İbrahim SOYTÜRK
Bir ülkenin sokaklarına baktığınızda yalnızca binaları görmezsiniz.
O ülkenin nasıl bir gelecek tasavvur ettiğini de görürsünüz.
Bir şehirde kitapçıların, kütüphanelerin, kültür merkezlerinin, spor sahalarının ve çocuk parklarının ışıkları yanıyorsa başka bir gelecek kuruluyordur.
Ama her köşe başında bahis büroları, kumar salonları, neon ışıkları ve “kolay para” vaatleri görünüyorsa orada üzerinde düşünülmesi gereken çok daha büyük bir toplumsal mesele vardır.
Bulgaristan’da kumar sektörünün görünürlüğü yıllardır tartışılıyor.
Şimdi Başbakan Rumen Radev’in hükümeti bu konuda yeni ve kapsamlı bir düzenleme gündeme getirdi.
Mesele yalnızca kumar reklamlarının azaltılması değildir.
Asıl soru şudur:
Bir devlet vatandaşının zaaflarından gelir elde eden bir sistem karşısında nerede durmalıdır?
“ŞEHİRLER VE KÖYLER LAS VEGAS’A BENZEDİ”
Radev’in çıkışının dikkat çeken tarafı, konuyu yalnızca ekonomik açıdan değerlendirmemesidir.
Hükümetin açıkladığı pakete göre kumar reklamlarının uygulamada neredeyse tamamen yasaklanması, kumarhane ve oyun salonlarının vitrinlerindeki parlak ve dikkat çekici reklamların kaldırılması öngörülüyor.
Başbakanın gerekçelerinden biri de bu görüntülerin yerleşim yerlerinin görünümünü değiştirmesidir.
Bu önemli bir noktadır.
Çünkü reklam sadece bir ürünü tanıtmaz.
Reklam aynı zamanda bir hayat tarzını normalleştirir.
Bir çocuk her sabah okula giderken bahis reklamları görüyor, futbol maçında bahis şirketinin logosuyla karşılaşıyor, telefonunu açtığında kumar içerikleriyle yüz yüze geliyorsa zamanla kumar onun zihninde olağan ekonomik faaliyetlerden biri hâline gelebilir.
Tehlike tam burada başlamaktadır.
KUMARIN EN BÜYÜK SERMAYESİ UMUTTUR
Kumar sektörü aslında yalnızca para üzerinden çalışmaz.
En değerli hammaddesi insanın umududur.
“Belki bu defa…”
“Bir kupon daha…”
“Bir oyun daha…
“Kaybettiğimi geri kazanırım…”
Bu düşünceler insanı oyunun içinde tutabilir.
Özellikle ekonomik sıkıntının arttığı toplumlarda kolay kazanç vaadi daha çekici hâle gelebilir.
Bu nedenle kumar meselesini yalnızca bireysel tercih başlığı altında değerlendirmek eksik kalır.
Borçlanan aileler vardır.
Gelirini kaybeden insanlar vardır.
Bağımlılık geliştiren gençler vardır.
Dolayısıyla kumarın toplumsal maliyeti, kumar şirketlerinin ödediği vergiden ibaret değildir.
DEVLETİN KAZANCI İLE TOPLUMUN KAYBI AYNI DEFTERDE YAZILMALI
Burada devlet açısından zor bir denklem ortaya çıkıyor.
Kumar sektörü vergi üretir.
Fakat aynı zamanda sosyal maliyet de doğurabilir.
Bu yüzden doğru soru yalnızca:
“Devlet kumardan ne kadar vergi topluyor?”
olmamalıdır.
Bir başka hesap daha yapılmalıdır:
Kumar bağımlılığının ailelere maliyeti nedir?
Borçlanmanın maliyeti nedir?
Psikolojik ve sosyal sorunların maliyeti nedir?
Gençlerin kumara yönelmesinin uzun vadeli maliyeti nedir?
Devlet gerçek bilançosunu görmek istiyorsa gelir hanesinin yanına toplumsal maliyet hanesini de koymalıdır.
YENİ DÜZENLEME SADECE REKLAMI HEDEFLEMİYOR
Radev hükümetinin açıkladığı paket reklam yasağının ötesine geçiyor.
Hükümetin açıklamasına göre oyun makinelerinin Ulusal Gelir Ajansı’na gerçek zamanlı bağlanması, casino ve oyun salonlarının gerçek mali sonuçları üzerinden vergilendirilmesi, kara para aklama ve vergi kaçırmaya karşı kontrolün artırılması, çevrimiçi kumar üzerindeki vergi yükünün yükseltilmesi ve Bulgaristan pazarında faaliyet gösteren yabancı lisanslı işletmelerin ülkedeki mali faaliyetlerini kayıt altına alması planlanıyor.
Buradaki yaklaşım önemlidir:
Kumar varsa görünür, denetlenebilir ve vergilendirilebilir olmalıdır.
Devletin denetleyemediği büyük para hareketleri zamanla yalnızca mali değil, kurumsal bir probleme de dönüşebilir.
FAKAT BİR ÇELİŞKİ VAR: SPOR İSTİSNASI
Hükümetin önerisinde dikkat çekici bir istisna bulunuyor.
Kumar şirketlerinin spor kıyafetleri ve spor tesisleri üzerinden sponsorluk/reklam yapabilmesine belirli ölçüde izin verilmesi planlanıyor.
İşte tartışmanın en önemli noktalarından biri burada başlıyor.
Çünkü gençlere ulaşmanın en güçlü yollarından biri zaten spordur.
Bir taraftan:
“Çocukları ve gençleri kumar reklamlarından koruyacağız.”
denirken diğer taraftan onların en yoğun takip ettiği futbol ve spor alanlarında aynı markaların görünürlüğünün sürmesi tartışmaya açıktır.
Nitekim hükümet önerisine yönelik eleştirilerden biri de buradan geldi. Asen Vasilev, bahis noktalarının cepheleri ve bazı spor alanlarındaki istisnalar nedeniyle düzenlemede boşluklar bulunduğunu savundu.
Bu nedenle nihai yasa hazırlanırken “yasak” kelimesinin kendisinden çok istisnaların kapsamı önem taşıyacaktır.
REKLAMI YASAKLAMAK YETERLİ Mİ?
Hayır.
Çünkü kumar artık yalnızca sokaktaki tabeladan ibaret değildir.
Kumarın yeni adresi cep telefonudur.
İnsan artık kumarhaneye gitmeden kumarhaneyi cebinde taşıyabiliyor.
Gece yarısı…
Evinde…
Otobüste…
İş yerinde…
Birkaç saniye içerisinde bahis oynayabiliyor.
Bu nedenle yalnızca fiziksel reklamların ortadan kaldırılması problemi çözmeyecektir.
Çevrimiçi platformların denetlenmesi, yaş doğrulaması, bağımlılıkla mücadele mekanizmaları, finansal hareketlerin kontrolü ve özellikle gençlere yönelik dijital pazarlamanın takibi en az sokaktaki tabelalar kadar önemlidir.
ÇOCUKLARI KORUMAK DEVLET POLİTİKASI OLMALI
Haziran ayında Bulgaristan’daki Ulusal Çocuk Ağı da kumar reklamlarının televizyon, radyo ve internet dahil daha kapsamlı biçimde sınırlandırılması için yasal değişiklik çağrısı yapmıştı.
Bu bize meselenin ekonomik olmaktan çok daha geniş olduğunu gösteriyor.
Çocuklara sürekli şu mesaj verilmemelidir:
“Çalışarak değil, şansla zengin olabilirsin.”
Çünkü toplumların geleceğini şans değil;
eğitim,
üretim,
bilim,
meslek,
emek
ve girişimcilik kurar.
Bir devlet gençlerine kolay para hayali değil, başarabilecekleri gerçek yollar göstermek zorundadır.
KUMARHANELER AZALIRKEN KÜTÜPHANELER ÇOĞALMALI
Kumarla mücadele yalnızca yasak koymak değildir.
Boşluğu doldurmak gerekir.
Genç kumarhaneye gitmeyecekse nereye gidecek?
Spor salonuna.
Kütüphaneye.
Kültür merkezine.
Gençlik merkezine.
Müzik kursuna.
Teknoloji atölyesine.
Üniversiteye.
İşe.
Devletin asıl başarısı tabelaları sökmekle değil, onların yerine gençlere yeni kapılar açmakla ölçülmelidir.
Bir kumar salonunun ışığını söndürmek kolaydır.
Asıl mesele bir kütüphanenin, laboratuvarın veya spor salonunun ışığını yakabilmektir.
TÜRKLERİN YAŞADIĞI BÖLGELER DE BU MESELEYİ KONUŞMALI
Kırcaali’den Razgrad’a, Şumnu’dan Silistre’ye kadar Bulgaristan Türklerinin yoğun yaşadığı bölgelerde de mesele yalnızca Sofya’nın tartışması olarak görülmemelidir.
Çünkü ekonomik sorunların bulunduğu bölgelerde kolay kazanç vaadi özellikle dikkatle ele alınmalıdır.
Yerel yönetimler, aileler, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları ve din görevlileri bağımlılık konusunda daha fazla bilinçlendirme çalışması yapabilir.
Camilerde yalnızca haram olduğu söylenerek mesele kapatılmamalıdır.
Neden haramdır?
İnsanı nasıl bağımlı hâle getirir?
Aile ekonomisini nasıl etkiler?
Borç sarmalı nasıl oluşur?
Gençler nasıl korunabilir?
Bunların da anlatılması gerekir.
Mücadele ancak hukuk, eğitim, aile ve toplumsal bilinç birlikte hareket ettiğinde sonuç verebilir.
YASA ÇIKARMAK BAŞLANGIÇTIR; UYGULAMAK ESASTIR
Bulgaristan’ın önündeki asıl sınav burada başlayacaktır.
Çünkü en sert yasa bile uygulanmadığında kâğıt üzerinde kalır.
Kim denetleyecek?
İnternet reklamları nasıl takip edilecek?
Yasa dışı siteler nasıl engellenecek?
Spor sponsorluklarının sınırı nerede çizilecek?
Yabancı şirketlerin gelirleri nasıl denetlenecek?
Vergi kaçakçılığı nasıl önlenecek?
Bağımlı bireylere hangi tedavi ve danışmanlık imkânları sağlanacak?
Bunların cevapları uygulamada görülecektir.
BİR ÜLKENİN GELECEĞİ ŞANS OYUNUNA BIRAKILAMAZ
Rumen Radev hükümetinin kumar reklamlarına yönelik girişimi Bulgaristan açısından önemli bir kamu politikası tartışması başlatmıştır.
Fakat başarıyı siyasi açıklamalar değil, ortaya çıkacak kanunun kapsamı ve uygulanması gösterecektir.
Kumar reklamlarını azaltabilirsiniz.
Tabelaları kaldırabilirsiniz.
Neon ışıklarını söndürebilirsiniz.
Fakat insanların umutsuzluğunu ortadan kaldırmadığınız sürece kumarın beslendiği zemini tamamen ortadan kaldıramazsınız.
Bu nedenle kumarla mücadelenin gerçek formülü daha geniştir:
Eğitim + üretim + istihdam + sosyal politika + bağımlılıkla mücadele + güçlü denetim.
Ve belki de Bulgaristan’ın önündeki mesele tam olarak budur:
Şehirler Las Vegas’a değil;
üniversitelere, kültür merkezlerine, spor alanlarına, fabrikalara, teknoloji merkezlerine ve çocukların geleceğe umutla baktığı yaşanabilir şehirlere benzemelidir.
Çünkü devletin görevi vatandaşına:
“Belki kazanırsın.”
demek değildir.
Devletin görevi vatandaşına:
“Çalışırsan, öğrenirsen, üretirsen ve emeğinin karşılığını alabileceğin adil bir düzen kurarsak kazanabilirsin.”
diyebilecek şartları oluşturmaktır.
Bir milletin geleceği ruletteki sayıya, makinedeki düğmeye veya maç kuponundaki son gole bırakılamaz.
Gelecek şansla değil; akılla, emekle, eğitimle ve devlet politikasıyla inşa edilir.

Bulgaristan’ın Kumarla Mücadelesinde Yeni Dönem
Türkçe Varsa Biz Varız
İnsan En Çok Kendine Yaptığıyla Yaşar
GRÖNLAND ANLAŞMASI: İLHAKTAN STRATEJİK ERİŞİME
BAŞSAĞLIĞI
BULTÜRK ve BGSAM heyeti Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda
Sofya’dan Üsküp’e AB sürecinde ilerleme mesajı
Sofya’da sürücüsüz taksi dönemi için ilk adım atıldı
Kırcaali’de gençlere yeni buluşma ve üretim alanı açılıyor





