Türkiye, ilk astronotu Hava Pilot Albay Alper Gezeravcı’yı uzaya göndererek yeni bir atılım başlatmıştır. Ancak Türk Dünyası’nda ilk uçma çalışmalarının 940’lı yıllarda bugün Otrar diye anılan Kazakistan’ın Farab şehrinde doğan ve ilk Türk hava şehidi kabul edilen Müslüman Kazak Türkü bilim adamı Farablı İmam İsmail Cevheri ile başladığı görülmektedir[1]. İlerleyen zamanda İsmail Cevheri’nin serüvenlerinden esinlenen Hezârfen Ahmed Çelebi ismi öne çıkmaktadır.

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde geçen bir anlatıya göre İsmail Cevheri’den aldığı ilham ile uçma denemelerine başlayan Hezârfen Ahmed Çelebi’nin 1632 yılında kuş kanatlarından esinlenerek yapmış olduğu bir aracı vücuda geçirerek lodoslu bir havada Galata Kulesi’nden kendini boşluğa bıraktığı ve İstanbul Boğazı üzerinde yaklaşık 3358 metre süzülerek Üsküdar’da Doğancılar Meydanı’na indiği kabul edilmektedir.

Ancak bu uçuş olayının bazı kaynaklar tarafından çürütülerek bilimsel açıdan imkânsız olduğunu iddia edenlerin hatta Hezârfen Ahmed Çelebi’nin hiç yaşamamış bile olabileceğini düşünenlerin olduğu[2] da görülmektedir. Lakin halk arasındaki genel kanıya göre Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçuş olayının yaşandığı, Hezârfen Ahmed Çelebi’nin üstün bilgi sahibi olmasının Padişah dahil bazı çevreleri ürkütmesi nedeniyle Sultan IV. Murad tarafından Cezayir’e sürgün edildiği ve 1640 yılında orada öldüğü[3] iddiaları da vardır. Yani Hezârfen Ahmed Çelebi’nin uçuş olayında muğlaklık olduğunu iddia edenler bulunmaktadır.

Ancak 21 Ocak 1580 günü Dar-ü’r Rasad-ül Cedid yani bu günkü adı ile Osmanlı Devleti’nin ilk rasathanesin donanma tarafından bombardımana tutulduğu bir gerçektir.

Takiyüddin Efendi, Sultan III. Murad’ı ikna ederek 1578 yılında 10.000 altın ödenek tahsisi ile 16 bilim adamını yanına alarak Tophane sırtlarında Osmanlı Devleti’nin ilk rasathanesini kurmuş ve bilimsel çalışmalara başlamıştır. Kısa sürede dönemine göre çok ince gözlemler ve başarılı hesaplamalar yapılan bu bilim yuvasında ekliptik ile ekvator düzlemi arasındaki açıyı bugünküne çok yakın bir şekilde 23 derece olarak hesaplanması örneğinde olduğu gibi önemli astronomik çalışmalar yapıldığı[4] kaynaklarda geçmektedir; fakat bilimsel çalışmalardan rahatsız olan bazı ulema kesiminin ise rasathanenin kapatılması için Padişaha sürekli telkinlerde bulunduğu görülmektedir;

“Padişahım, göklerin sırlarını örten perdeyi kaldırmak, uğursuzluk getirir. Yıldızların gözlemi felaket getirir. Gözlemevi kurulan hiçbir devlet varlığını sürdürememiştir.”

“Sultanım, bu şeytan yuvası Dar-ü’r Rasad-ül Cedid’te çalışanlar, meleklerin bacaklarını dikizliyor” gibi gayri ahlaki söylemler ile telkinlerini sürürlerken, İstanbul semalarında bir kuyruklu yıldızın görülmesi, yaşanan bir deprem ve ardından büyük bir veba salgını üzerine,

“Sultanım, deprem ve veba salgınları bu rasathane yüzünden olmaktadır” sözleri üzerine rasathanenin kapatılmasına ikna olan Sultan III. Murad, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’ya;

“Galata’daki şeytan yuvası rasathane tez elden yerle bir edile” fermanı ile 21 Ocak 1580 günü donanma kadırgalarından toplar ateşlenmiş ve şeytan yuvası olarak itham edilen ancak gökyüzünü ve yıldızları gözleyen, kayıtlar tutulan rasathane yerle bir edilmiştir. Esasında yerle bir edilen sadece rasathane, bilim yuvası ve bir bina değildir. Top atışları Türk Milleti’nin ilmi geleceğini de yerle bir etmiştir.

Rasathanenin yerle bir edilmesinden 345 yıl sonra Millî Mücadele kahramanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 16 Şubat 1925 tarihinde Türk Tayyare Cemiyeti’nin açılış konuşmasında “İstikbal göklerdedir” sözleri ile gelecekte gökyüzünün ne kadar önemli olduğuna işaret etmiştir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında kurulan uçak fabrikaları ve ilerleyen yıllarda Nuri Demirağ tarafından kurulan ilk özel uçak fabrikası ile pilot okulu NATO serüvenine bağlı olarak birer birer kapatıldığı süreçler yaşanmıştır.

Bu arada 1940-1959 yıllarında Adana’da İrfan Mavruk isimli bir çocuğun garip biçimlerde roketler yapmaya başladığı, yaptığı roket denemelerini büyüdüğü mahallenin civarındaki tarlalarda ve boş arsalarda hatta Seyhan Nehri kıyılarında sürdürmesi üzerine tedirgin olan halk ardı ardına şikayetlere başlamıştır. Şikayetler üzerine sık sık karakolluk olan Mavruk, kolluk kuvvetlerinin, “yaptığı işin ateşli silahlar kanununa girdiği ve sakın ha bir daha yapma” telkinleri ile uyarılar yaşadığı bilinmektedir. Zamanla adı deliye çıka İrfan Mavruk, Erkek Sanat Enstitüsü’ne devam ettiği dönemde roket projelerini kabul ettirmek için Adana Elektrik Mühendisleri Odası’na götürmüştür. Projeleri kabul edilmemiş ve bu arada Adana Elektrik Mühendisleri Odası, bir dergide Mavruk’un çalışmalarından “bir çocuğun hayali ve fantezisi” şeklinde bahsedildiği[5] görülmektedir.

Atomlara dair açıklamaları ile şaşıran öğretmenleri dönemin Adana Valisi’ne ve İncirlik Üssündeki Amerika Birleşik Devleri (ABD) mühendislerine ulaşmıştır. ABD’li mühendislerin olağanüstü olarak niteledikleri Mavruk hakkında Vali, eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Refik Koraltan’a bir mektup yazarak durumdan haberdar etmiştir. Refik Koraltan, Mavruk’u İstanbul’da Adnan Menderes ile Bakanlar Kurulu’nun karşısına çıkartmış ve nihayet üstün zekalı çocuklar fonu ile ABD’ye gönderilmiştir. 1960 darbesi ile bursu kesilen Mavruk, ABD’de beş parasız kalmıştır. Üniversiteden İspanyol bir bayan arkadaşının yardımları ile eğitimini sürdüren Mavruk, mezuniyetin ardından Houston’da bir nükleer araştırma merkezinde çalışmaya başlamıştır. NASA’nın Apollo projeleri dahil birçok önemli uzay programlarında yer alan Mavruk, uzaya çıkan füzelerin patlamasını önleyen bir proje geliştirerek tarihe geçmiştir. Öyle ki Türkiye’de deli damgası yiyen Mavruk 25 yaşında genç bir mühendis olarak çalışmalarının dikkat çekmesi üzerine özel bir kanun ile ABD gizli polisi tarafından korumaya alınmıştır[6].

Emekli olup New York’a yerleşen İrfan Mavruk, 5 Ağustos 2010 günü geçirdiği kalp krizi sonucu 69 yaşında vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine cenazesi ABD’den getirilerek memleketi Adana’nın Ali Hocalı Köyü’nde defnedilmiştir.

Sonuç Olarak;

Alper Gezeravcı Türkiye’nin ilk astronotudur. Ancak Çuvaş Türkü Andriyan Grigoryeviç Nikolayev, Azerbaycan Türkü Musa Manarov, Kazak Türkü Toktar Ebubekirov, Kazak Türkü Talgat Amangeldi Musabayev, Kazak Türkü Aydın Ayımbetov ve Özbek asıllı Kırgız Türkü Salican Şaripov’dan sonra Türk Dünyası’nın 7. astronotu olarak tarihe geçmiştir[7].

Hezârfen Ahmed Çelebi’den 444, Atatürk’ten 99 yıl sonra astronot olarak uzaya giden Alper Gezeravcı’nın, uzay boşluğunda “İstikbal göklerdedir” sözleri çok anlamlı ve manidar olmuştur.

Bunca ekonomik sıkıntılara rağmen Türkiye’nin 100. Yılında Türk Astronot Projesi, Hindistan’ın kendi imkanları ile atom bombası yapması üzerine dönemin Pakistan Başbakanı Zülfikar Ali Butto’nun ‘‘Ot yiyeceğiz, gerekirse aç kalacağız, ama biz de atom bombasına sahip olacağız. Başka çaremiz yok’’ sözlerini hatırlatmış ve Türkiye için önemli bir atılım olarak dikkat çekmiştir.

Bu arada Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkelerinin geçmiş dönem ve günümüzdeki uzay bilimi ve teknolojisi alanlarındaki tecrübelerini birleştirmelerinin gerekliliği ve önemi ortaya çıkmıştır. Örneğin Kazakistan’daki Baykonur üssü merkez olacak şekilde mevcut tesislerin kullanılabilirliğinin değerlendirmeye alınarak Türk Devletleri’nin ilerleyen yıllardaki uzay çalışmalarını milli yazılım ve milli kaynaklar ile birlikte yürütmeleri halinde büyük stratejik kazanımlar ve uluslararası kamuoyunda psikolojik üstünlük sağlayacağı muhakkaktır.

                              :

İsmail Cingöz, Uluslararası Siyaset Uzmanı/M.A. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail@gmail.com

[1] havatarafı.com. “Farablı İsmail Cevheri”, 15.10.2020, https://havatarafi.com/farabli-ismail-cevheri/

[2] Tuncer Yalçın, “Hezarfen Ahmet Çelebi Kimdir? Gerçekten Uçtu Mu?”, 29.11.2019.

https://derstarih.com/hezarfen-ahmet-celebi/

[3] Haber Türk, “Hezarfen Ahmed Çelebi Kimdir? Hezarfen Ahmed Çelebi Efsanesi Nedir? Nasıl Öldü ve Hikayesi”, 12.01.2021.

https://www.haberturk.com/hezarfen-ahmed-celebi-kimdir-hezarfen-ahmed-celebi-efsanesi-nedir-nasil-oldu-ve-hikayesi-b1-2934410

[4] Sedat Kaya, “Uzayda 20’den Fazla Türk Var”, Yeniçağ Gazetesi, 20.01.2024.

[5] Mehmet Poyraz, “Apollo Projesinde Çalışan Unutulan Türk: Adana’da Deli NASA’da Dahi! İşte Uzay Roketi Geliştiren İlk Türk’ün Hikayesi!”, İttifak Gazetesi, 19.01.2024. https://www.ittifakgazetesi.com/apollo-projesinde-calisan-unutulan-turk-adanada-deli-nasada-dahi-iste-uzay-roketi-gelistiren-ilk-turkun-hikayesi

[6] Mehmet Poyraz, a.g.m.

[7] Zeynep Şahin, “Alper Gezeravcı Aslında Uzaya Çıkan 7. Türk: Peki Ondan Önceki 6 Astronot Kimlerdi”, Webtekno.com, 19.01.2024. https://www.webtekno.com/alper-gezeravci-uzaya-cikan-turk-h140217.html

Yazar Hakkında

İsmail Cingöz
İsmail Cingöz
Uluslararası Siyaset Uzmanı/M.A. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi. cingozismail01@gmail.com