Liderlere bağlılık mı, özgür irade mi? Bulgaristan Türklerinin demokrasiyle imtihanı
İbrahim Soyturk
Otuz beş yıl…
Bir insan ömrünün neredeyse yarısı.
Bir çocuğun büyüyüp baba olduğu, bir babanın dede olduğu koskoca bir zaman.
Bu yıllar içerisinde çok şey değişti. Devletler değişti, hükümetler değişti, siyasi liderler değişti. Fakat Bulgaristan Türklerinin siyasi temsil, eşit vatandaşlık ve özgür irade konusundaki tartışmaları hâlâ devam ediyor.
Artık kendimize bazı zor soruları sormanın zamanıdır.
Biz bugüne kadar neden oy kullandık?
Bir lider istediği için mi?
Bir siyasi parti öyle söylediği için mi?
Yoksa çocuklarımızın geleceğini daha iyi hâle getirmek için mi?
Demokraside vatandaşın görevi bir lidere ömür boyu bağlı kalmak değildir. Liderlerin görevi vatandaşın güvenini her seçimde yeniden hak etmektir.
Sandıkta kimsenin efendisi, kimsenin kölesi yoktur
Yıllarca belirli siyasi partilere destek vermiş olmak, bir insanın özgür olmadığı anlamına gelmez. İnsanlar inandıkları, güvendikleri veya kendilerini temsil ettiğini düşündükleri siyasi hareketlere destek verebilir.
Ancak bu destek sorgulanamaz bir mecburiyete dönüştüğünde demokrasi zarar görür.
Bir siyasi liderin sözleri eleştirilebilmeli.
Bir partinin geçmişi sorgulanabilmeli.
Verilen vaatlerin hesabı sorulabilmeli.
Ve her vatandaş, önceki seçimde hangi partiye oy vermiş olursa olsun, bir sonraki seçimde kararını özgürce verebilmelidir.
Oy pusulasının üzerinde hiçbir liderin mührü yoktur.
O pusulanın gerçek sahibi vatandaştır.
Torunlarımız bize ne soracak?
Bir gün torunlarımız büyüyecek.
Bizlere Bulgaristan’da yaşadığımız yılları soracaklar.
1989’u soracaklar.
İsimlerimizin değiştirilmesini, göç yollarını, geride bıraktığımız evleri, köylerimizi ve mücadelemizi soracaklar.
Sonra belki şu soruyu yöneltecekler:
“Dedeciğim, siz demokrasi geldikten sonra özgür iradenizi nasıl kullandınız?”
İşte bu sorunun cevabı önemlidir.
Onlara yalnızca hangi lidere inandığımızı değil, hangi ilkeleri savunduğumuzu anlatabilmeliyiz.
Haksızlığa karşı nasıl durduğumuzu…
Eşit vatandaşlığı neden istediğimizi…
Kendi görüşümüzden farklı düşünen insanların haklarını da neden savunduğumuzu…
Çünkü özgürlük yalnızca kendi tercihimizin kabul edilmesi değildir.
Özgürlük, başkasının farklı tercih yapabilmesine de saygı göstermektir.
Türk bölgeleri bir demokrasi sınavıyla karşı karşıya
Kırcaali, Razgrad, Şumen, Silistre ve Bulgaristan’ın diğer bölgelerinde yaşayan vatandaşların siyasi tercihleri yıllardır tartışılmaktadır.
Ancak bu bölgelerin insanlarını yalnızca seçim sonuçlarıyla değerlendirmek büyük bir eksikliktir.
Bu toprakların insanları kimliklerini korumak için ağır bedeller ödedi.
Göç yaşadı.
Ayrılık yaşadı.
Yoksulluk yaşadı.
Fakat bütün bunlara rağmen ayakta kaldı.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, bu tarihî hafızanın demokratik olgunlukla buluşmasıdır.
Sandığa katılmak da, adayları sorgulamak da, siyasi görüşünü değiştirmek de demokratik hakların parçasıdır.
Hiçbir bölge, hiçbir köy ve hiçbir aile kullandığı oya göre özgür veya bağımlı diye damgalanmamalıdır.
Asıl özgürlük, insanın korkmadan düşünebilmesi ve karar verebilmesidir.
Pazartesi yalnızca seçim sonucu değil, yeni sorumluluklar da ortaya çıkacak
1 Kasım’daki ikinci turun ardından Bulgaristan’ın yeni cumhurbaşkanlığı dönemine ilişkin siyasi tablo netleşecek.
Ancak seçim gecesi bütün sorunlar çözülmüş olmayacak.
Göç devam ediyorsa bunun nedenleri araştırılmalıdır.
Gençler iş bulamıyorsa yeni ekonomik politikalar geliştirilmelidir.
Vatandaşlar kamu kurumlarına güvenmiyorsa bu güven yeniden kurulmalıdır.
Etnik ve dinî topluluklar kendilerini yeterince temsil edilmiş hissetmiyorsa eşit vatandaşlık politikaları güçlendirilmelidir.
Siyasi liderler de seçimlerden sonra verdikleri sözlerle değerlendirilmelidir.
Çünkü demokrasinin gerçek sınavı yalnızca sandık başında değil, sandık kapandıktan sonra başlar.
Son söz: Özgürlüğün bedeli sorumluluktur
Atalarımız kimliklerini korumak için mücadele etti.
Annelerimiz ve babalarımız çocuklarının daha özgür yaşayabilmesi için fedakârlık yaptı.
Bizlere düşen, bu mirası yeni nesillere daha güçlü bir demokrasi olarak bırakmaktır.
Özgürlük, bir liderin yerine başka bir lideri koymaktan ibaret değildir.
Özgürlük, hiçbir lideri sorgulanamaz görmemektir.
Özgürlük, siyasi tercihlerimiz nedeniyle birbirimizi düşmanlaştırmamaktır.
Özgürlük, haklarımızı bilmek ve başkalarının haklarını da korumaktır.
Ve özgürlük, gerektiğinde kendi geçmiş kararlarımızı bile sorgulayabilecek cesareti göstermektir.
Torunlarımıza bırakacağımız en değerli miras, hangi adaya oy verdiğimiz değil, oy verme hakkını ve özgür düşünceyi nasıl koruduğumuz olacaktır.
Unutmayalım:
Liderler geçicidir. Partiler değişebilir. Ama insanın onuru, vatandaşlık hakkı ve özgür iradesi kalıcı olmalıdır.

Maçın İlk Devresi Bitti, Yotova Önde! Peki, Final Düdüğü Çaldığında Kim Kazanacak?
35 Yılın Muhasebesi: Biz Kimsenin Oy Deposu Değiliz!
Bulgaristan Türk Ağızlarını Konu Alan Kıymetli Bir Akademik Eser Yayımlandı
Türkiye ile Özbekistan arasındaki stratejik iş birliği 5 yeni anlaşmayla güçleniyor
29 EKİM 2026’DA MAHMUD ABBAS’IN GKRY ZİYARETİ: ZAMANLAMA TESADÜF MÜ, MESAJ MI?




