Bugun...
İstanbul'da Saraylar


Murat ULUTÜRK
muratulutur88k@gmail.com
 
 

“Saray” kelimesi Farsça bir kelime olup  “ev, mesken, konak” anlamlarına gelmektedir. Türkçede “saray” kelimesi “padişahların, hükümdarların ikametgâh ettiği büyük köşk, büyük konak” anlamlarına gelmektedir.

Topkapı Sarayı

15.yy-19.yy arasında Osmanlı Padişahları bu sarayda yaşamıştır. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra 1460’da yapılmaya başlanmış ve 1478 yılında sarayın yapımı tamamlanmıştır. Sarayın etrafında yarımadalar bulunmaktadır ve sarayın içinde yaklaşık 300.000 belge yer almaktadır. Sarayın içinde dört avlu bulunmaktadır ve bu dört avlunun farklı işlevleri vardır. 1574 yılında yangın sebebiyle sarayda birçok hasar görülmüş ve Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Topkapı Sarayı hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerle İstanbul’un en çok ziyaretçi çeken saraylardan birisi olmuştur. Özellikle yabancı turist çeken saray 1985 yılında Dünya Mirasları listesinde yerini almıştır ve Topkapı Sarayı 3 Nisan 1924’te müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Topkapı Sarayı Cumhuriyet’in ilk müzesidir ve bu sarayın yapımında Barok mimarisi kullanılmıştır.

Dolmabahçe Sarayı

            Dolmabahçe Sarayı İstanbul’un Beşiktaş ilçesinin sahil yolunda bulunmaktadır. Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. 13 Haziran 1843 yılında yapılmaya başlanmış ve 7 Haziran 1856 yılında saray kullanıma açılmıştır. Dolmabahçe Sarayı Garabet Amira Balyan ve oğlu tarafından inşa edilmiştir. II. Abdülhamit, V. Murat, V. Mehmed Reşad ve birçok padişah devlet işleri yönetimi için kullanmışlardır. Bu sarayın mimari yapımı diğer saraylardan farklıdır. Doğu anlayışının hakim olduğu Osmanlı mimarisi 18.yy sonrasında Batı anlayışına yönelmiştir ve bu anlayışa karşı saray Boğaz’a karşı yapılmıştır. Saray imparatorluğun zenginliğiyle de oldukça dikkat çekmiştir ve sarayın yapım aşamasında Osmanlı ekonomisine zarar vermiştir. Dolmabahçe Sarayı Harem-i Hümayun, Mabeyn-i Hümayun(Selamlık) ve Muâyede Salonu(Tören Salonu) olarak üç bölümden oluşmaktadır. Sarayın içindeki mobilyalar Batı kültürünü yansıtmıştır ve Doğu kültürü olarak da halı, objelere yer verilmiştir. Son olarak Mustafa Kemal Atatürk bu sarayın içinde vefat etmiştir.

 

Dolmabahçe Sarayı

Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit tarafından Boğaz kıyısında 1856’da yaptırılan bu Dolmabahçe Sarayı, Batı mimarisinden izler taşıyan ihtişamlı görüntüsüyle İstanbul’un en önemli simge yapılarından biri.

İstanbul'da Gezilecek Tarihi Yerler: Dolmabahçe Sarayı

Türkiye’deki en büyük sarayı olan Dolmabahçe Sarayı, Atatürk’ün de son günlerini geçirdiği mekan olması nedeniyle farklı bir manevi değere de sahip.

Yıldız Sarayı

            Yıldız Sarayı İstanbul Beşiktaş ilçesinde bulunmaktadır. Sultan  III. Selim’in annesi Mihrişah Sultan için yapılmıştır ve İmparatorluğun dördüncü yönetim merkezidir. Sarayın tarihi Bizans dönemine kadar uzanmaktadır. Sarayın kendine has yapısı ve doğal güzellikleri vardır. Köşk yüksek duvarlar ile örülüdür ve farklı tarihlerde eklemeler yapılmıştır. 1880 yılında köşkün birinci bölümü tamamlanmıştır. 1889 yılında ise bu köşke oda ve salonlarla eklemeler yapılmıştır. 1898 yılında köşkün yapımı tamamlanmıştır. Dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamit 33 sene Yıldız Sarayı’nı merkez saray olarak kullanmıştır. Dolmabahçe Sarayı kadar gösterişli olmamasına rağmen, denizden gelebilecek saldırılara karşı korunaklı olduğu için Yıldız Saray’ını kullanmıştır. Yıldız Camisi avlusunun kuzeybatı yönünde yer alan Saat Kulesi, Sultan II. Abdülhamit tarafından yapılmıştır. “ Saat kuleleri zamanı göstermek işlevinin yanı sıra, batılılaşmayı da temsil ederek, tarih boyunca gücün ve otoritenin simgesi olmuştur. Osmanlı Devleti de Batı’dan gördüğü bu yeni yapı tarzını uygulayarak yaptığı saat kuleleri ile hem halka hizmet etmiş hem de devletin otoritesini, gücünü göstermiştir.” Yıldız Hamidiye Camiî Yıldız Saray’ına konum olarak yakındır. Sultan II. Abdülhamit 1885-1886 yılında yaptırmıştır. Bu cami mimarisi diğer yapılara oranla çok farklıdır ve tek minarelidir.

Beylerbeyi Sarayı

            İstanbul’un Beylerbeyi semtinde yer alır. Beylerbeyi Sarayı Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır ve 1863-1865 yılları arasında inşa edilmiştir. Saray, Mabeyn-i Hümayun, Yatak İdaresi(Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Sultan Abdülaziz denize olan ilgisinden dolayı denizcilik motiflerini odalarının birkaçında kullanılmıştır. “Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır.”  Batı ve Doğu üslupları iç içe geçerek Beylerbeyi Sarayı inşa edilmiştir.

Çırağan Sarayı

            İstanbul Beşiktaş ilçesinde Çırağan Caddesinde tarihi bir saraydır. III. Ahmet tarafından Lale devrinde yaptırılmıştır. Lale devrinin eğlenceleri ve aşkları üzerine kuruluşu sebebiyle Çırağan Sarayı da Lale Devri’nin yaşantısını temsil edecek şekilde yapılmıştır. Saray Oryantalist üslubun örneklerinden birisini oluşturmuştur. Çırağan Sarayı dört kısımdan oluşmaktadır: Mabeyn, Büyük Saray-ı Hümayun, Harem Dairesi ve Ağalar Dairesidir. “Çırağan Sarayı süsleme açısından oldukça zengin bir görünüşe sahipti. Saray içerisinde ağırlıklı olarak geometrik süslemeler kullanılmıştı. Temelde saray, bütün yönleriyle birbiriyle uyum içinde olan bir düzene sahiptir. Mobilyasından kapılarına, pencerelerinden sütunlarına ve halılarından tavanlarına varıncaya kadar bilinçli bir süsleme anlayışı içerisindedir.”

Çinili Köşk

            Çinili Köşk Arkeoloji Müzelerine bağlı olup Fatih Sultan Mehmed döneminde yaptırılmış ve müzeye dönüştürülmüştür. Köşkün mimarisi belli olmamakla birlikte bazı kaynaklara göre Mimar Atik Sinan tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Çinili Köşk‘ün ön cephesi tek katlı olmakla birlikte batı cephesi iki katlıdır. “ 1291 (1874) yılına ait bir belge, Çinili Köşk’teki değişiklikleri gerçekleştirme işinin Monterano adında bir yabancı mimara havale edildiğini bildirmektedir. Aynı tarihlerdeki başka bir belge ise binanın bünyesinde yapılan pek çok değişikliğin keşfini bütün ayrıntıları ile tarif etmektedir.” Çinili Köşk isminden de anlaşıldığı üzere odalarda ve dış cephede bulunan çinilerden ismini almıştır. Osmanlı ve Selçuklu seramikleri köşkün yapım aşamasında kullanılmıştır.

Hıdiv Kasrı

            1907 yılında Mısır valilerinden biri olan Abbas Hilmi Paşa emriyle İtalyan bir mimar tarafından dönemin mimari tarzına uygun bir şekilde Hıdiv Kasrı’nı yaptırmıştır. Hilmi Paşa’nın tahttan düşürülmesi üzerine İstanbul Belediyesi kasrı satmıştır. Bakımsız kalan saray Çelik Gülersoy tarafından restore edilmiştir. Günümüzde düğün, otel ve restoran olarak kullanılmaktadır. Kasrın mimarisi olarak batı tarzı art nouveau vardır. “… Kasrın tavanı vitrayla kaplıdır. Kasrın giriş katında şömineli salon vardır. Bu salonun üstündeki daire şeklindeki parçada iki büyük yatak odası yer almaktadır. Ayrıca bu bölüm lambriler, iç tuvalet ve banyoları ile öne çıkmaktadır.”

Aynalıkavak Kasrı

            17.yy’ dan beri Haliç kıyılarında “Aynalıkavak Sarayı” ya da “ Tersane Sarayı” olarak bilinmektedir. Kasır Sultan III. Selim döneminde restore edilmiştir. “Aynalıkavak Kasrı, geniş saçaklarla bezeli çatısı, dekorasyonda yer verilen şık sedirleri, alçı oymalara cam parçalarının yerleştirilmesi yöntemiyle yapılan revzenli tepe pencereleri ve çağın tüm beğeni anlayışını yansıtan detaylarıyla klasik Osmanlı mimarisinin günümüze ulaşan en zarif miraslarından bir tanesidir.”

Ihlamur Kasrı

            İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde yer alan Ihlamur Kasrı Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır ve ıhlamur ağaçlarının fazla olmasından dolayı Ihlamur Kasrı ismini almıştır. Kasır olmadan önce padişahların dinlenme yeri olarak kullanılmıştır. Abdülmecid daha sonra köşkü yıktırıp bir tanesini kendisi için yaptırmıştır, diğerini ise maiyeti için köşk yaptırmıştır ve Ihlamur Kasrı diye bilinen yer padişahın köşkü olduğu için çok gösterişlidir. Köşkün mimari yapısıyla batıyı çağrıştırmaktadır ve avizeleri, mobilyaları, halıları ve vazo süslemeleri ile dekorasyonu yapılmıştır. 1951 yılında İstanbul Belediyesi’ne ait olmuş ve yeniden düzenlenmiştir. Günümüzde çocuklar için bir sanat niteliği taşımaktadır.

Tekfur Sarayı

            Tekfur Sarayı Fatih ilçesinde Edirnekapı’da yer almaktadır ve sarayın ne zaman inşa edildiği, kim tarafında yapıldığı bilinmemekle birlikte sadece bazı söylentiler vardır. Bazı araştırmacılara göre İmparator Porfirogenetos tarafından inşa edildiği söylenceleri var iken, bazı araştırmacılarda  Blakhernai Sarayı’nın bir uzantısı olduğunu düşünmektedirler. Sarayın mimarisinde iki katlı dikdörtgen bir şekilde inşa edilmiş ve iki avlusu vardır. Yapım aşamasında tuğla, yaş ve ahşap kullanılmıştır. Günümüzde sarayın etrafında kazı çalışmaları hâlâ devam etmektedir.

Küçüksu Kasrı

            Anadolu yakasındaki Küçüksu ve Göksu dereleri arasında kalan deniz kıyısında yapılmıştır. Yerleşim tarihi Bizans dönemine kadar inmektedir. Küçüksu Kasrı diğer saraylardan farklı olarak etrafı zarif demir parmaklarla çevrilidir.”
Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda, merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan görevlendirilmiştir.” Deniz kenarındaki odalar daha gösterişlidir. 1994 yılında Küçüksu Kasrı köklü bir restorasyon sürecine girmiştir. Küçüksu Kasrı günümüzde bir müze işlevi kazanmıştır.

 

Beşiktaş'ın ağaçlı yolundan yürürken görebileceğiniz devasa kapıları, sarayın içine girmeden bile ne kadar harika bir miras olduğunu anlamanızı sağlıyor.

YILDIZ SARAYI

Osmanlı mimarisinin son örneği köşk ve kasırlardan meydana gelen Yıldız Sarayı,Yıldız Korusu'nun içerisinde İstanbul'un en çok ziyaret edilen lokasyonlarından biridir. Kanuni döneminde av sahası olarak kullanılan saraya yerleşen ilk padişah, 2. Abdülhamid olmuştur. 2. Abdülhamid, padişahlık süresini geçirdiği sırada harem binaları, cariyeler dairesi, şehzade köşkleri, tiyatro, cami, çini atölyesi, marangozhane gibi yapıları saraya ekleyerek şu anki büyük kompleks halini almasını sağlamıştır. 

Yıldız Tepesi'nin boğaza bakan yamacında etrafı yemyeşil ağaçlarla ve rengarenk çiçeklerle kaplı bahçelerden meydana gelen saray, mimari özelliklerinden daha çok dekorasyon ve tasarımıyla göz alıcı görünüyor.

BEYLERBEYİ SARAYI

Türkiye'nin barok sanatının en iyi işlendiği saraylarından Beylerbeyi Sarayı, dönemin önemli isimlerinden Dolmabahçe Sarayı'nın da mimarı Sarkis Balyan tarafından tasarlanmıştır. Beylerbeyi, Dolmabahçe Sarayı kadar gösterişli olmasa bohem tarzı mobilya ve süslemeleri, Mısır'dan getirilen hasır örgüleriyle daha farklı bir saray görüntüsü çiziyor. Saray, 23 oda ve 6 salon ile haremlik, selamlık olarak iki ana bölümden oluşmaktadır

Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılmasıyla inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz Han'ın donanmayı çok sevmesi nedeniyle salon tavanları Osmanlı askeri gemi resimleri ile süslenmiştir. Resimlerin yanı sıra sarayın bazı odalarında gemi halatıyla dekore edilmiş objeler de bulunmaktadır.

ÇIRAĞAN SARAYI

Beşiktaş ve Ortaköy arasında boğazın muazzam manzarasının eşsiz parçalarından biri olan Çırağan Sarayı, Lale Devri'nin simgelerinden biridir. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından sarayda meşale şenlikleri düzenlenmesi sebebiyle saraya Farsça ışık anlamına gelen "Çırağan" adı verilmiştir. Deniz kıyısına beyaz mermerden inşa edilen sarayın salonu, kıymetli malzemeden üretilmiş döşemelerle donatılmıştır. Sarayın paha biçilemez değerdeki kapıları o kadar beğeniliyordu ki Sultan 2. Abdülhamid, kapılardan bir tanesini dostu Almanya İmparatoru Kayzer 2. Wilhelm'e hediye etmiştir.

Dünyanın her yanından getirilen nadide mermer ve sedefler sarayın değerine değer katmaktadır. Odalar ise kıymetli halılar, altın yaldızlı sedef kakmalı mobilyalarla dekore edilmiştir.

AYNALIKAVAK KASRI

Bizans döneminden itibaren dinlenme yeri olarak kullanılan yeşil ve geniş alan, 17. yüzyıldan itibaren Aynalıkavak Kasrı olarak anılmaya başlanmış ve mesire alanı olarak kullanılmıştır. Estetik bir süsleme ile dekorasyona sahip olan kasrın duvarlarında dönemin önemli şairlerinden Enderuni Fazıl ile Şeyh Galib'in şiirlerine yer verilmiştir. Kasrın giriş katı, Sultan 3. Selim hatırasına Türk çalgılarının sergilendiği bir müze olarak ziyarete açılmıştır. 

Aynalıkavak Kasrı, Dolmabahçe, Topkapı, ve Üsküdar'daki saraylardan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun inşa ettiği en büyük dördüncü saraydır. Haliç'teki kasırda 5 oda, 1 sofa ve Arz odası bulunmaktadır. Sedirlerle dekore edilen kasrın pencerelerin ince el işçiliği, göz kamaştırıcı güzelliğe sahiptir. 

 



Bu yazı 139 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Bulgaristan pasaportunda hangi adınız yazıyor?


YUKARI