Derya YILDIRIM
Bulgaristan Türklerinin yaşadığı büyük acının üzerinden 41 yıl geçti. Takvimler değişti, rejimler yıkıldı, sınırlar açıldı. Ama bir şey değişmedi: Yaşananlar ne unutuldu ne de hesabı soruldu.
24 Aralık 1984, Bulgaristan Türkleri için sıradan bir tarih değildir. O gün, Bulgaristan’daki komünist rejim; Türk ve Müslüman vatandaşlarını dininden, dilinden, isminden, örf ve adetlerinden koparmak için düğmeye bastı. Bu bir “uygulama” değil, devlet eliyle yürütülen bir asimilasyon kampanyasıydı. Hedef belliydi: Türk’ü Türklüğünden, Müslüman’ı kimliğinden vazgeçirmek.
Yarım milyona yakın insanın Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldığı bu süreç, sadece bir göç değil; zorla yerinden edilme, kimlik sürgünü, sessiz bir soykırım girişimiydi.
1984 yılında, eski Komünist Parti (KP) döneminde; Mleçino’ya (Eğridere) yakın Gorno ve Dolno Prahovo (Toşçalı ve Amatlar), Başevo (Hallar) ve Çernigovo (Karamusollar) köylerinden 3 bini aşkın insan, baskıcı rejime karşı bir araya geldi. Ellerinde silah yoktu. Talepleri basitti:
“Kimliğimize dokunmayın.”
Cevap cop oldu.
Cevap sürgün oldu.
Cevap Belene toplama kampı oldu.
Protestoları organize edenler, rejimin “tehlikeli unsurları” ilan edilerek Belene’ye gönderildi. Geride kalanlar korkuyla susturuldu. Aileler parçalandı. Hayatlar yarım kaldı.
Bugün Bulgaristan’ın güneydoğusunda, Kırcaali’ye bağlı Ardino kentinin Mleçino köyünde, 24 Aralık 1984’te yaşanan zulümler yeniden hatırlandığında, gözyaşları hâlâ dinmiyor. Çünkü bu acı sadece geçmişte yaşanmadı; hesap sorulmadığı için bugüne taşındı.
1989’da tek partili rejim kansız bir darbeyle devrildi. Ama adalet gelmedi. Failler yargılanmadı. Arşivler açılmadı. Devlet yüzleşmedi. Türklerin uğradığı zulüm, “geçmişte kalmış bir hata” gibi geçiştirildi.
Oysa unutulan her zulüm, tekrarın zeminidir.
Bugün Bulgaristan Türkleri hâlâ ana dilde eğitim hakkından yoksun. Kimlik mücadelesi hâlâ sürüyor. Asimilasyon artık copla değil; sessizlikle, ilgisizlikle ve temsil boşluğuyla devam ediyor.
Bu yüzden bu yıl dönümü sadece bir anma değil; bir uyarıdır.
Sadece Bulgaristan’a değil,
Sadece Avrupa’ya değil,
En çok da susanlara…
Çünkü unutanlar, bir gün aynı acıyı çocuklarına miras bırakır.
BUNLARI UNUTMA.
UNUTTURMA.
Yazar
Bunu paylaş:
- Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
- X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
- Linkedln üzerinden paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) LinkedIn
- Threads'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Threads
- WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
- Pinterest'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Pinterest
- Telegram'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Telegram

BULTÜRK’ten Karesi Belediyesi’ne Nezaket Ziyareti
Balıkesir İstanbulluoğlu Sosyal Bilimler Lisesi Okul Müdürü Yaşar Karaoğlan’ın Konuşması
Bir Belgeselin Açtığı Kapı: Rumeli’ye Geçiş, Kırcaali ve Gençliğin Bakışı
BULTÜRK’ten Balıkesir’de “Türk Dünyası ve Strateji” Değerlendirme Toplantısı
BULTÜRK Derneği Balıkesir-İstanbulluoğlu Sosyal Bilimler Lisesi’nde Rumeli’ye Geçiş Konferansı ve Kırcaali Efsanesi Belgesel Gösterimi Düzenlendi
Küresel Diplomaside Yeni Dönem
Paslanan Sadece Demir Değil, Kalbimizdir
Avrupa’nın Kalbinde Bir “Vatan” Hasreti mi, Yoksa Tarihi Bir Başkaldırı mı?
Hafıza İhaneti: Kopenhag’daki Uçak Kadar Olamamak!