Sinan AKBAŞ

Toplumlar, çocuklarına yalnızca eğitim vermez; onlara kelimelerle kimlik de kazandırır.

Bir çocuğa yıllar boyunca hangi sözlerle seslenildiği, onun kendisini nasıl gördüğünü etkileyebilir. Bu nedenle kız çocuklarına kullandığımız hitaplar sıradan değildir. Her hitap, çocuğun zihnine bırakılan küçük bir karakter tohumu gibidir.

Ne yazık ki kız çocuklarına yönelik hitapların önemli bir kısmı uzun yıllar boyunca yalnızca güzellik, zarafet ve korunma duygusu etrafında kurulmuştur:

“Prensesim.”

“Güzel kızım.”

“Çiçeğim.”

“Bebeğim.”

“Elmasım.”

Bu sözlerin hepsi sevgi doludur ve elbette kullanılabilir. Ancak bir kız çocuğunu yalnızca güzelliği üzerinden tanımlamak yeterli değildir.

Çünkü kız çocukları yalnızca güzel olmak için değil; düşünmek, üretmek, yönetmek, mücadele etmek, karar almak ve dünyaya yön vermek için de yetişmektedir.

Bu nedenle kız çocuklarına yeni bir hitap dili kazandırmalıyız.

“ASENA’M” DEMEK, YOL GÖSTEREN OL DEMEKTİR

Asena, Türk kültür ve mitoloji dünyasında güçlü bir semboldür.

Kurt, Türklerde yalnızca vahşi bir hayvan değildir. Yol göstericiliğin, bağımsızlığın, direncin, sezginin ve yeniden ayağa kalkışın sembolüdür.

“Asena’m” diye hitap edilen bir kız çocuğuna şu mesaj verilebilir:

“Sen zor zamanlarda yolunu bulabilirsin.”

“Sen yalnız kaldığında da ayakta durabilirsin.”

“Sen başkalarının peşinden sürüklenmek zorunda değilsin.”

“Sen gerektiğinde yol gösteren olabilirsin.”

Ancak burada dikkatli olunmalıdır. “Asena” sözü yalnızca sertlik veya mücadele anlamında kullanılmamalıdır. Yol göstericilik, koruyuculuk, sabır ve akıl da bu hitabın içinde bulunmalıdır.

Gerçek Asena, yalnızca güçlü olan değil; gücünü doğru zamanda ve doğru amaç için kullanan kişidir.

Bu nedenle kız çocuklarına şöyle seslenebiliriz:

“Asena’m, güçlü ol ama merhametini kaybetme.”

“Asena’m, yolunu kendin bul ama arkandakileri unutma.”

“Asena’m, özgür ol ama sorumluluktan kaçma.”

“HANIMEFENDİM” DEMEK, ZARAFETTEN DAHA FAZLASIDIR

“Hanımefendi” kelimesi çoğu zaman yalnızca nazik, sessiz ve kibar bir kadın imajıyla sınırlandırılır.

Oysa gerçek hanımefendilik yalnızca dış görünüş veya davranış zarafeti değildir.

Hanımefendi:

Sözünü bilen,

Sınırlarını koruyan,

Kendisine saygı duyan,

Başkalarının hakkını gözeten,

Nerede konuşacağını ve nerede susacağını bilen,

Haksızlık karşısında vakarını kaybetmeden direnebilen kişidir.

Bir kız çocuğuna “hanımefendim” demek, ona pasif olmasını öğretmek değildir.

Tam tersine, ona şahsiyet sahibi olmayı öğretmektir.

Hanımefendilik, sürekli boyun eğmek değildir.

Hanımefendilik, kendisini ezdirmeden saygılı kalabilmektir.

Hanımefendilik, susmak değil; sözünü ölçülü ama kararlı biçimde söyleyebilmektir.

Bu nedenle “hanımefendim” hitabı, kız çocuklarının özsaygısını ve vakar duygusunu güçlendirebilir.

“HATUNUM” DEMEK, TARİHÎ BİR ASALETTİR

“Hatun” kelimesi Türk tarihinin güçlü kadın unvanlarından biridir.

Hatun, yalnızca hükümdarın eşi anlamına gelmez. Türk devlet geleneğinde hatunlar kimi zaman kurultaya katılmış, siyasi kararları etkilemiş, devlet işlerinde söz sahibi olmuş ve toplumsal düzenin kurulmasına katkı sağlamıştır.

Bu nedenle “hatunum” hitabı, kız çocuğuna yalnızca zarafet değil; yönetme, temsil etme ve sorumluluk alma bilinci de verebilir.

Bir kız çocuğuna “hatunum” demek, ona şu mesajı taşır:

“Senin sözün kıymetlidir.”

“Sen karar verebilirsin.”

“Sen bulunduğun yere değer katabilirsin.”

“Sen ailede ve toplumda yalnızca izleyen değil, yön veren de olabilirsin.”

Ancak bu hitap da kibir üretmemelidir.

Hatunluk, üstünlük değil; sorumluluktur.

Hatun olmak, hizmet beklemek değil; gerektiğinde düzen kurmak ve yük taşımaktır.

“SULTANIM” DEMEK, EGOSUNU DEĞİL ÖZDEĞERİNİ BÜYÜTMELİDİR

“Sultanım” hitabı sevgi dolu ve güçlü bir ifadedir.

Fakat bu söz doğru kullanılmadığında, çocuğa herkesin onun etrafında dönmesi gerektiği düşüncesini verebilir.

Bu nedenle “sultanım” hitabının içi sorumlulukla doldurulmalıdır.

Bir sultan yalnızca emreden değildir.

Adalet sağlamak zorundadır.

Halkını düşünmek zorundadır.

Kendi rahatından önce sorumluluğunu gözetmek zorundadır.

Bu nedenle kız çocuğuna:

“Sultanım, adaletli ol.”

“Sultanım, güçlü ol ama kibirlenme.”

“Sultanım, kendine değer ver ama başkalarını küçümseme.”

denilmelidir.

Böylece “sultanım” sözü şımartıcı değil, eğitici bir hitaba dönüşür.

“ALP KIZIM” DEMEK, CESARETİN CİNSİYETİ OLMADIĞINI GÖSTERİR

Türk kültüründe “alp”, cesur, mücadeleci, fedakâr ve öncü insanı ifade eder.

Bu kelimenin yalnızca erkek çocukları için kullanılması gerekmez.

Kız çocuklarına “alp kızım” diye seslenmek, onlara cesaretin ve mücadelenin cinsiyeti olmadığını anlatır.

Alp kız:

Zor zamanlarda dağılmayan,

Doğru bildiğini savunan,

Ailesine ve toplumuna karşı sorumluluk duyan,

Çalışmaktan korkmayan,

Hakkını ararken başkasının hakkını çiğnemeyen kişidir.

“Alp kızım” hitabı özellikle kız çocuklarına direnç ve özgüven kazandırabilir.

Fakat yine burada da cesaret ile saldırganlık birbirinden ayrılmalıdır.

Gerçek alp, kavga arayan değil; gerektiğinde barışı koruyabilen kişidir.

“BİLGE KIZIM” DEMEK, ZEKÂYI VE AKLI ÖNE ÇIKARMAKTIR

Kız çocuklarına yönelik hitaplarda dış görünüş fazlasıyla vurgulanırken, zekâ ve düşünme gücü çoğu zaman ikinci planda kalmaktadır.

Oysa bir kız çocuğuna “bilge kızım” demek, ona büyük bir değer verir.

Bilgelik yalnızca çok şey bilmek değildir.

Bilgelik:

Doğru soruyu sorabilmek,

Olayların arka planını görebilmek,

Duygularıyla aklı arasında denge kurabilmek,

Hızlı değil, doğru karar verebilmek,

Bilgiyi iyilik için kullanabilmektir.

“Bilge kızım” sözü çocuğa şu mesajı verir:

“Senin fikrin değerlidir.”

“Sen düşünebilirsin.”

“Sen çözüm üretebilirsin.”

“Sen yalnızca görünüşünle değil, aklınla da kıymetlisin.”

Bu hitap, kız çocuklarında entelektüel özgüvenin gelişmesine katkı sağlayabilir.

“LİDERİM” DEMEK, ÖNE ÇIKMA CESARETİ VERİR

Kız çocukları çoğu zaman daha küçük yaşlardan itibaren geri planda durmaya, fazla konuşmamaya ve uyumlu olmaya yönlendirilebilir.

Oysa toplumun güçlü kadın liderlere ihtiyacı vardır.

Bir kız çocuğuna “liderim” diye seslenmek, ona herkesin üstünde olduğu düşüncesini değil, sorumluluk alma cesaretini vermelidir.

Lider olmak:

En çok konuşmak değildir.

En doğru zamanda söz alabilmektir.

Herkesi yönetmek değildir.

İnsanları ortak bir hedef etrafında birleştirebilmektir.

Başarıyı sahiplenmek değildir.

Başarıyı paylaşmak, hatayı üstlenmektir.

Bu nedenle “liderim” hitabı, kız çocuklarının kendilerini karar alan ve çözüm üreten bireyler olarak görmelerine yardımcı olabilir.

“UMUDUM” DEMEK, GELECEĞİNİ HATIRLATMAKTIR

Her hitabın mutlaka tarihî veya güçlü bir unvan olması gerekmez.

Bazen bir kız çocuğuna “umudum” demek de çok değerlidir.

“Umudum” sözü, çocuğun ailesi ve toplumu için taşıdığı anlamı gösterir.

Ancak bu hitap çocuğun omuzlarına ağır bir yük de bindirmemelidir.

Çocuk, ailenin bütün hayallerini gerçekleştirmek zorunda olduğunu düşünmemelidir.

Bu nedenle “umudum” kelimesi baskı değil, güven anlamında kullanılmalıdır.

“Sen bizim umudumuzsun” demek yerine:

“Senin geleceğine inanıyorum.”

“Senin ışığının dünyaya katkı sunacağına inanıyorum.”

demek daha sağlıklı olabilir.

“IŞIĞIM” DEMEK, BİLGİ VE İYİLİKLE AYDINLAT DEMEKTİR

“Işığım” hitabı kız çocuklarına kullanılabilecek en güzel ve zarif sözlerden biridir.

Işık, yol gösterir.

Karanlığı azaltır.

Ümit verir.

Isıtır.

Ancak ışık yalnızca parlamak değildir.

Başkasının yolunu da aydınlatabilmektir.

Bir kıza “ışığım” demek, ona şu mesajı verebilir:

“Bilginle yol göster.”

“İyiliğinle çevreni güzelleştir.”

“Umudunu kaybetme.”

“Bulunduğun yere değer kat.”

Bu hitap hem zarafet hem de güç taşır.

“KARTALIM” DEMEK, YÜKSEKTEN BAKABİLMEK DEMEKTİR

Kartal, yüksek görüşün, özgürlüğün, dikkatin ve stratejik bakışın sembolüdür.

Bir kız çocuğuna “kartalım” diye seslenmek, ona yalnızca yükselmeyi değil, olaylara geniş bir açıdan bakmayı da öğretebilir.

Kartal olmak:

Başkalarını küçümsemek değildir.

Küçük hesaplara takılmamaktır.

Olayların bütününü görebilmektir.

Hedefini kaybetmeden ilerlemektir.

Fırtınadan kaçmak değil, rüzgârı kullanmayı öğrenmektir.

Bu nedenle “kartalım” hitabı, kız çocuklarında büyük düşünme ve stratejik bakış duygusunu besleyebilir.

“CEYLANIM” YALNIZCA NARİNLİK DEĞİLDİR

“Ceylanım” geleneksel kültürümüzde kız çocuklarına ve kadınlara sevgiyle söylenen bir hitaptır.

Ceylan zarafeti, dikkati, çevikliği ve hassasiyeti temsil eder.

Ancak ceylanı yalnızca kırılganlıkla tanımlamak yanlıştır.

Ceylan aynı zamanda hızlıdır.

Dikkatlidir.

Tehlikeyi sezer.

Zor şartlarda hayatta kalmayı bilir.

Bu nedenle “ceylanım” hitabı, çocuğa narin ama güçsüz olmayan bir kimlik sunabilir.

Zarafet ile güç birbirinin zıddı değildir.

Bir kız hem zarif hem dirençli olabilir.

Hem şefkatli hem kararlı olabilir.

Hem hassas hem cesur olabilir.

“ANA KURT” SÖZÜNÜ ÇOCUKLARDA DİKKATLİ KULLANMAK GEREKİR

“Dişi kurt”, “ana kurt” veya “Asena kurt” gibi ifadeler güçlü semboller taşır.

Ancak çocuklara hitap ederken kullanılan sözün yaşa ve bağlama uygun olması önemlidir.

“Ana kurt” ifadesi daha çok koruyuculuk, rehberlik ve olgunluk çağrıştırır. Küçük bir kız çocuğu için “Asena’m”, “kurt kızım” veya “bozkurdum” gibi ifadeler daha sıcak ve anlaşılır olabilir.

Önemli olan çocuğa yalnızlık, saldırganlık veya sürekli savaş hâli aşılamak değildir.

Kurt sembolünün şu yönleri öne çıkarılmalıdır:

Bağımsızlık,

Dayanışma,

Sadakat,

Ailesini koruma,

Yol bulma,

Tehlikeyi sezme,

Zor şartlarda hayatta kalma.

KIZ ÇOCUKLARINA SÖYLENEBİLECEK ANLAMLI HİTAPLAR

Kız çocuklarına yönelik hitaplarımızı çeşitlendirebiliriz:

“Asena’m” — yol gösteren ve bağımsız kız.

“Hanımefendim” — vakarlı ve özsaygılı kız.

“Hatunum” — sorumluluk alan ve yön veren kız.

“Sultanım” — değerli fakat adaletli kız.

“Alp kızım” — cesur ve mücadeleci kız.

“Bilge kızım” — düşünen ve doğru karar veren kız.

“Liderim” — sorumluluk alan ve insanları birleştiren kız.

“Işığım” — bilgisi ve iyiliğiyle çevresini aydınlatan kız.

“Kartalım” — yüksek hedefleri ve geniş bakışı olan kız.

“Ceylanım” — zarif, dikkatli ve çevik kız.

“Bozkurdum” — dirençli, sadık ve yolunu bulan kız.

“Gök kızım” — büyük düşünen, sınırları aşan kız.

“Umudum” — geleceğe güven veren kız.

“Yıldızım” — karanlıkta yön gösteren kız.

“İnci tanem” — değerini içinden alan kız.

“Çınarım” — kökleri sağlam, geleceği güçlü kız.

“Akıllı kızım” — düşüncesine değer verilen kız.

“Cesur kızım” — korkusuna rağmen doğruyu yapan kız.

“Güçlü kızım” — zorluklar karşısında ayakta kalan kız.

“Yiğit kızım” — sözüne sadık ve vicdanlı kız.

KIZ ÇOCUĞUNU YALNIZCA GÜZELLİĞİYLE TANIMLAMAMALIYIZ

Bir kız çocuğuna sürekli:

“Çok güzelsin.”

“Saçların çok güzel.”

“Elbisen çok yakışmış.”

denildiğinde çocuk, değerinin görünüşünden geldiğini düşünebilir.

Elbette dış görünüşü övmek yanlış değildir. Ancak bu övgü, karakter ve yetenek övgüsüyle dengelenmelidir.

Şöyle de denilmelidir:

“Ne güzel düşündün.”

“Çok doğru bir karar verdin.”

“Arkadaşına yardım etmen çok değerliydi.”

“Vazgeçmemenle gurur duydum.”

“Cesaretin çok güzeldi.”

“Bu soruna çok akıllıca bir çözüm buldun.”

Böylece kız çocuğu, değerinin yalnızca görüntüsünden değil; aklından, ahlakından, emeğinden ve davranışlarından geldiğini öğrenir.

“PRENSESİM” DEMEK YANLIŞ MIDIR?

Hayır, değildir.

“Prensesim”, “çiçeğim”, “güzel kızım” ve “bebeğim” gibi sözler sevgi dilinin parçalarıdır.

Sorun bu kelimeleri kullanmak değil, yalnızca bu kelimelerle yetinmektir.

Kız çocuğu hem prenses hem alp olabilir.

Hem çiçek hem çınar olabilir.

Hem ceylan hem kartal olabilir.

Hem zarif hem güçlü olabilir.

Hem sevgiye ihtiyaç duyabilir hem liderlik yapabilir.

Mesele, kız çocuklarına tek boyutlu bir kimlik sunmamaktır.

Bir gün “prensesim” denilebilir.

Bir başka gün “bilge kızım”.

Bir başka zaman “alp kızım”.

Zorlandığında “Asena’m”.

Başarı gösterdiğinde “liderim”.

Haksızlığa karşı çıktığında “yiğit kızım”.

Böylece çocuk hem sevildiğini hem de kendisinden bir karakter beklendiğini hisseder.

HİTAPLAR KADAR DAVRANIŞLAR DA ÖNEMLİDİR

Bir kıza “liderim” deyip onun karar vermesine hiç izin vermiyorsak, kelimenin içi boş kalır.

“Bilge kızım” deyip fikrini dinlemiyorsak, ona gerçek bir değer vermiyoruz demektir.

“Güçlü kızım” deyip her sorununu onun yerine çözüyorsak, güçlenmesine fırsat vermiyoruz demektir.

“Hanımefendim” deyip sürekli susmasını bekliyorsak, vakar ile itaatkârlığı karıştırıyoruz demektir.

“Asena’m” deyip hayatındaki bütün yolları biz belirliyorsak, bağımsızlık duygusunu geliştiremeyiz.

Çocuk söylenen sözü duyar fakat gösterilen davranıştan öğrenir.

Bu nedenle kız çocuklarına güçlü hitaplar kullanırken onlara yaşlarına uygun sorumluluk da vermeliyiz.

Fikirlerini sormalıyız.

Karar almalarına izin vermeliyiz.

Hata yapmalarına fırsat tanımalıyız.

Sorun çözmelerini desteklemeliyiz.

Kendi sınırlarını çizmeyi öğretmeliyiz.

“Hayırlı evlat” olmayı öğretirken kendi hayatının öznesi olmasını da sağlamalıyız.

GELECEK YALNIZCA PRENSESLERLE DEĞİL, BİLGE VE CESUR KIZLARLA KURULACAK

Dünyanın geleceği büyük dönüşümlere gebedir.

Teknoloji değişiyor.

Ekonomi değişiyor.

Meslekler değişiyor.

Toplumların güç dengeleri değişiyor.

Bu yeni çağda kız çocukları yalnızca izleyici olmayacaktır.

Bilim insanı olacaklar.

Mühendis olacaklar.

Öğretmen, sanatçı, girişimci ve yönetici olacaklar.

Devlet kurumlarında sorumluluk alacaklar.

Yeni fikirler üretecekler.

Krizleri yönetecekler.

Toplumları dönüştürecekler.

Bunun için kız çocuklarının yalnızca sevilmeye değil, kendilerine güvenilmeye de ihtiyaçları vardır.

Onlara yalnızca korunmaları gerektiği değil, gerektiğinde koruyabilecekleri de öğretilmelidir.

Yalnızca güzel oldukları değil, güçlü ve akıllı oldukları da söylenmelidir.

Yalnızca iyi bir eş ve anne olabilecekleri değil, iyi bir lider, bilim insanı, sanatçı ve devlet insanı olabilecekleri de anlatılmalıdır.

SONUÇ: KIZLARIMIZA HEM ZARAFETİ HEM GÜCÜ HATIRLATALIM

Kız çocuklarına nasıl seslendiğimiz, onların kendilerini nasıl tanımladıklarını etkiler.

Onlara “çiçeğim” diyelim; fakat köklerinin güçlü olması gerektiğini de öğretelim.

“Prensesim” diyelim; fakat hayatın bütün sorunlarını başkalarının çözmesini beklememeleri gerektiğini de anlatalım.

“Hanımefendim” diyelim; fakat haksızlık karşısında susmanın hanımefendilik olmadığını gösterelim.

“Asena’m” diyelim; fakat gücün merhametle tamamlandığını öğretelim.

“Hatunum” diyelim; fakat yönetmenin hizmet ve sorumluluk olduğunu anlatalım.

“Bilge kızım” diyelim; fikrini gerçekten dinleyelim.

“Liderim” diyelim; karar almasına fırsat verelim.

“Alp kızım” diyelim; düşse bile yeniden kalkabileceğine inanalım.

“Işığım” diyelim; yalnızca parlamasını değil, başkalarının yolunu da aydınlatmasını isteyelim.

“Kartalım” diyelim; ufkunu küçük hedeflerle sınırlandırmayalım.

Çünkü kız çocuklarımız yalnızca evlerimizin neşesi değildir.

Onlar toplumun aklıdır.

Milletin vicdanıdır.

Geleceğin öğretmeni, hekimi, mühendisi, sanatçısı, yöneticisi ve lideridir.

Bu nedenle kızlarımıza şöyle seslenmeliyiz:

“Asena’m, yolunu bul ve yol göster.”

“Hanımefendim, vakarını koru ama hakkını savun.”

“Hatunum, sorumluluk al ve adaletten ayrılma.”

“Bilge kızım, düşün, sorgula ve üret.”

“Alp kızım, korkularına teslim olma.”

“Liderim, insanları ezmeden öncülük et.”

“Işığım, bilgini ve iyiliğini dünyadan esirgeme.”

“Kartalım, yüksekten bak ama insanlardan kopma.”

“Yiğit kızım, cesur ol ama vicdanını kaybetme.”

Çünkü bir kız çocuğuna yalnızca güzel olduğunu söylemek, onun sahip olduğu büyük potansiyeli anlatmaya yetmez.

Ona akıllı olduğunu,

güçlü olduğunu,

cesur olduğunu,

değerli olduğunu,

sözünün kıymetli olduğunu

ve gerektiğinde dünyaya yön verebileceğini de söylemeliyiz.

Bir kız çocuğuna doğru sözlerle seslenmek, ona yalnızca sevgi sunmak değildir.

Ona bir gelecek ufku açmaktır.

Yazar