İbrahim SOYTÜRK
İliyana Yotova’nın seçim kampanyasının kapanış mesajları üzerine siyasi ve stratejik değerlendirme
Bulgaristan, yalnızca bir cumhurbaşkanı seçiminin değil, devletin geleceğine ilişkin çok daha büyük soruların tartışıldığı tarihî bir dönemden geçiyor.
Ekonomik sıkıntılar, derinleşen sosyal eşitsizlikler, gençlerin gelecek kaygısı, siyasi kurumlara duyulan güvenin zayıflaması, Karadeniz’deki güvenlik sorunları ve Avrupa’da değişen dengeler, Bulgaristan’ın önüne ciddi bir sınav koymaktadır.
Böyle dönemlerde seçimler yalnızca siyasi partilerin yarıştığı demokratik süreçler değildir. Aynı zamanda devletin hangi anlayışla yönetileceğinin, toplumun hangi değerler etrafında birleşeceğinin ve gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakılacağının tartışıldığı dönüm noktalarıdır.
Cumhurbaşkanı adayı İliyana Yotova ile cumhurbaşkanı yardımcısı adayı Kiril Vılçev’in Filibe’de (Plovdiv) seçim kampanyalarının kapanışı dolayısıyla yaptıkları açıklamalar, bu açıdan üzerinde düşünülmesi gereken önemli siyasi mesajlar içermektedir.
Yotova’nın konuşmasında öne çıkan üç temel kavram dikkat çekmektedir:
Birlik, sosyal adalet ve barış.
Bunlar yalnızca seçim meydanlarında söylenen güzel sözler olarak kalmamalıdır. Bulgaristan’ın geleceğini şekillendirecek somut devlet politikalarının temelini oluşturmalıdır.
Bulgaristan’ın ihtiyacı yeni duvarlar değil, yeni köprülerdir
Yotova’nın Filibe’deki konuşmasında dikkat çeken mesajlarından biri, Bulgaristan’ın birlik içinde olması gerektiğiydi.
Kampanya açıklamasında dile getirdiği yaklaşımın özü şudur:
Ülkenin geleceği için insanlar arasında duvarlar değil, köprüler kurulmalıdır.
Bu düşünce Bulgaristan açısından son derece önemlidir.
Çünkü Bulgaristan tek bir etnik kökenden, tek bir kültürden veya tek bir tarihî tecrübeden oluşan bir ülke değildir.
Bu topraklarda Bulgarlar, Türkler, Romanlar ve farklı topluluklar yüzyıllardır birlikte yaşamaktadır.
Bulgaristan’ın gerçek gücü, bu farklılıkları birbirine karşı kullanmasında değil, ortak vatandaşlık bilinci etrafında birleştirebilmesindedir.
Geçmişte yaşanan asimilasyon politikaları, zorunlu isim değiştirmeler, kültürel baskılar ve 1989 göçü, Bulgaristan Türklerinin hafızasında derin izler bırakmıştır.
Bu nedenle birlik çağrısının gerçek anlamda karşılık bulabilmesi için yalnızca güzel sözler yeterli değildir.
Eşit vatandaşlık, ana dilin korunması, eğitim hakkı, liyakate dayalı temsil ve tarihî hafızaya saygı gibi ilkeler devletin uygulamalarında görünür olmalıdır.
Gerçek birlik, farklılıkları ortadan kaldırarak değil, farklılıkların eşit haklarla birlikte yaşamasını sağlayarak kurulur.
Yoksulluk ve eşitsizlik: Bulgaristan’ın görünmeyen güvenlik sorunu
Yotova’nın konuşmasında yoksulluk ve sosyal eşitsizliğe özel yer vermesi dikkat çekicidir.
Bugün Bulgaristan’ın karşı karşıya bulunduğu sorunlar yalnızca siyasi kurumların işleyişiyle sınırlı değildir.
Ülkenin bazı bölgelerinde ekonomik fırsatlar yetersizdir. Gençler büyük şehirlere veya yurt dışına yönelmekte, küçük yerleşim yerleri nüfus kaybetmektedir.
Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlar için ekonomik kalkınma artık yalnızca refah meselesi değil, yaşadıkları topraklarda kalabilme meselesidir.
Bir devletin sınırlarını koruması önemlidir. Ancak o sınırlar içerisinde yaşayan insanların geleceğe güvenle bakabilmesi de aynı derecede önemlidir.
Çünkü iş bulamayan genç, üretim yapamayan çiftçi, geçinemeyen emekli ve eğitim imkânlarına ulaşamayan çocuk, devletin geleceği açısından ciddi bir uyarıdır.
Yoksullukla mücadele, seçim döneminde hatırlanan geçici bir vaat olmaktan çıkarılmalıdır.
Bölgesel kalkınma programları, tarımsal üretimin desteklenmesi, küçük işletmelerin güçlendirilmesi ve gençlere yeni istihdam alanları açılması, uzun vadeli bir devlet stratejisi hâline getirilmelidir.
Bir ülkenin kalkınması yalnızca başkentindeki binalarla değil, en uzak köyündeki vatandaşın hayat şartlarıyla ölçülür.
Gençleri kaybeden bir ülke geleceğini de kaybeder
Yotova’nın gençlere ilişkin açıklamaları da üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır.
Gençlerin kendilerini güvende hissetmediği, geleceklerini başka ülkelerde aradığı bir toplumun uzun vadede güçlü kalması mümkün değildir.
Bulgaristan’ın genç nüfusunun önemli bir bölümü daha iyi eğitim, daha yüksek gelir ve daha geniş mesleki imkânlar aramaktadır.
Ancak mesele yalnızca ekonomik değildir.
Gençler aynı zamanda adalet, liyakat, özgürlük ve kendilerini geliştirebilecekleri bir toplumsal ortam istemektedir.
Devlet gençlerine yalnızca geçmişin başarılarını anlatmakla yetinmemelidir.
Onlara geleceğin imkânlarını da sunmalıdır.
Üniversiteler, teknoloji merkezleri, sanayi yatırımları, girişimcilik programları ve bilimsel araştırmalar bu nedenle stratejik öneme sahiptir.
Bulgaristan Türklerinin yaşadığı bölgelerde de gençlerin eğitim ve istihdam fırsatlarına eşit biçimde ulaşması sağlanmalıdır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, gençlerinin hangi etnik kökenden geldiğine göre değil, sahip oldukları yetenekleri ne ölçüde geliştirebildiklerine göre şekillenir.
Devletin görevi güçlülerin değil, bütün vatandaşların yanında olmaktır
Yotova’nın açıklamalarında devletin geçmişte vatandaşlarını yeterince koruyamadığına yönelik eleştiriler de bulunmaktadır.
Bu eleştirilerin temelinde, devletin ekonomik ve sosyal düzenleme kapasitesinin zayıflamasıyla ortaya çıkan sorunlar yer almaktadır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım vardır.
Güçlü devlet, her şeye müdahale eden devlet değildir.
Güçlü devlet; hukukun üstünlüğünü koruyan, kamu kaynaklarını adil kullanan, yolsuzlukla mücadele eden ve vatandaşlarının haklarını güvence altına alan devlettir.
Siyasi iktidar değişebilir. Cumhurbaşkanları ve hükümetler gelip geçebilir. Fakat devlet kurumları, anayasal düzen ve vatandaşlık hakları kalıcı olmalıdır.
Bulgaristan’ın ihtiyacı, kurumların siyasi mücadelelerin aracı hâline geldiği bir yönetim anlayışı değil, kurumların bağımsızlığını ve hesap verebilirliğini güçlendiren bir sistemdir.
Karadeniz’deki gelişmeler Bulgaristan’ın geleceğini doğrudan etkiliyor
Yotova’nın dış politika konusunda diplomasiye ve müzakereye verdiği önem de stratejik açıdan değerlendirilmelidir.
Bulgaristan sıradan bir coğrafyada bulunmamaktadır.
Bir tarafta Karadeniz, diğer tarafta Balkanlar; kuzeyde Avrupa’nın iç bölgeleri, güneyde Türkiye üzerinden Asya’ya açılan ulaşım ve ticaret yolları bulunmaktadır.
Ukrayna savaşı, enerji güvenliği, deniz taşımacılığı ve bölgesel askerî gelişmeler Bulgaristan’ın güvenliğini doğrudan ilgilendirmektedir.
Bu nedenle Bulgaristan’ın dış politikası yalnızca büyük güçlerin kararlarını takip eden bir anlayışa indirgenmemelidir.
Ülkenin Avrupa Birliği ve NATO üyeliğinden kaynaklanan sorumluluklarıyla kendi ulusal çıkarları arasında tutarlı bir strateji oluşturması gerekir.
Türkiye ile ilişkiler de bu stratejinin önemli bir parçasıdır.
Karadeniz’de güvenlik, Balkanlar’da istikrar, sınır ticareti, enerji bağlantıları ve ulaştırma koridorları iki ülkenin ortak çıkar alanlarıdır.
Bulgaristan’ın güvenliği yalnızca askerî kapasitesine değil, komşularıyla kurduğu güvene ve diplomatik ilişkilerin niteliğine de bağlıdır.
Cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasındaki ilişki: Uyum mu, denge mi?
Bulgaristan’ın geleceği açısından en önemli tartışmalardan biri, cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasındaki ilişkidir.
Devletin temel kurumlarının sürekli çatışma içerisinde bulunması, siyasi kararların alınmasını ve uygulanmasını zorlaştırabilir.
Ancak burada önemli olan bütün kurumların aynı siyasi görüşü paylaşması değildir.
Demokratik devletlerde farklı siyasi anlayışların bulunması doğaldır.
Asıl mesele, bu farklılıkların anayasal sınırlar içerisinde yönetilmesidir.
Cumhurbaşkanı, hükümet ve parlamento arasında karşılıklı saygı, iş birliği ve etkili denetim mekanizmaları bulunmalıdır.
Bir geminin kürekleri birbirine zıt yönlere çekildiğinde ilerlemesi zorlaşır. Fakat geminin doğru yolda kalabilmesi için pusulaya, kaptana ve gerektiğinde yanlış kararları düzeltecek mekanizmalara da ihtiyaç vardır.
Bulgaristan’ın ihtiyacı yalnızca siyasi uyum değil, hukuka dayalı kurumsal uyumdur.
Bulgaristan Türkleri açısından seçimlerin anlamı
Bulgaristan Türkleri, ülkenin tarihî, kültürel ve toplumsal yapısının ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimleri değerlendirilirken Türk toplumunun beklentileri de gündemde olmalıdır.
Türkçe eğitimin güçlendirilmesi, kültürel mirasın korunması, kamu kurumlarında liyakate dayalı eşit temsil, Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde ekonomik kalkınma ve ayrımcılıkla mücadele, demokratik vatandaşlık anlayışının temel meseleleridir.
Burada amaç herhangi bir topluma ayrıcalık sağlamak değildir.
Amaç, bütün vatandaşların aynı hukuk düzeni içerisinde eşit fırsatlara sahip olmasıdır.
Bir cumhurbaşkanının başarısı yalnızca kendisini destekleyen seçmenlerin memnuniyetiyle ölçülemez.
Kendisine oy vermeyen vatandaşların da haklarını koruyabilmesi, demokratik liderliğin en önemli ölçülerinden biridir.
Bulgaristan Türklerinin geleceği de yalnızca seçim dönemlerinde verilen sözlere değil, seçim sonrasında hayata geçirilen somut politikalara bağlıdır.
Filibe’deki kapanış toplantısının siyasi anlamı
Yotova ve Vılçev’in kampanyalarını Filibe Bölgesel Tarih Müzesi’nin Birleşme Salonu’nda tamamlamaları sembolik bir tercihtir.
Bu mekân, Bulgaristan’ın 1885 yılındaki birleşme sürecinin tarihî hafızasıyla ilişkilidir.
Kapanış konuşmalarında toplumsal birlik, yoksullukla mücadele, gençlerin geleceği ve barışçı dış politika başlıklarının öne çıkarılması da bu sembolik tercihle uyumludur.
Bununla birlikte seçim kampanyasında kullanılan birlik söylemi, tek başına toplumsal uzlaşmanın gerçekleştiği anlamına gelmez.
Gerçek uzlaşma, seçimden sonra muhalefetin haklarına saygı gösterilmesi, bağımsız kurumların korunması ve farklı toplulukların taleplerinin dikkate alınmasıyla mümkün olur.
Filibe’de verilen mesajların siyasi değeri de bu ilkelerin ne ölçüde uygulamaya geçirileceğiyle anlaşılacaktır.
25 Ekim: Sandıktan sonra başlayacak asıl sorumluluk
25 Ekim 2026 tarihinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi, Bulgaristan’ın siyasi geleceğinde önemli bir aşamadır.
İliyana Yotova ve Kiril Vılçev’in seçim yarışına katılımı Merkez Seçim Komisyonu tarafından resmen kaydedilmiştir. Aday çiftinin oy pusulasındaki numarası 25’tir.
Ancak demokrasinin başarısı yalnızca seçim günü ortaya çıkan sonuçla ölçülmez.
Seçimden sonraki dönemde yoksullukla mücadelede ne kadar ilerleme sağlandığı, gençlere hangi fırsatların sunulduğu, devlet kurumlarına duyulan güvenin nasıl geliştiği ve toplumun farklı kesimleri arasında nasıl bir ilişki kurulduğu da belirleyici olacaktır.
Bugün Bulgaristan’ın önündeki temel soru şudur:
Siyasi rekabet, ülkeyi daha fazla kutuplaştıran bir mücadeleye mi dönüşecek, yoksa demokratik kurumları güçlendiren yeni bir anlayışın başlangıcı mı olacaktır?
Bu sorunun cevabı yalnızca seçilecek cumhurbaşkanına değil, parlamentoya, hükümete, siyasi partilere, sivil topluma ve vatandaşlara da bağlıdır.
Sonuç: Bulgaristan’ın geleceği ortak sorumluluktur
Bulgaristan’ın ihtiyacı yalnızca güçlü bir cumhurbaşkanı değildir.
Güçlü bir hukuk düzenine, güvenilir kurumlara, üretken bir ekonomiye, toplumsal barışa ve gelecekten umut duyan gençlere ihtiyacı vardır.
Bir devletin gerçek gücü, vatandaşlarının birbirine ne kadar benzediğiyle değil, farklılıklarına rağmen aynı ülkenin geleceği için birlikte çalışabilmesiyle ölçülür.
İliyana Yotova’nın Filibe’de dile getirdiği birlik, sosyal adalet ve barış mesajları, Bulgaristan’ın karşı karşıya bulunduğu temel sorunları tartışmak açısından önemlidir.
Ancak bu mesajların gerçek değeri, vaatlerin somut politikalara dönüşmesiyle ortaya çıkacaktır.
Çünkü devletler seçim kazanmak için değil, vatandaşlarının güvenliğini, özgürlüğünü, refahını ve ortak geleceğini korumak için vardır.
25 Ekim’de verilecek her oy, demokratik iradenin bir parçasıdır. Sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun, Bulgaristan’ın geleceği bütün vatandaşların ortak sorumluluğu olmaya devam edecektir.
22 Ekim 2026

Bulgaristan’ın Geleceği Sandıkta: Devlet Aklı, Toplumsal Barış ve Ortak Gelecek
Bulgaristan Pazar Günü Yeni Bir Tarih Yazmaya Hazırlanıyor!
Bulgaristan’da Devlet Uyanıyor mu, Yoksa İktidar El mi Değiştiriyor?
Avrupa’da Türk Sermayesinin Sessiz Dönüşümü
BULTÜRK ve BGSAM Yönetiminden Kocaeli Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Ayhan’a Ziyaret
Kırgızistan Ve Gürcistan Dışişleri Bakanları Batum’da Bir Araya Geldi
Kazakistan’dan Mısır’a Orta Koridor Üzerinden Doğrudan Tahıl Tedariki Gündemde
Türkistan’da Manevi Buluşma: “Hoca Ahmed Yesevi’nin Mirası” Sergisi Açıldı
Astana’da Türk Dünyasına Anıtsal Eser: “Türkistan” Ansiklopedisi Tanıtıldı





