Rafet ULUTÜRK’ü Tanırken Mümin Ağa’yı Keşfetmek
Dr. Nedim Birinci’nin kaleminden
Hayatta bazı insanlar vardır; önce yaptıkları işler dikkat çeker, sonra onları yetiştiren insanlar merak edilir.
Benim için Rafet ULUTÜRK de böyle bir isimdi.
Onu önce BULTÜRK Derneği Genel Başkanı olarak tanıdım. Bulgaristan Türklerinin haklarını savunurken gösterdiği azim, yılmadan çalışması, gecesini gündüzüne katması ve hiçbir zorluktan geri adım atmayan duruşu beni derinden etkiliyordu.
Uzaktan izlediğim bu mücadeleye zamanla ben de küçük bir katkı sunmak istedim.
Bu düşünceyle dernek yönetiminde görev aldım.
İşte asıl tanışıklığımız o zaman başladı.
Yakından gördüğüm Rafet ULUTÜRK, uzaktan gördüğümden çok daha farklıydı. Yorulmayı bilmeyen, insanlara yetişmeye çalışan, davasını kişisel çıkarlarının önünde tutan bir karaktere sahipti.
Ona duyduğum saygı her geçen gün daha da arttı.
Ama zihnimde hep aynı soru vardı:
Bir insan bu kadar güçlü bir karakteri nereden alır?
Kökü Güçlü Olan Ağaç Ayakta Kalır
Zamanla bu sorunun cevabını buldum.
Bu mücadelenin kökü, Mümin Ağa’nın yüreğindeydi.
Bir ağacın dallarına bakarak kökünü göremezsiniz.
Ama dalların dimdik durmasının sebebi toprağın altında görünmeyen köklerdir.
Rafet Bey’in yıllardır sürdürdüğü mücadelenin görünmeyen kökü de babasıydı.
Mümin Ağa…
Sessiz ama sağlam…
Gösterişten uzak ama karakteriyle çevresini etkileyen bir Rumeli insanı…
Bir Evlat Tesadüfen Böyle Olmaz
Hekim olarak zaman zaman evine gidiyor, tedavisiyle ilgileniyordum.
Serumunu takıyor, iğnelerini yapıyordum.
Bu ziyaretler bana sadece bir hastayı değil, bir hayatı tanıma fırsatı verdi.
Mümin Ağa’nın insanlara yaklaşımını gördüm.
Misafire verdiği değeri gördüm.
Paylaşmayı nasıl bir hayat tarzı hâline getirdiğini gördüm.
Vicdanını gördüm.
Merhametini gördüm.
O zaman anladım ki bir evlat böyle kendiliğinden yetişmiyor.
Bir ömür boyunca yaşanan güzellikler, çocukların ruhuna sessizce işleniyor.
Rafet ULUTÜRK’ün insan sevgisinin, mücadele azminin ve hizmet anlayışının mayası, işte o evde yoğrulmuştu.
Son Görevlerden Biri
Mümin Ağa’nın son günlerinde yanında olmak bana nasip oldu.
Son serumunu ben taktım.
O an bunun son olduğunu bilmiyordum.
Akşam durumu ağırlaştı.
Hastaneye kaldırıldı.
Ertesi sabah ise acı haber geldi.
Bir hekim olarak birçok vefata şahit oldum.
Ama bazı insanlar sadece hastanız olmaz.
Hayatınıza dokunurlar.
Size insan olmanın ne demek olduğunu yeniden hatırlatırlar.
Mümin Ağa da onlardan biriydi.
Asıl Miras
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Mümin Ağa geride sadece bir aile bırakmadı.
Bir mücadele bıraktı.
Bir ahlak bıraktı.
Bir vicdan bıraktı.
Ve en önemlisi, bu değerleri omuzlarında taşıyan bir evlat bıraktı.
Bugün Rafet ULUTÜRK’ün verdiği mücadeleyi alkışlayan herkes, aslında o mücadelenin görünmeyen mimarlarından biri olan Mümin Ağa’nın emeklerini de alkışlamaktadır.
Çünkü güçlü insanlar tesadüfen yetişmez.
Onları güçlü yapan, arkalarında sessizce duran büyük çınarlardır.
Mümin Ağa artık aramızda değil.
Ama yetiştirdiği evlatta, bıraktığı değerlerde ve dokunduğu insanların dualarında yaşamaya devam ediyor.
Allah rahmet eylesin.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.

BABASININ YANINA DÖNEN ADAM: MÜMİN AĞA