Bugun...
İktidar Baldan Tatlı


Şakir Arslantaş
bilgi@bulturk.net
 
 

Şakir ARSLANTAŞ
23 Haziran 2020

Bulgar’da meclis seçimlerine daha 10 ay olsa da, memleket şimdiden çalkalanmaya başladı. Mecliste 8 politik parti var, yeni seçimde sık eleyince,  2015-2017 arasında yapılan yanlışlar tekrar edilmezse, Mart 2021’de  bu partilerden dördü sınıfta kalacak ve iş Allah aşırı milliyetçi, popülist gevezelikten kurtulacağız. Anketler yeni bileşimin ancak 4 partiden oluşacağını gösteriyor.

Önemli olan yeni dönemde birinci parti kim olacak!

2009’dan beri meclis çoğunluğu kazanamasa da, birinci parti hep GERB oldu. Başkanı Boyko Borisov 3 hükümet kurdu. Bu defa da tek başına 121 milletvekili çıkaramazsa ortak aranacak.

Son seçimlerde en büyük tuzak Lütfi Mestan üzerinden kuruldu. Onun, Hak ve Özgürlük partisinden atılması (2015) ve kurduğu “DOST” partisiyle 120 bine yakın Türk seçmeni politik sahneden indirmesi, Türk seçmen arasında büyük yara açtı, milliyetçi-ırkçı çevreyi ise sevindirdi.

Lütvi Mestan Bulgar totaliter devletinin yetiştirebildiği gevşek Türk kadrolardan birisidir. 1985 yılında, Bulgaristan Müslümanları elit kadroları “Belene” ölüm kampında, koğuşlarda, polis karakollarında, sürgünde tutulurken, dağda bayırda kaçak yaşarken, o Veliko Tırnovo şehrindeki “Kiril ve Metodiy” Üniversitesinin “Bulgar Filolojisi” bölümünden mezun olmuştu. Bu fakültede ders veren kadrolar, aynı şehirdeki askeri okulda da görevlidir. Sözüm ona “soya dönüş yıllarında” bu üniversitede geleceğin Bulgar totaliter zihniyetini kabul etmiş, beyni zehirlenmiş ve dengesizleştirilmiş Türk kadroları yetiştirilmiştir. Mestan’ın HÖH Genel Başkanı (2013) görevine atanmasıyla onlar “Türk milliyetçiler partiden uzaklaştırıldı” dediler. Yetiştirilen yeni Türk kadroları beyin yapısı olarak görebilmek için en parlak örnek L. Mestan’ın kendisidir.

O, “soykırım denemesi sürecinde” bir Pomak köyünde, ardından da Türklük kalesi olan Mestanlı (Momçilgrad) okulunda Bulgarca hocalığı yaptı. 1989’da gerçekleşen, hak ve özgürlük, demokrasi ve adalet bayraklı Türk Ayaklanmasına ters baktı. Toplumdaki evrimsel dönüşümü kavrayamadı. Anlayamadı. Kavrayabilecek kültüre sahip değildi. Olayları içine sindiremedi, çünkü komünizm ülküsünün erimez, bükülmez çelik olduğuna inanmıştı, bu nedenle de adına sevdalanarak çalıştığı şehirde Demokratik Güçler Birliği (CDC) kurucularından biri oldu, hatta 10 Haziran 1990’da aynı Bulgar partisinden Büyük Millet Meclisi adayı gösterildi. Aldığı oylar parmakla sayılır.

Ona, CDC-den, DPS-ye, DOST’a ve Kırca Ali polis müdürlüğü koğuşuna ve mahkemeye kadar uzanan bu yolu yürüten hırsa bakmak istiyorum. Bu motorun adı paradır. 6 defa milletvekili olan ve Bulgaristan Türkleri lehinde hiçbir şey yapmayan, hatta 2015’te Adalet Bakanı Hristo İvanov tarafından hazırlanan HUKUK REFORMU YASA TASARISININ mecliste onaylanmamasına neden olan, memleketimizde adalet reformu yapılarak, hukuksal üstünlük ilkesinin hayat hakkı elde etmesini engelleyen, suya düşüren ve ülkemizin demokratikleşmesini 5 yıl frenleyen kişidir.

Aldığı eğitim gereği uzlaşmacı biri olan L. Mestan nasıl oldu da 19 Ocak 2013’te bir tesadüf sonucu HÖH partisi Genel Sekreterliğine aşılandı ve 2 sene sonra görevinden tekmelenerek kovuldu.

Bu rezaletin özündeki gerçek şudur.

15 Aralık 2020’de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı A. Davutoğlu Sofya’ya gelmişti. “Boyana” Sarayında Başbakan Borisov’la yaptığı görüşmede L. Mestan da bulunmuştu. Davutoğlu, o dönem et sıkıntısı yaşayan Türkiye’den şöyle bir teklifle gelmişti. Bulgaristan’da Müslümanların yaşadığı bölgelere birinci dilimi 200 milyon, ikinci dilimi 1 milyar ve üçüncü dilimi de 80 milyon Avrp olmak üzere, toplam 1 280 000 000 (bir milyar iki yüz seksen milyon) Avro yatırım yapılacaktı. Bu parayla yetiştirilen hayvanların alımına Türkiye Cumhuriyeti devleti garanti verecek ve böylece bir taşla 2 kuş vurulacaktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin dana eti problemi ve Bulgaristan Türklerinin de iş ve geçim problemi halledilmiş olacaktı.

Borisov, Türklerin gönlü Türkiye devletine daha fazla ısınır ve daha da bağlanırlar korkusuyla ayağına gelen bu teklifi kabul etmedi. Yerli Türklerin Türkiye’ye daha güçlü bağlanmasını ne Rusya ne de Amerika istiyordu, Avrupa Birliği ise Bulgaristan Türkleri-Türkiye Cumhuriyeti direk işbirliğinden adeta korkuyordu.

Bu paranın sesi L. Mestan’ı uyandırdı. “Ben bu işi kendim yaparım” fikri beynini karıştırdı, sıradan insanlarla görüşmelerinde “hayvancılıktan”, “yüz milyonlardan” söz etmeye başladı ve sonunda Moskova’nın HÖH-DPS çobanı, Bulgaristan Türklerinin Ankara’ya gönül bağlanmaması işinden sorumlu ajan-A. Doğan’dan tekmeyi yedi.

O dönem L. Mestan ile Moskova’nın bizdeki en güvenilir para babası Delyan Peevski ile arasından su sızmıyordu. Sözde halk meclisine işe gidiyorlar, meclise girdik kaydı yaptırıp hemen çıkıyorlardı. Rus Çarı II. Aleksandır’ın at üstünde anıtının tam ardındaki “Radisson” oteli barında baş başa 100 levalık puro yakıp en pahalı viskiden saatlerce içiyor ve Lütfi Mestan’in kafasını karıştıran paraları konuşuyorlardı.

Bulgarcı olarak yetiştirilen L. Mestan’ın HÖH’ten çaktırılmasının nedeni evdeki hesaplarının çarşıya uymamasıdır. Şu da var. HÖH-ten atılınca Başkan Mestan’ın şahsi korumalarının kaldırılmasını ve meclis dairesini hemen boşaltmasını isteyen ise “sadık” dostu D. Peevski oldu.

Üstelik muhbir-A.Doğan ile D. Peevski –  26 Mart 2017 sabahı - Türkiye’deki seçim bürolarına Burgaz milliyetçi-ırkçı-faşist sürüsünden gönderilen seçilmiş komandoların dolmasını da önceden onaylamış, aynı gün “Kapı Kule” sınır kapısında oynanan trajik ve komik sahneleri viski kadehi tokuşturarak seyretmişlerdir. O gece Doğan sofra konuklarına ”bu iş çok iyi oldu, şu bizim kalın kafalılar benden başka kimsenin onlara güvence veremeyeceğini anladılarsa anladılar” tekerlemesini sallarken çok memnundu.

Bu olayın çok daha kötü bir yanı daha var.

Kapitan Andreevo” sınır kapısında oy kullanmaya gelenlerin otobüslerden indirilerek tartaklanması olayı Bulgaristan’ın “anti-demokratik” bir ülke ilan edilmesine ve AB üyeliğinin dondurulmasına yeterliydi. Olay vahimdi. İnsan hakları, seçim yasası, demokratik seçimler lakırdıları açısından bardak taşmış hatta kırılmıştı. Olayın Strazburg AİHM’ne taşınması ve VMRO ve NFSB gibi faşist partilerin yasaklanması fırsatı belirmişti. Vahim olay fotoğraflanmış ve fotoğraflar Baş Savcı Tsatsarov’un masasındaydı. Başsavcı L. Mestan’ı ofisine davet etti. Fotoğrafları gösterdi. Ve Lütfi’ye “bana şu şu şu kişilerin tanıklığını sağla ve ben Bulgar faşizminin köküne kibrit çakayım” dedi. Mestan fotoğrafları aldı ve bir daha Başsavcılığa uğramadı. Ondan sonra başına gelenlerin hepsi ALLAH ADALETİDİR…

1878’den beri ilk kez Bulgar devleti, mağdur Türkler lehinde bir dava açacak ve faşist kuduzları cezalandıracak ve partilerini kapatacaktı, L. Mestan buna engel oldu. Bu çok acı verici bir olaydır. Bundan dolayı 2021 seçimlerine katılıp da birkaç oy alma imkânını kullanacak partiler arasında, hiçbir listede adı sapı geçmiyor. Halk irademizin sesi gerçektir.

***

Bulgaristan'da 2021 seçim havasında henüz Türk kokusu yok.
Devletin hesaplarına göre, 45. Meclise girecek partiler şunlardır:

1-Ön tahminlere göre birinci parti, yine bugünkü Başbakan Boyko Borisov’un Bulgaristan Vatandaşlarının Avrupa Partisi - GERB olacak. Tek başına iktidar kurması ihtimali olmasa da, ortak arama hakkını elde edecektir. 2014’te 5 partili “Reformcu Blok” ile hükümet kurmuştu. Bu blokta, Kasim Dal tarafından kurulan ve yönetilen Halkın Şeref ve Özgürlük Partisi de vardı. 2017’de “Yurtsever Cephe”  adlı 3-çlü milliyetçi Türk düşmanlarıyla kabine kuran GERB’ın bu geçici ittifakından halk için yararlı sonuç elde edilemedi.

GERB partisinin son 10 yılda kendini birinci siyasi güç olarak kabul ettirmesinin nedeni Avrupa Birliği (Almanya) ve Birleşik Amerika’dan aldığı destektir.

Dünya siyasetinde sömürgecilik döneminin başlamasından (17. Yy) beri uygulanan, İngiliz siyaseti olarak bilinen, fakat Amerika ve Rusya tarafından da benimsenmiş olan “zayıfa yardım et” siyasetidir. Daha önceki yazılarımda, 1989/90’larda Komünist Partisi BKP maske değiştirip sosyalist parti BSP olurken, cebinde komünist bileti olan istihbaratçı, itfaiyeci, polis ve Ordulular BSP dışında –partisiz – kalmışlar ve hem Moskova’nın hem de Washington’un isteğiyle 2005’ten sonra uyanıp dirilmişler ve giderek siyaset arenasına çıkmışlardı. Bu işin görüşmeleri Almanya’nın Münih şehrinde, bir yanda ABD ve Almanya temsilcileri ve karşılarında Bulgar komünist polisinin yetkilileri arasında yürütülmüştü. Amerika, 1989’dan sonra kenara itilen, 2001’de II. Simyon hareketine katılan bu kadroları - Bulgar polis, gizli polis ve Ordulu temsilcilerini – ideolojik ve politik batıl kafalı olmalarına bakılmaksızın -  “işe yarar” bulmuş, desteklemiş ve 2009’da iktidara çıkmalarına destek olmuştu. Bu yıllarda Bulgaristan’da askeri kara, deniz ve hava üssü kurma planını elini cebine sokmadan uygulamaya koymuştu. Bu arada, ABD Sofya Büyük Elçisi Bayan Hero Mustafa da kendini iyi hissediyor, “Covid -19” la mücadele günlerinde Bulgarca kurslarına devam etmiş ve bir Bulgar halk Türküleri korosuna katılıyor ve hatta sahne almaya başlamıştı. Yani şimdilik ortada sivrilmiş problem yoktur.

2-İkinci Parti, Bulgaristan Sosyalist Partisi – BSP. Halen mecliste 80 milletvekili ile ana muhalefet partisidir. Hükumet ortaklığını kabul edip etmeme konusunda ikiye bölünmüş durumdadır. Eylül ayında toplanacak parti kurultayı yeni başkan seçecek ve politik yönelimi belirleyecektir. Washington ve Berlin’den Bulgaristan'ın “Batı rotalı yönetimi” sosyalistlerle de sürebilir sinyali verirse, 2021’de GERB-BSP güçlü hükumeti kurulur ve “komünist kalıta bir süre daha nefes alma hakkı” tanınmış olur. Benzer gelişmeden şu sonuç çıkarılabilir: “Batı dünyası Bulgaristan'a gerçekten bir yeni-sömürge gözüyle bakıyor. Çünkü sömürge ülkelerde köklü alt ve üst yapı reformları yapılmaz, manevi dünya güçlendirilmez, azınlıklar hükümet ortaklığına davet edilmez ve ancak görünürde demokratikleşme yaşanır. Halkın açlık ve cahillik çekilerinden rahatsız olan yoktur.” Bir sömürgenin Avrupa’da olması hatta AB üyesi olması kimseyi rahatsız etmesin. Bizdeki durum şimdi de budur.

3-Üçüncü parti. Showmen Slavi Trifonov tarafından yeni kurulan “Var Böyle Bir Halk!” partisidir. Trifonov, Bulgar toplumunda bilinen bir müzisyen, sanatçı, protestocu popülisttir. Bulgar folklorunda “çalga” (çalgı) adıyla gelişen müziğin ünlü temsilcisi “Kuku Bend” topluluğunun solistidir.   Yüzyılın ikinci yarısı ünlü müzisyenlerin, toplulukların kitleleri yönlendirebildiğini, hatta sürüklediğini gösterdi. Bulgaristan’daki bu hareketlenme siyasi yapısı olmayan bir hareketti. Yani kurulan partinin bir müziği seven ve siyasi dönüşümlerden yana olan kişilerin hepsinin bir siyasi yapıda, tek bünyede güncelleşebilmesinin olanaklı olup olmadığına bir deneyim olacaktır. Bu yapılanma aslında bir kitle hareketi olarak 2016 Kasımında yapılan Cumhurbaşkanı seçimleriyle birlikte yapılan 3 sorulu halk oylamasında gerçekleşmişti. 2.5 milyon kişinin oy vermesine rağmen, halk oylaması sonuçları tanınmadı, istenen değişiklerden hiçbiri henüz gerçekleşmedi. Seçim sisteminin değişmesi de istenmişti.

2021 Seçimlerinde S. Trifonuv popülist partisinin 3. Olması ve muhtemelen GERB-BSP ortaklığı mümkün olmazsa, “Reformcu Blok” (2014-2017)  ve “Yurtsever Güçler”(2017-2021) GERB ortaklığından sonra, “Var mı Böyle Bir Halk?”-GERB iktidarı kurulabilir. Şu da var. Bazı sosyolojik araştırma ajanslarının sonuçlarında bu parti % 3 o alıyor ve barajı aşamıyor.

4-Dördüncü Parti de HÖH partisidir. Hak ve Özgürlükler Partisinin (DPS-HÖH) % 4 barajını aşarak 45. Meclise de girmesine şaşıran yok. Partinin küçülme hızı, Bulgaristan’da seçmenlerin azalma hızından daha yavaştır. HÖH partisi Ahmet Doğan’dan kurtulup azınlıkları birleştirme çizgisi bulamadı. Meclise girse de iktidara ancak dış yama olabilecektir.

***

Yerel seçimlerde büyük başarı gösteren, “Demokratik Bulgaristan” hareketini başlatan “Evet, Bulgaristan!” partisi bazı sosyolojik araştırmalarda % 7 oranında oy alarak, 45. Meclise  % 7 oy oranıyla 3. Parti olarak giriyor. Bu yeni partinin kurucularından biri Batı Rodoplu genç siyasetçi Mustafa Emin’dir. O, Rodop Türkleri arasında büyük destek bulan “Batı Rodop-İsviçresi” mimarıdır. Proje Avrupa’nın yerel kalkınma programına alınmış ve finansmanı onaylanmıştır.

23 Haziran 2020 tarihli “bTV” televizyonu tarafından sipariş edilen “Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?” anket sonuçları şöyledir:

GERB - % 28; BSP - % 21; “Var Böyle Bir Halk % 8 ve HÖH % 8 ve “Evet, Bulgaristan” partisi % 7 ise barajı geçmiştir.

Seçimlere katılacak olan partilerin hepsini seri yazılarımızla size anlatmak istiyoruz.

Devam edecek.

Paylaşınız.



Bu yazı 17 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Bulgaristan pasaportunda hangi adınız yazıyor?


YUKARI