Bulgaristan’da bir seçimden daha fazlası: Bir milletin kaderi, bir annenin duası, bir devletin geleceği…
Özcan Barış
İzmir
Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu geride kaldı.
Sandıklar açıldı. Oylar sayıldı. İlk devrenin sonucu ortaya çıktı.
İliyana Yotova birinci, Andrey Gürov ikinci oldu.
Ancak futbolun değişmeyen bir kuralı vardır:
İlk devreyi önde bitiren takım, maçı mutlaka kazanmış sayılmaz.
Asıl mücadele şimdi başlıyor.
İlk turda Yotova’ya oy verenler var. Gürov’a oy verenler var. Başka adayları tercih edenler var. Bir de sandığa hiç gitmeyen, sessizce bekleyen, siyasetten yorulmuş yüz binlerce insan var.
İşte ikinci turun kaderini yalnızca ilk turdaki oylar değil, bu insanların vereceği karar belirleyecek.
Ama ben bugün yalnızca seçim matematiğini konuşmak istemiyorum.
Biraz da insanı konuşmak istiyorum.
Biraz vicdanı…
Biraz memleket hasretini…
Biraz da yıllardır seçimden seçime hatırlanan insanların yüreğinde birikenleri…
Çünkü bu seçim yalnızca iki adayın yarışı değildir.
Bu seçim, Bulgaristan’ın yarınlarına dair duyulan umutların ve endişelerin de karşı karşıya geldiği tarihî bir sınavdır.
İlk devreyi kazanmak başka, milletin gönlünü kazanmak başka
25 Ekim 2026 — Birinci turun kesin sonuçları
İliyana Yotova
%34,76
528.951 oy
Andrey Gürov
%31,95
486.232 oy
Kesin sonuçlara göre fark 42.719 oy. İkinci tur 1 Kasım 2026 Pazar günü yapılacak.
Kırk iki bin yedi yüz on dokuz oy…
Milyonlarca vatandaşın yaşadığı bir ülkede, iki aday arasındaki fark yalnızca bu kadar.
Bu fark bize ne anlatıyor?
Yotova ilk devreyi önde bitirmiştir. Fakat ikinci devreye kesin galibiyetle çıkmamaktadır.
Gürov geridedir. Fakat henüz yarıştan kopmamıştır.
İlk turda başka adaylara oy verenlerin tercihleri, sandığa gitmeyenlerin katılımı ve son günlerde yaşanacak siyasi gelişmeler ikinci turun sonucunu değiştirebilir.
Bu nedenle bugün kesin olarak ikinci turun galibini ilan etmek mümkün değildir.
Ancak daha önemli bir gerçek vardır:
İkinci turda yalnızca adayların oyları değil, Bulgaristan toplumunun siyasete duyduğu güven de sınanacaktır.
Tribünlerde sessizlik varsa sahada bir sorun vardır
Bir futbol karşılaşması düşünün.
Sahada iki takım mücadele ediyor.
Teknik direktörler taktik veriyor.
Oyuncular koşuyor.
Fakat tribünlerin büyük bölümü boş.
İşte Bulgaristan’daki seçim tablosu bana biraz bunu hatırlatıyor.
İlk turda seçmenlerin yaklaşık yüzde 23’ü sandığa gitti. Radio Bulgaria in English
Peki diğerleri nerede?
Kimi siyasetten umudunu kesmiş olabilir.
Kimi adayların hiçbirinde kendi geleceğini görememiş olabilir.
Kimi yıllardır değişmeyen sorunlarından yorulmuş olabilir.
Kimi de oy kullanmanın hayatında bir şey değiştirmeyeceğine inanıyor olabilir.
Ama en acı olanı şudur:
Bir ülkede vatandaş sandığa gitmekten vazgeçiyorsa, siyasetçiler yalnızca seçmenin ilgisizliğini değil, kendi güvenilirliklerini de sorgulamalıdır.
Çünkü demokrasi yalnızca sandık kurmak değildir.
Demokrasi, vatandaşın o sandığa umutla yürüyebilmesidir.
Bir annenin gözünden Bulgaristan
Şimdi siyasi tartışmaları bir kenara bırakalım.
Rodoplar’da küçük bir köy düşünelim.
Eski bir ev.
Bahçesinde yaşlı bir ceviz ağacı.
Kapısının önünde oturan bir anne.
Çocukları yıllar önce Türkiye’ye, Almanya’ya veya başka ülkelere gitmiş.
Bayramlarda telefon bekliyor.
Torunlarının sesini duymak istiyor.
Akşam olduğunda evinin ışığını yakıyor ama karşı evlerin pencereleri karanlık.
Çünkü köy boşalmış.
O anne için cumhurbaşkanlığı seçimi ne demektir?
Avrupa mı, Rusya mı?
Sağ mı, sol mu?
Hangi parti, hangi koalisyon?
Elbette bu meselelerin ülkenin geleceği açısından önemi vardır.
Ama o annenin yüreğindeki soru çok daha basittir:
“Benim çocuklarım bir gün bu topraklara geri dönebilecek mi?”
İşte gerçek devlet yönetimi bu soruya cevap verebilmektir.
Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, o annenin gözyaşını görmeyen bir siyaset, milletin geleceğini tam olarak anlayamaz.
Türklerin, Bulgarların ve bütün vatandaşların ortak kaderi
Bulgaristan’da yıllardır birbirinden farklı siyasi görüşler mücadele ediyor.
Ancak insanların yaşadığı sorunlar çoğu zaman birbirine benziyor.
Kırcaali’deki Türk çiftçinin ekonomik sıkıntısı ile başka bir bölgedeki Bulgar çiftçinin sıkıntısı arasında büyük bir fark yok.
Razgrad’daki emeklinin geçim endişesiyle Sofya’daki emeklinin endişesi aynı.
Şumen’deki genç de Filibe’deki genç de iyi bir eğitim, güvenli bir iş ve huzurlu bir gelecek istiyor.
Bir annenin gözyaşının milliyeti olmaz.
Bir çocuğun açlığının siyasi partisi olmaz.
Bir yaşlının yalnızlığının etnik kimliği olmaz.
Bu nedenle ikinci turun asıl meselesi, toplumun bir kesiminin diğerine üstün gelmesi olmamalıdır.
Asıl mesele, seçimlerden sonra herkesin kendisini aynı devletin eşit vatandaşı olarak hissedebilmesidir.
Sandıkta rakip olabiliriz. Ama aynı ülkenin geleceğinde birbirimizin düşmanı olamayız.
Yotova’nın avantajı, Gürov’un fırsatı
Yotova’nın ilk turdaki üstünlüğü ona psikolojik ve siyasi bir avantaj sağlamaktadır.
Devlet tecrübesi, kurumsal birikimi ve kamuoyundaki tanınırlığı onun değerlendirilmesinde öne çıkan unsurlardır.
Ancak ikinci turda bu avantajı koruyabilmesi, yalnızca mevcut seçmenlerinin desteğine bağlı değildir. İlk turda başka adayları tercih eden veya oy kullanmayan vatandaşların güvenini kazanması da önemlidir.
Gürov açısından ise ikinci tur, ilk turdaki farkı kapatma fırsatıdır. Bunun için kendi destekçilerinin ötesine ulaşması ve değişim söylemini somut bir yönetim anlayışıyla desteklemesi gerekmektedir.
İki adayın da önünde aynı temel sınav vardır:
Kendi siyasi çevrelerini aşarak bütün ülkeye hitap edebilmek.
Çünkü birinci turda adayların çekirdek seçmenleri öne çıkar.
İkinci turda ise kararsızların, farklı siyasi görüşlerin ve sandığa gitmeyenlerin tutumu daha fazla önem kazanır.
36 yılın ardından sorulması gereken soru
Bulgaristan Türkleri açısından da bu seçim önemli bir muhasebe fırsatıdır.
Yıllardır aynı soruları soruyoruz.
Neden köylerimiz boşalıyor?
Neden gençlerimiz başka ülkelerde gelecek arıyor?
Neden vatandaşlık ve bürokratik işlemlerde zorluklar yaşanıyor?
Neden seçim zamanlarında hatırlanan insanlar, seçimlerden sonra aynı ilgiyi göremiyor?
Bu soruların cevaplarını yalnızca bir cumhurbaşkanından beklemek doğru değildir. Parlamento, hükümet, belediyeler ve siyasi partiler de sorumluluk taşımaktadır.
Ancak cumhurbaşkanlığı makamının eşit vatandaşlık ve toplumsal birlik konusundaki tutumu önemlidir.
Bizim için esas olan, hangi adayın hangi topluluktan kaç oy aldığı değil, seçildikten sonra bütün vatandaşlara nasıl davranacağıdır.
Çünkü vatandaşlık bir siyasi partiye bağlılık değildir. Vatandaşlık, devlet karşısında eşit haklara sahip olmaktır.
İkinci devrenin son dakikalarında ne olacak?
Futbolda bazen ilk devrede atılan bir gol, karşılaşmanın sonucunu belirler.
Bazen ikinci devrede bütün dengeler değişir.
Bazen de maçın kaderini son dakikada sahaya giren bir oyuncu belirler.
Bulgaristan’da o son dakika oyuncusu, belki de şimdiye kadar sandığa gitmeyen seçmendir.
Belki bir gençtir.
Belki yıllardır siyasete küsmüş bir emeklidir.
Belki yurt dışında yaşayan ve memleketiyle bağını korumaya çalışan bir vatandaştır.
Belki de ilk turda başka bir adaya oy vermiş, şimdi yeniden düşünen biridir.
Kim olursa olsun, her seçmenin iradesi aynı demokratik değere sahiptir.
İşte bu nedenle 1 Kasım yalnızca iki adayın karşılaşması değildir.
O gün Bulgaristan, geleceğine dair yeni bir karar verecektir.
Maç bitecek ama Bulgaristan yaşamaya devam edecek
1 Kasım akşamı sandıklar kapanacak.
Oylar sayılacak.
Bir aday kazanacak.
Diğeri kaybedecek.
Kazananın taraftarları sevinecek.
Kaybedenin destekçileri üzülecek.
Ama ertesi sabah güneş yine Rodoplar’ın üzerinden doğacak.
Arda Nehri yine akacak.
Deliorman’ın köylerinde yine sabah olacak.
Tuna yine Karadeniz’e doğru yol alacak.
Anneler yine çocuklarını bekleyecek.
Gençler yine geleceklerini düşünecek.
Emekliler yine geçim hesaplarını yapacak.
Ve Bulgaristan yine aynı Bulgaristan olacak.
İşte bu yüzden asıl mesele seçim gecesi kimin sevineceği değildir.
Asıl mesele, seçimden sonraki yıllarda vatandaşların ne kadar huzurlu yaşayacağıdır.
Benim için gerçek zafer, bir adayın rakibini yenmesi değildir.
Gerçek zafer, bir ülkenin kendi sorunlarını yenebilmesidir.
Yoksulluğu yenebilmesidir.
Yolsuzluğu yenebilmesidir.
Korkuyu yenebilmesidir.
Ayrımcılığı yenebilmesidir.
Gençlerini kaybetme kaderini değiştirebilmesidir.
İlk devre bitti. Yotova önde. İkinci devrenin galibini ise henüz bilmiyoruz.
Ama şunu biliyoruz:
Bir cumhurbaşkanı seçim kazanarak makama gelebilir. Milletin güvenini kazanması ise seçimden sonra da devam eden bir sorumluluktur.
Ve tarih, yalnızca kimin kazandığını değil, kazandıktan sonra ülkesine ne kazandırdığını da yazar.
Dileğimiz, 1 Kasım’da yalnızca bir adayın değil; demokrasinin, adaletin, barışın ve Bulgaristan’ın geleceğinin kazanmasıdır.
Çünkü kupayı bir kişi kaldırır.
Ama ülkenin geleceğini bütün vatandaşlar birlikte taşır.

Maçın İlk Devresi Bitti, Yotova Önde! Peki, Final Düdüğü Çaldığında Kim Kazanacak?
35 Yılın Muhasebesi: Biz Kimsenin Oy Deposu Değiliz!
Bulgaristan Türk Ağızlarını Konu Alan Kıymetli Bir Akademik Eser Yayımlandı
Türkiye ile Özbekistan arasındaki stratejik iş birliği 5 yeni anlaşmayla güçleniyor
29 EKİM 2026’DA MAHMUD ABBAS’IN GKRY ZİYARETİ: ZAMANLAMA TESADÜF MÜ, MESAJ MI?



