BİR DEVLET YORULURSA MİLLETİ AYAĞA KALDIRIR, BİR MİLLET UMUDUNU KAYBEDERSE DEVLETİN GELECEĞİ KARARIR!
Bulgaristan’ın Artık Kaybedecek Zamanı Yok: Anneler Huzur, Gençler Gelecek, Millet Güçlü Bir Devlet İstiyor
Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK – Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği Genel Başkanı

Bir ülke düşünün…
Toprakları bereketli, tarihi köklü, insanları çalışkan, fakat geleceğinden endişe eden bir ülke.
Bir ülke düşünün…
Anneleri çocuklarını Avrupa’nın farklı ülkelerine uğurluyor. Babaları evlerinin önünde evlatlarının dönüşünü bekliyor. Köylerde kapılar birer birer kapanıyor. Okullar çocuk seslerini özlüyor. Yaşlılar bayramlarda kalabalık sofraların hayalini kuruyor.
İşte o ülke Bulgaristan’dır.
Bugün Bulgaristan yalnızca bir cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanmıyor. Aynı zamanda geleceğini, devlet kurumlarına duyduğu güveni, gençlerinin umutlarını ve toplumunun birlikte yaşama iradesini yeniden sorguluyor.
25 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda İliyana Yotova ile Andrey Gyurov ikinci tura kaldı. 1 Kasım’daki seçim, vatandaşların devletin geleceğine ilişkin beklentilerini yeniden ortaya koyacak.
Ancak asıl mesele iki adayın yarışından çok daha büyüktür.
Asıl mesele, Bulgaristan’ın çocuklarına yeniden umut verebilmesidir.
Bir Devletin En Büyük Gücü Halkının Güvenidir
Devlet dediğimiz şey yalnızca parlamento binası, cumhurbaşkanlığı sarayı, bakanlıklar veya resmî makamlar değildir.
Devlet, bir annenin çocuğunu güven içinde okula gönderebilmesidir.
Devlet, bir babanın emeğinin karşılığını alabilmesidir.
Devlet, bir gencin doğduğu ülkede gelecek kurabileceğine inanmasıdır.
Devlet, bir emeklinin yaşlılığını korku içinde değil, huzur içinde geçirebilmesidir.
Ve devlet, vatandaşının hangi dili konuştuğuna, hangi dine inandığına, hangi etnik kökenden geldiğine bakmadan onu eşit görmesidir.
Bir ülke ekonomik olarak zorlanabilir. Siyasi krizler yaşayabilir. Hükümetler değişebilir.
Fakat devletine güvenen bir toplum, en ağır dönemleri bile dayanışmayla aşabilir.
Asıl tehlike, insanların artık hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanmasıdır.
Çünkü umudunu kaybeden insan önce siyasetten uzaklaşır, sonra toplumdan kopar, en sonunda da ülkesinden uzaklaşmayı düşünür.
Sürekli Seçim Yapmak, Sürekli Çözüm Üretmek Demek Değildir
Bulgaristan son yıllarda siyasi istikrarsızlık tartışmalarının merkezinde yer aldı.
Seçimler yapıldı, ittifaklar kuruldu, hükümetler değişti.
Fakat vatandaşların gündelik hayatındaki temel meseleler varlığını korudu.
İşsizlik, hayat pahalılığı, bölgesel eşitsizlikler, sağlık hizmetlerine erişim ve gençlerin göçü gibi sorunlar, siyasi tartışmaların gölgesinde kalmamalıdır.
Bir ülke sürekli sandığa gidiyor ama vatandaşlarının hayatında yeterli iyileşmeyi sağlayamıyorsa, siyasetin kendisini sorgulaması gerekir.
Demokrasi yalnızca seçim yapmak değildir.
Demokrasi, seçimden sonra verilen sözlerin hesabını verebilmektir.
Demokrasi, vatandaşın sesini yalnızca seçim meydanlarında değil, yılın her günü duyabilmektir.
Bulgaristan’ın ihtiyacı, gücün denetimsiz biçimde tek elde toplanması değil; devlet kurumlarının ortak sorumluluk bilinciyle, uyum içinde ve etkili çalışmasıdır.
Çünkü siyasi istikrar ile demokratik denge birbirinin düşmanı değildir. Tam tersine, kalıcı bir devlet düzeninin iki temel dayanağıdır.
Bir Annenin Şefkati, Bir Devletin Vicdanı Olmalıdır
Bugün Bulgaristan’ın ihtiyaç duyduğu yönetim anlayışını anlatmak için bazen uzun siyasi konuşmalara gerek yoktur.
Bir annenin gözlerine bakmak yeterlidir.
Anne çocuğunu korur.
Onun aç kalmasını istemez.
Üşüdüğünde üzerini örter.
Düştüğünde kaldırır.
Yanlış yaptığında uyarır ama sevgisini eksiltmez.
İyi bir devletin vatandaşlarına yaklaşımı da böyle olmalıdır.
Devletin şefkati yalnızca güzel sözlerle ölçülmez.
Hastanelerde, okullarda, sosyal hizmetlerde, yaşlıların bakımında ve çocukların geleceğinde hissedilmelidir.
Bir annenin evlatları arasında ayrım yapmaması gibi devlet de vatandaşları arasında ayrım yapmamalıdır.
Bulgaristan Türkü de Bulgarı da Pomak’ı da Roman’ı da aynı devletin eşit vatandaşlarıdır.
Hiç kimse kendisini ikinci sınıf vatandaş olarak hissetmemelidir.
Çünkü gerçek devlet büyüklüğü, güçlü olanı daha güçlü yapmakta değil, yardıma ihtiyaç duyanın elinden tutabilmektedir.
Gençler Gidiyorsa Yalnızca İnsanlar Değil, Gelecek de Uzaklaşıyor
Sevgili gençler,
Sizlere yalnızca bir siyaset meselesinden söz etmiyoruz.
Sizlere kendi hayatınızdan söz ediyoruz.
Bugün Bulgaristan’ın birçok yerinde gençler daha iyi eğitim, iş ve yaşam şartları için başka ülkelere yöneliyor.
Elbette dünyayı tanımak, başka ülkelerde çalışmak ve yeni fırsatlar aramak herkesin hakkıdır.
Fakat insanın doğduğu ülkede yaşamak istemesine rağmen orada gelecek görememesi başka bir meseledir.
Bir köyden on genç ayrıldığında yalnızca nüfus azalmaz.
O köyün gelecekteki öğretmeni, doktoru, mühendisi, girişimcisi de uzaklaşmış olabilir.
Bir kasabanın gençleri gittikçe dükkânlar kapanır, okullar küçülür, aileler parçalanır.
En sonunda geriye güzel hatıralarla dolu ama sessiz sokaklar kalır.
Bulgaristan’ın gençlerini yeniden kazanması gerekiyor.
Bunun yolu gençlere yalnızca vatan sevgisini anlatmak değildir.
Onlara çalışabilecekleri, üretebilecekleri, özgürce düşünebilecekleri ve emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir ülke sunmaktır.
Gençlere gelecek sunamayan bir devlet, kendi geleceğini de güvence altına alamaz.
Bulgaristan Türkleri: Biz Bu Toprakların Acısını da Umudunu da Biliyoruz
Biz Bulgaristan Türkleri, vatan hasretinin ne olduğunu çok iyi biliriz.
Bir gecede hayatı değişen aileleri biliriz.
Bir valize sığdırılan hatıraları biliriz.
Geride bırakılan evleri, mezarları, tarlaları, çocukluk sokaklarını biliriz.
Kırcaali’nin dağlarını, Mestanlı’nın yollarını, Eğridere’nin köylerini, Şumnu’nun mahallelerini, Razgrad’ın tarlalarını ve Silistre’nin tarihini unutmadık.
Bizler geçmişte yaşanan acıların gelecek nesiller tarafından yeniden yaşanmasını istemiyoruz.
İstiyoruz ki hiçbir çocuk anadilinden dolayı korkmasın.
Hiçbir insan inancından dolayı dışlanmasın.
Hiçbir vatandaş kökeni yüzünden kendisini yabancı hissetmesin.
Çünkü Bulgaristan’ın gerçek gücü, farklılıkları çatışma sebebi olarak görmekte değil, ortak vatandaşlık bilinciyle bir arada yaşayabilmektedir.
Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının da bu ortak gelecekte yeri vardır.
Onların Bulgaristan ile bağları yalnızca pasaporttan ibaret değildir.
Bu bağ bazen bir anne mezarıdır.
Bazen doğdukları evdir.
Bazen çocukluk arkadaşlarıdır.
Bazen de torunlarına anlattıkları bir köy hikâyesidir.
İnsan doğduğu topraklardan uzaklaşabilir ama o toprakların hatırası insanın kalbinden kolay kolay silinmez.
Cumhurbaşkanlığı Makamı Birleştirici Olmalıdır
Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı makamının anayasal görevleri bellidir.
Cumhurbaşkanı tek başına bütün ekonomik sorunları çözemez, hükümetin bütün yetkilerini kullanamaz veya parlamentonun yerine geçemez.
Ancak devletin sürekliliğini temsil edebilir, anayasal yetkileri çerçevesinde kurumlar arasında dengeye katkı sunabilir ve toplumun farklı kesimleri arasında diyalog kurulmasını destekleyebilir.
Bu nedenle cumhurbaşkanlığı makamından beklentimiz büyüktür.
Bu makam yalnızca seçim kazananların değil, bütün vatandaşların makamı olmalıdır.
Seçimi kazanan aday, kendisine oy vermeyen vatandaşların da cumhurbaşkanı olacağını unutmamalıdır.
Bir devletin gücü, muhalif seslerin ortadan kalkmasıyla değil, farklı görüşlere rağmen ortak çıkarların korunabilmesiyle artar.
İşte gerçek devlet aklı budur.
BULTÜRK Olarak Bulgaristan’dan Beklentilerimiz
Bizler güçlü, huzurlu ve demokratik bir Bulgaristan görmek istiyoruz.
Sürekli siyasi krizlerle anılan değil, ekonomik ve toplumsal başarılarıyla konuşulan bir ülke istiyoruz.
Gençlerin dönmek istediği, yaşlıların huzur bulduğu, çocukların güvenle büyüdüğü bir Bulgaristan istiyoruz.
Türklerin ve diğer bütün toplulukların eşit vatandaşlık haklarının korunduğu bir Bulgaristan istiyoruz.
Türkiye ile dostluk ilişkilerini geliştiren, Avrupa’daki sorumluluklarını yerine getiren ve bölgesel barışa katkı sunan bir Bulgaristan istiyoruz.
Bu hedefler herhangi bir seçimden daha uzun ömürlüdür.
Seçimler gelir geçer.
Siyasi isimler değişir.
Fakat devletin ve toplumun geleceği kalıcıdır.
1 Kasım: Yalnızca Bir Seçim Günü Değil, Bir Sorumluluk Günü
1 Kasım 2026 tarihinde Bulgaristan vatandaşları yeniden sandık başına gidecek.
Bu seçimde farklı görüşler, farklı beklentiler ve farklı siyasi tercihler bulunacaktır.
Demokrasinin doğası da budur.
Önemli olan, vatandaşların kararlarını korkuyla veya baskıyla değil; bilgiyle, vicdanla ve özgür iradeleriyle verebilmesidir.
Adayların geçmişte yaptıkları, bugün söyledikleri ve anayasal yetkileri içinde gerçekleştirebilecekleri vaatler dikkatle değerlendirilmelidir.
Çünkü bir seçimde verilen oy yalnızca bugünkü siyasi tartışmalarla ilgili değildir.
O oy, devletin geleceğine dair bir sorumluluğun da ifadesidir.
Son Söz: Bir Devletin Kalbi Halkıyla Atar
Bir gün Bulgaristan’ın köylerinde yeniden çocuk seslerinin çoğaldığını hayal ediyorum.
Yurt dışına giden gençlerin memleketlerine dönerek iş kurduğunu…
Yaşlıların bayram sofralarında evlatlarıyla buluştuğunu…
Okulların yeniden canlandığını…
İnsanların yarınlarından korkmadan yaşayabildiğini…
Türklerin, Bulgarların ve bütün vatandaşların birbirlerine güvenle baktığını…
İşte bizim hayalimizdeki Bulgaristan budur.
Bizim için güçlü devlet, vatandaşını korkutan devlet değildir.
Güçlü devlet, vatandaşının korkularını azaltan devlettir.
Bizim için büyük liderlik, yalnızca yüksek sesle konuşmak değildir.
Büyük liderlik, en sessiz insanın derdini de duyabilmektir.
Bizim için vatan sevgisi, yalnızca bayrak taşımak değildir.
Vatan sevgisi, o bayrağın altında yaşayan her insanın onurunu koruyabilmektir.
BİR ANNE EVLADINI NASIL KORUYORSA, DEVLET DE VATANDAŞINI ÖYLE KORUMALIDIR.
BİR BABA AİLESİNİN GELECEĞİNİ NASIL DÜŞÜNÜYORSA, DEVLET DE GELECEK NESİLLERİ ÖYLE DÜŞÜNMELİDİR.
BİR GENÇ HAYALLERİNE NASIL SAHİP ÇIKIYORSA, BULGARİSTAN DA GENÇLERİNİN HAYALLERİNE ÖYLE SAHİP ÇIKMALIDIR.
Çünkü Bulgaristan yalnızca geçmişin hatırası değildir.
Bulgaristan, yarın doğacak çocukların da vatanıdır.
Ve hiçbir siyasi hesap, o çocukların geleceğinden daha değerli değildir.
BULGARİSTAN’IN GELECEĞİ İÇİN BİRLİK!
DEVLETİN GÜCÜ İÇİN ADALET!
ANNELERİN HUZURU İÇİN GÜVEN!
GENÇLERİN GELECEĞİ İÇİN UMUT!
GÜÇLÜ DEVLET, MUTLU İNSAN, AYDINLIK BULGARİSTAN!
27 Ekim 2026 – İstanbul

Yazar