Bulgaristan’ın geleceği yalnızca siyasetle değil; bilgiyle, cesaretle, vicdanla ve insan sevgisiyle inşa edilir

Rafet ULUTÜRK – Araştırmacı yazar

Bazen bir insan saatlerce konuşur, geriye tek bir cümlesi kalmaz.

Bazen de bir insanın söylediği birkaç söz, yılların tecrübesini ve hayata bakışını ortaya koyar.

Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde İliyana Yotova ile Andrey Gürov arasında gerçekleştirilen televizyon tartışmasını izlerken aklımdan hep aynı soru geçti:

“Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”
Bu soruyu yalnızca siyasi bilgi açısından sormuyorum.

Devleti tanımak başka, devletin sorumluluğunu taşımak başkadır.
Kanunları bilmek başka, o kanunların dokunduğu insanların hayatlarını anlamak başkadır.

Bir makamı istemek başka, o makamın temsil ettiği milyonlarca insanın umutlarını ve acılarını düşünmek bambaşkadır.

Bir Devletin Sadece Aklı Değil, Kalbi de Olmalıdır

Bir ülkeyi yönetmek yalnızca bütçeleri, kurumları, anayasayı ve uluslararası anlaşmaları bilmek değildir.

Elbette bunların hepsi önemlidir.
Ancak devlet dediğimiz yapı yalnızca binalardan, kanunlardan ve makamlardan oluşmaz.

Devletin içinde insanlar vardır.
Bir anne vardır.
Bir çocuk vardır.
Yıllarca çalışmış bir emekli vardır.

Gurbet yollarında ömrünü tüketmiş bir baba vardır.
Ve bazen devletin önüne öyle bir mesele gelir ki, yalnızca kanun maddesini okumak yetmez. O kararın bir insanın hayatında ne anlama geldiğini de düşünmek gerekir.

Yotova ile Gürov arasındaki tartışmada af kararlarının gündeme gelmesi, bana devlet yönetiminin bu insani boyutunu hatırlattı.

Hukukun gereklilikleri, mağdurların hakları ve insani koşullar aynı anda değerlendirilmelidir.

Çünkü vicdanı olmayan bir güç korku üretir. Hukuktan uzaklaşan bir merhamet ise adalete zarar verebilir.

Gerçek devlet sorumluluğu, bu ikisi arasındaki hassas dengeyi koruyabilmektir.

Bir Annenin Yüreğiyle Bakabilmek
Hayatta bazı şeyler vardır ki, onları yalnızca kitaplardan öğrenemezsiniz.

Bir annenin evladına duyduğu özlemi…
Bir babanın çaresizliğini…
Yaşlı bir insanın yalnızlığını…
Gurbette yaşayan bir ailenin memleket hasretini…

Bunları anlamak için insanın başkalarının acısına karşı duyarlı olması gerekir.

Bir devlet yöneticisinden beklediğimiz de budur.
Güçlü olsun ama kibirli olmasın.
Kararlı olsun ama merhametsiz olmasın.
Kanunları uygulasın ama insanların hayatlarını unutmasın.

Çünkü bir devletin büyüklüğü, yalnızca sahip olduğu güçle değil, en zor durumdaki vatandaşına gösterdiği adalet ve şefkatle de ölçülür.

Biz Bulgaristan Türkleri Merhametin Değerini İyi Biliriz
Bizler tarihin kolay sayfalarından geçmedik.

İsimlerimizin değiştirildiği günleri yaşadık.
Anadilimizin susturulmak istendiği dönemleri gördük.
Evlerimizden, köylerimizden, hatıralarımızdan ayrıldık.

1989 yılında nice anneler çocuklarını yanına alıp bilinmeyen bir geleceğe doğru yola çıktı.
Nice babalar geride bıraktıkları evlerinin kapısını son kez kapattı.
Nice yaşlı insan doğduğu toprağı bir daha göremeden hayata veda etti.

İşte bu yüzden biz bir devletin vatandaşlarına nasıl davranması gerektiğini çok iyi biliriz.
Devlet, insanını korkutmamalıdır.
Devlet, insanını aşağılamamalıdır.
Devlet, insanını kimliğinden dolayı dışlamamalıdır.
Devlet, vatandaşına güven vermelidir.

Bir cumhurbaşkanından beklediğimiz de budur: Türk’üyle, Bulgar’ıyla, Roman’ıyla, Pomak’ıyla bütün vatandaşları aynı hukuk ve insanlık anlayışı içinde kucaklaması.

Bilgi İnsana Güven Verir, Cesaret Sorumluluk Gerektirir

Televizyon tartışmalarında bazen bir adayın sözleri, bazen bir soruya verdiği cevap, bazen de zor bir konuyu açıklama biçimi dikkat çeker.

Ancak bilgi yalnızca cevap verebilmek değildir.
Bilgi, neyi bildiğini ve neyi bilmediğini de kabul edebilmektir.

Cesaret yalnızca yüksek sesle konuşmak değildir.
Cesaret, zor sorulardan kaçmadan sorumluluk alabilmektir.

Tecrübe ise geçmişte yaşananlardan ders çıkarıp geleceğe daha dikkatli bakabilmektir.

Yotova’nın tartışmada dile getirdiği görüşler, özellikle devlet kurumları, dış politika ve insani sorumluluklar bakımından üzerinde düşünülmesi gereken konular ortaya koydu.

Bu açıklamaların somut uygulamalarla desteklenmesi, her siyasetçi için olduğu gibi onun için de önemlidir.
Bulgaristan’ın Çocukları Artık Kavga Değil, Huzur İstiyor

Bugün Bulgaristan’ın en büyük acılarından biri, gençlerinin ülkeden ayrılmasıdır.
Köylerimiz boşalıyor.
Evlerin kapıları kapanıyor.
Yaşlı anneler çocuklarının telefonunu bekliyor.
Dedeler torunlarını yılda birkaç gün görebiliyor.
Bir ülke için bundan daha büyük bir hüzün olabilir mi?

Bulgaristan’ın geleceğini konuşurken yalnızca Rusya’yı, Batı’yı, NATO’yu veya Avrupa Birliği’ni konuşmak yeterli değildir.

Kendi çocuklarımızı da konuşmalıyız.
Neden gidiyorlar?
Neden dönmüyorlar?
Neden doğdukları topraklarda gelecek kurmakta zorlanıyorlar?

Bir ülkenin gerçek başarısı, gençlerinin o ülkede korkmadan, özgürce ve umutla yaşayabilmesidir.
Makamlar Geçicidir, İnsanlık Kalıcıdır

Bugün cumhurbaşkanı olan yarın olmayabilir.
Bugün siyasi güç sahibi olan yarın o gücü kaybedebilir.
Bugün alkışlanan bir insan yarın unutulabilir.
Ama insanların kalbine dokunan davranışlar unutulmaz.

Bir çocuğun gözyaşını önemsemek…
Bir annenin feryadını duymak…
Bir yaşlının derdini dinlemek…
Bir vatandaşın hakkını korumak…

İşte bunlar makamların ötesinde değerlerdir.
Siyasetin en büyük sorunu bazen insanı unutmasıdır.
Oysa devletin varlık sebebi insandır.

İnsanı unutan siyaset, ne kadar güçlü görünürse görünsün, en önemli sorumluluğunu unutmuş demektir.

BULTÜRK’TEN İLİYANA YOTOVA’YA TEBRİK

BULTÜRK – Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği olarak, İliyana Yotova’nın televizyon tartışmasına katılımını ve kamuoyu önünde görüşlerini savunmasını önemsiyoruz.

Bu tartışmada ortaya koyduğu hazırlığı, siyasi tecrübesini, zor sorular karşısında görüşlerini açıklama çabasını ve insani meseleleri gündeme taşımasını takdirle karşılıyoruz.

Sayın İliyana Yotova’yı bilgi birikimini ortaya koyması, görüşlerini cesaretle savunması ve bir annenin şefkatini hatırlatan insani duyarlılığı nedeniyle içtenlikle tebrik ediyoruz.

Bizim temennimiz, bu duyarlılığın yalnızca televizyon ekranlarında değil, devletin bütün kurumlarında hukuk, adalet ve eşit vatandaşlık anlayışıyla hayat bulmasıdır.

Çünkü Bulgaristan’ın ihtiyacı yalnızca güçlü kurumlar değildir.
Bulgaristan’ın bilgili, sorumlu, cesur ve insanı merkeze alan bir devlet anlayışına da ihtiyacı vardır.

Bilgi insana yol gösterir.
Tecrübe yanlışlardan korur.
Cesaret zorlukların karşısında ayakta tutar.
Vicdan ise bütün bunların insanlık için kullanılmasını sağlar.

Ve unutmayalım:
Bir devletin gerçek büyüklüğü, vatandaşlarının kalbinde oluşturduğu güvenle ölçülür.

Bulgaristan hepimizin ortak vatanıdır.
Onun geleceği de hepimizin ortak sorumluluğudur.

Saygılarımızla,

Rafet ULUTÜRK
Araştırmacı–Yazar
30 Ekim 2026

Yazar