İbrahim SOYTÜRK
Eski bir bilge der ki: “Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.” Aslında hepimiz o nehrin kıyısında bekleyen yolcularız. Kimimiz suyun durulmasını beklerken ömür tüketiyor, kimimiz ise suyun ritmine ayak uydurup o sonsuz yolculuğa çıkma cesareti gösteriyor. Peki, nedir bizi kıyıda tutan?
Neden mutluluğu hep bir “sonraki” istasyona erteliyoruz?
Doğanın Mimari Planı: Akışın Gücü
Doğa bize her gün muazzam bir ders verir. Yağmur en yüksek zirvelere, dağlara düşer.
O tepelerden süzülür, daracık derelerden geçer, yatağını zorlayan nehirlere dönüşür ve nihayetinde denizleri de aşarak okyanusa ulaşır.
Bu sadece bir su döngüsü değildir; bu, başarının ve olgunluğun yol haritasıdır.
- Dağlar ve tepeler, hayatın karşımıza çıkardığı devasa sorumluluklardır.
- Dereler, o zorlukların içinden geçerken kazandığımız tecrübenin ilk damlalarıdır.
- Okyanus ise, bütün bu zorlu yolları aşmış, pişmiş ve nihayet “büyük güce” kavuşmuş insanın ulaştığı o engin bilgelik denizidir.
Güç, Varışta Değil Hafızadadır
Çoğu insan okyanusa ulaştığında hissettiği gücün sadece okyanusun büyüklüğünden geldiğini sanır. Oysa o güç; dağdan inerken çarptığı kayaların, dar boğazlarda verdiği mücadelenin ve geçtiği binlerce kilometrenin birikimidir. Su, okyanusa vardığında artık sadece su değildir; o, geçtiği her toprağın mineralini, her kıvrımın bilgisini taşıyan bir hafızadır.
Mutluluğu yarına bırakmak, aslında kendi nehrimize bir baraj inşa etmektir. O barajın arkasında hapsolmuş bir su, ne kadar büyük olursa olsun tazeliğini yitirir. Gerçek güç ve huzur, barajların arkasında değil; engelleri aşarak akan, tazelenen ve menziline doğru yılmadan ilerleyen sudadır.
Kendi Akışına İzin Ver
Eğer bugün karşıya geçmek için hayatın karmaşasının bitmesini, borçların tükenmesini ya da fırtınaların dinmesini bekliyorsan; yanılıyorsun. O nehir asla durmayacak. Hayatın debisi bazen yükselecek, bazen alçalacak ama akış hep devam edecek.
Okyanusun o muazzam birleştirici gücünü hissetmek isteyenler; dağları aşmayı göze alanlar, derelerde ıslanmaktan korkmayanlar ve denizin sonsuzluğuna kendini bırakabilenlerdir.
Sonuç olarak; Yarın, zihnimizin bizi oyalamak için uydurduğu en büyük illüzyondur. Mutluluk bir varış çizgisi değil, o nehrin içinde akabilme sanatıdır. Bugün o suya adımınızı atın.
Çünkü okyanus, sadece akmaya cesaret edenleri bekler.

Kırgızistan’da Tarihi Hafıza Ata Beyit’te Yaşatılıyor
Şuşa Beyannamesi’nin 5. Yılı: Türkiye-Azerbaycan Müttefikliğinde Yeni Dönem
ŞİÖ Ülkeleri Semerkant’ta Buluştu: Dijital Terörizmle Mücadelede Ortak Bildiri Kabul Edildi
Özbekistan Pamuk Üretiminde Rekor Seviyeye Ulaştı: Tekstil Sanayisinde Dönüşüm Hızlanıyor
Kürşad Zorlu’dan Türk Dünyası İçin Ortak Dijital Eser Portalı Önerisi
Dışişleri Bakanlığı’ndan Doğu Akdeniz’deki Fransız Gemisine İlişkin Açıklama






