleştirildiği bir güne rastlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 28 Ekim 2026 tarihli açıklamasında toplantının 29 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirileceğini duyurmuştur. KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da söz konusu toplantıya katılarak Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki yaklaşımını dile getirmiştir (KKTC Dışişleri Bakanlığı, 2026a; T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2026).

Türk dünyasının siyasi dayanışmasının ve ortak geleceğinin gündemde olduğu böyle bir tarihte Abbas’ın Rum yönetimiyle görüşmeyi tercih etmesi, ziyaretin zamanlamasını daha da dikkat çekici hâle getirmektedir. Bu tarih örtüşmesinin bilinçli bir siyasi mesaj mı, yoksa diplomatik takvimden kaynaklanan bir gelişme mi olduğu açıklığa kavuşturulması gereken bir sorudur.

Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile diplomatik yakınlaşması yeni değildir. Nitekim 8–9 Temmuz 2009 tarihlerinde Rum yönetimine gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, Kıbrıs meselesine ilişkin kendisine atfedilen açıklamalar Türkiye’de diplomatik girişime neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 10 Temmuz 2009 tarihinde Filistin’in Ankara Büyükelçisi Nabil Maarouf’u Bakanlığa davet ederek konu hakkında bilgi istemiştir. Ancak Filistin Büyükelçisi, Abbas’ın söz konusu açıklamaları yapmadığını ve Kıbrıs meselesinin görüşmelerde ele alınmadığını bildirmiştir. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin ise 15 Temmuz 2009 tarihli basın toplantısında, Filistin tarafının açıklamalarının ardından konunun Türkiye açısından kapandığını ifade etmiştir (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009a, 2009b).

Abbas, 13–15 Haziran 2022 tarihlerinde de Güney Kıbrıs’ı ziyaret etmiş, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis ile görüşmüştür. Filistin Devlet Başkanlığının resmî açıklamasına göre bu ziyaret sırasında siyasi temasların yanı sıra çeşitli alanlarda iş birliğine yönelik anlaşmalar da imzalanmıştır (Filistin Devlet Başkanlığı, 2022).

Dolayısıyla 29 Ekim 2026 ziyareti, Filistin yönetiminin Rum tarafıyla yıllara yayılan diplomatik ilişkilerinin devamı niteliğindedir. Bununla birlikte, bu ilişkilerin Kıbrıs Türk halkının siyasi hakları, egemenlik talepleri ve uluslararası temsil meselesi bakımından ortaya çıkardığı sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Son ziyarette dikkat çeken bir başka husus da Abbas’ın, Rum yönetiminin İsrail ile geliştirdiği ilişkileri olumlu değerlendirerek Filistin-İsrail barış görüşmelerinde arabuluculuk rolü üstlenmesini istemesidir. Abbas, Rum yönetiminin hem Filistin hem de İsrail ile ilişkilerinin bulunmasını barış girişimlerine katkı sağlayabilecek bir unsur olarak değerlendirmiştir (Karagiorgas, 2026). Filistin resmî haber ajansı WAFA da görüşmede ikili ilişkilerin geliştirilmesi, Filistin’deki gelişmeler ve bölgesel barış çabalarının ele alındığını bildirmiştir (WAFA, 2026).

Böylece Rum yönetimine Doğu Akdeniz’de ilave diplomatik görünürlük kazandırabilecek bir yaklaşım sergilenmiştir. Türkiye’nin uzun yıllardır Filistin meselesinde üstlendiği diplomatik ve insani roller dikkate alındığında, bu tercihin bölgesel siyasi dengeler açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dahası, Abbas ile Hristodulidis arasındaki görüşmenin gündeminde Kıbrıs meselesinin de yer alacağının açıklanması, KKTC açısından doğrudan bir siyasi temsil tartışması doğurmuştur. Nitekim KKTC Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkının iradesinin yok sayılmasından duyduğu üzüntüyü belirterek KKTC’nin meşru hak ve hassasiyetlerine saygı gösterilmesini istemiştir. Bakanlık aynı zamanda Filistin halkı ve yönetimiyle diyaloğa açık olunduğunu da vurgulamıştır (KKTC Dışişleri Bakanlığı, 2026b).

Burada cevap bekleyen temel soru şudur: Kendi halkının bağımsızlığını, egemenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını uluslararası platformlarda savunan Mahmud Abbas, Kıbrıs Türk halkının siyasi iradesine ve meşru haklarına neden aynı diplomatik duyarlılığı göstermemektedir?

Elbette Filistin ve Kıbrıs meselelerinin uluslararası hukuki statüleri aynı değildir. Ancak bu farklılık, Kıbrıs Türk halkının siyasi iradesinin ve meşru hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiği yönündeki ilkesel beklentiyi ortadan kaldırmaz.

Hiç şüphesiz devletlerin ve yönetimlerin farklı ülkelerle diplomatik ilişkiler geliştirmesi uluslararası ilişkilerin doğal bir parçasıdır. Ancak diplomaside yalnızca yapılan görüşmeler değil, görüşmelerin zamanı, muhatapları ve verilen siyasi mesajlar da önem taşımaktadır.

Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı, Filistin’e verdikleri tarihî desteğin karşılığında siyasi ayrıcalık değil; Filistin yönetiminden karşılıklı saygı, diplomatik hassasiyet ve ilkesel tutarlılık beklemektedir.

Filistin halkının meşru haklarını savunmak ile Mahmud Abbas yönetiminin tartışmalı diplomatik tercihlerine eleştirel yaklaşmak birbirine karıştırılmamalıdır. Filistin halkına duyulan dayanışma, Filistin yönetiminin her siyasi tercihinin sorgulanmaksızın kabul edilmesini gerektirmez.

Sonuç olarak;

Mesele yalnızca Mahmud Abbas’ın 29 Ekim’de Güney Kıbrıs’a gitmesi değildir. Asıl mesele, Filistin yönetiminin kendi halkı için savunduğu siyasi hak ve ilkeler ile Kıbrıs Türk halkının meşru beklentileri karşısında sergilediği diplomatik yaklaşım arasındaki tutarlılık sorunudur.

Çünkü diplomaside bazen verilen mesaj kadar, seçilen tarih ve tercih edilen muhatap da anlam taşır.

 

KAYNAKÇA

Cyprus Business News. (2026, 29 Ekim). Palestinian president visiting Nicosia, will meet President Christodoulides. https://www.cbn.com.cy/article/135324/palestinian-president-visiting-nicosia-will-meet-president-christodoulides

Filistin Devlet Başkanlığı. (2022, 15 Haziran). President Abbas concludes official visit to Cyprus. https://president.ps/Eng/NewsPage/490880

Karagiorgas, I. (2026, 29 Ekim). Palestinian President Abbas signals readiness for talks with Israel, seeks Cyprus mediation. Euronews. https://www.euronews.com/2026/10/29/palestinian-president-abbas-signals-readiness-for-talks-with-israel-seeks-cyprus-mediation

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. (2026a, 30 Ekim). Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, TDT Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda konuştu. https://mfa.gov.ct.tr/tr/3194/disisleri-bakani-ertugruloglu-tdt-disisleri-bakanlari-toplantisi-nda-konustu

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. (2026b, 30 Ekim). Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ziyareti hk. https://mfa.gov.ct.tr/tr/3195/filistin-devlet-baskani-mahmud-abbas-in-guney-kibris-rum-yonetimi-ni-ziyareti-hk

T.C. Dışişleri Bakanlığı. (t.y.). Türkiye–Filistin siyasi ilişkileri. https://www.mfa.gov.tr/turkiye-filistin-siyasi-iliskileri.tr.mfa

T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2009a, 10 Temmuz). SC:18, 10 Temmuz 2009, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün bir soruya cevabı (FUY Başkanı Mahmoud Abbas’ın yaptığı ileri sürülen beyanları hk.). https://www.mfa.gov.tr/sc_18_-10-temmuz-2009_-disisleri-bakanligi-sozcusu_nun-bir-soruya-cevabi.tr.mfa

T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2009b, 15 Temmuz). Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sayın Burak Özügergin’in olağan basın toplantısı, 15 Temmuz 2009. https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-sayin-burak-ozugergin_in-olagan-basin-toplantisi_-15-temmuz-2009.tr.mfa

T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026, 28 Ekim). No: 210, 28 Ekim 2026, Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı hk. https://www.mfa.gov.tr/no_-210_-turk-devletleri-teskilati-disisleri-bakanlari-konseyi-toplantisi-hk.tr.mfa

WAFA. (2026, 29 Ekim). President Abbas, Cypriot president discuss Palestinian unity and peace efforts. Palestine News & Information Agency. https://english.wafa.ps/Pages/Details/176432

 

===

İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı ve Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Programı öğrencisidir. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı ve Dünya Avşarlar Derneği Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıdır.

Akademik ve mesleki çalışma alanları; uluslararası güvenlik, jeopolitik, savunma sanayii çalışmaları, Türk dış politikası, Türk Dünyası ve çağdaş uluslararası sistemin dönüşümü üzerine yoğunlaşmaktadır.

Yazar