Bugun...
İNGİLTERE'NİN AFGANİSTAN ÜZERİNDEN KÜRESEL MESAJI


İsmail CİNGÖZ
ismailcingoz@bulturk.org.tr
 
 

          2001 yılında ABD’nin Afganistan’ı işgali ile birlikte İngiliz askerleri de NATO kuvvetleri dahilinde Afganistan’da yerini almıştır. 13 yıl Afganistan’da kalan İngiliz askerleri alınan bir hükumet kararıyla 27 Ekim 2014’te Afganistan’dan çekilmiştir. Ancak Afganistan askerlerinin eğitim programlarında yer almak üzere Afganistan’da 500 İngiliz askeri bırakılmıştır. O dönemin İngiltere Savunma Bakanı Michael Follon “300 bine ulaşan Afgan kuvvetlerinin kendi güvenliğini sağlayabilecekleri kanaati oluştuğundan çekildiklerini” açıkladıkları uluslararası basın kuruluşlarında yer almıştır.

İngiliz Milletler Topluluğu

          2001-2014 döneminde toplamda 140 bin İngiliz askerinin Afganistan’da görev yaptığı, bu askerlerden 453 can kaybı yaşandığı ve Afganistan sahasındaki operasyonlar için 19 milyar sterlin harcandığı[1] açıklanmıştır. İngiltere’nin ağırlıklı olarak personel kaybını önlemek için zırhlı araç teminine çok büyük harcamalar yaptığı bilinmektedir. Ayrıca 2014’te çekilirken maliyeti arttıracağını hesap ettiği için çoğu zırhlı araç olmak üzere askeri bazı teçhizat ve donanımlarını Afganistan’da bırakarak “savaş kaybı olarak envanter demirbaş kaydından düştüğü” görülmektedir. Ayrıca insani yardım harcamaları da ek maliyetlere sebep olduğu açıklanmıştır.

          ***

          İngiltere Afganistan’a ilk defa 2001 işgaliyle gelmemiştir. İngiltere’nin Afganistan sahasındaki varlığı 1800’lerin başına kadar uzanmaktadır.

          Coğrafi keşiflerin hemen ardından Hollanda ve Danimarkalı tüccarların Hindistan’a koloniler kurduğu görülmektedir. Hindistan’ın zenginliklerini gören İngiliz tüccarlarının da zaman kaybetmeden Hindistan’a yönelmeleriyle birlikte 31 Aralık 1600 tarihinde Kraliçe I. Elizabeth hamiliğinde örgütlü olarak Hindistan’a yönelmişlerdir. Tüccarları korumakla görevli İngiliz kuvvetleri kısa süre sonra Hindistan’ı işgal etmeye başlamış ve kuzeye doğru yönelmişlerdir. Aynı dönemde Rusya Doğuya doğru, Çin ise batıya doğru genişlerlerken dönemin bu üç büyük devleti Afganistan sahasında çakışmışlar ve suni bir Afgan Emirliği diye bir yapılanmaya zemin hazırlamışlardır. Zira bu bölgenin tarihteki adı Güney Türkistan’dır.

          Kısa bir süre sonra İngiliz Doğu Hindistan Şirketi ve koruma askerleri ile Afgan Emirliği’nin karşı karşıya gelmeleri ile 1839-1842 tarihleri arasında I. Afgan-İngiliz Savaşı yaşanmıştır. İlk zamanlar İngilizler üstün görülse de savaşı Afgan Emirliği kazanmıştır.

          Bu savaşın en önemli sonucu yenilmez zannedilen İngiliz askerlerinin de yenilebileceğini gören Hintliler 1857’de ilk kez Büyük Hint Ayaklanmasını başlatmışlardır.

          ***

          1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı kazanan Rusya, doğuya doğru yönelmiştir. Eş zamanlı olarak Kabil’e kadar yayılmış olan İngiliz tüccarları ve askerleriyle karşılaşan Rusların, 1879’da Afganları cesaretlendirerek İngilizlere karşı isyan etmelerine ön ayak olmalarıyla başlayan olaylarda İngiliz General Pierre Cavagnari’yi ve çevresi Afgan isyancılar tarafından öldürülmüştür. Tarihe II. Afgan-İngiliz Savaşı olarak geçen bu olaylar 1880’e kadar devam etmiş ve kanlı çarpışmalar yaşanmış ve nihayetinde İngilizlerin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Ancak bölgede tutunamayacağını anlayan İngilizler Gandamak Antlaşması’yla bölgeden çekilmek zorunda kalmışlardır[2].

          İngiliz-Afgan Savaşı yaşanırken 1881 yılında Ruslar Türkmenistan’ı işgal etmiş ve Afganistan ile komşu olmuştur. İngilizler her ne kadar Gandamak Anlaşması’yla çekilmiş olsa da Afganistan Emirliği’nin tam manasıyla bağımsız olamadığı görülmektedir. 1919’a kadar devam eden bu sürece son vermek isteyen Afgan Emiri Emanullah Han, İngiltere’nin Hindistan Sömürge Valisi’ne bir mektup yazarak bağımsızlıklarının tanınmasını talep etmiştir. Ancak bu talebi reddeden İngilizler Afganistan’a askerî harekât düzenlemiştir. Bu hamle karşısında 6 Mayıs-8Ağustos 1919 döneminde III. Afgan-İngiliz Savaşı yaşanmıştır. Bu savaşı İngilizler kaybetmiş ve Afganistan’ın bağımsızlığını tanımak zorunda kalmıştır.

          1979’a kadar bağımsızlığını koruyan Afganistan, 1970’lerin sonralına doğru iç karışıklıklara sahne olmaya başlamış ve nihayet 24 Aralık 1979’da Rusya tarafından işgal edilmiştir. 15 Şubat 1989’a kadar devam eden Rus işgali döneminde 1,5 milyon insanın hayatını kaybettiği değerlendirilmektedir.

          7 Ekim 2001-15 Ağustos 2021 döneminde ise ABD tarafından işgal edilen Afganistan’da kısa süre sonra NATO kuvvetleri de yer almıştır. ABD’nin 2021 Ağustos sonu itibariyle çekileceğini açıklamasıyla NATO kuvvetleri de çekilme kararı almıştır.

          Çekilme işlemi devam ederken İngiltere Başbakanı Boris Johnson 14 Ağustos 2021 günü yaptığı bir açıklamasında “Öncelikle Afganistan’da öldürülen 457 İngiliz askeri personelinin ailelerinin acılarını paylaştığını belirtirken, savaşın boşuna olmadığını ve İngiltere silahlı kuvvetlerinin çabaları sayesinde çok uzun süredir Batı’ya yönelik hiçbir El Kaide saldırısı olmadığını” söylemiştir. Johnson ayrıca; “Kesinlikle yapabileceğimiz şey Afganistan’ın bir daha terör yuvası haline gelmesini önlemek konusunda bizimle çıkarları olan bölgedeki ve dünyadaki tüm ortaklarımızla birlikte çalışmaktır” sözleriyle bir mesaj verdiği görülmüştür[3].

          Johnson’un bu açıklamalarından da anlaşılacağı üzere İngiltere her ne kadar fiilen Afganistan’da görülmese de uluslararası arenada bölge ile ilgisinin devam edeceğini göstermektedir. Dolayısı ile İngiltere esasında 1600’lü yılların sonundan itibaren Hindistan, Pakistan ve Afganistan sahası ile ilişkisini ve irtibatını devam ettirmektedir. Ancak Çin’in de bu ülkelerdeki faaliyetleri dikkate alındığında bir süre sonra İngiltere-Çin mücadelesinin yaşanacağı ve zamanla şiddetini arttıracağı anlaşılmaktadır.

          ***

          İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD ve Rusya öncülüğünde inşa edilen İki Kutuplu Dünya Sistemi 1980’lerin sonunda Rusya’nın kontrollü bir şekilde dağılmasıyla sona ermiştir. Kısa bir süre ABD adeta tek dünya lideri gibi davransa da kısa sürede toparlanan Rusya tekrar bir dönüş yapmış olsa da eski etkisini kaybettiği bir gerçektir. Ancak yine de eski sistem gibi olmamakla birlikte ABD ile başat olma gayreti devam etmektedir. Lakin devirlerinin tamamlanmakta olduğu görülmeye başlamış ve oyun kurucu güç olarak; Çin ile İngiltere’nin öncülüğünde yeni bir dünya sistemi inşa edilmeye başlandığı gün yüzüne çıkmaktadır.

          Yeni bir dünya sisteminin doğu kanadında Çin, batı kanadında İngiltere olacak şekilde bir dizayn süreci yaşanmaktadır. Hatta İngiltere bu süreçte rahat hareket edebilmek adına Avrupa Birliği’nden ayrıldığı göz ardı edilmemelidir. Dolayısı ile İngiltere’nin Brexit oylamasının geri planına bu açıdan bakılırsa İngiliz oyunu daha iyi anlaşılacaktır.

          İngiltere sessiz ve derin bir küresel güç olduğunu ve 1945’te ABD’ye devrettiği rolünü tekrar üstlenmek üzere tarih sahnesine yavaş yavaş çıkmakta olduğunu hissettirmektedir. Hattı zatında İngiliz Milletler Topluluğu adıyla 37 ülkeden oluşan bir sistemin başı olan İngiltere, bu ülkelerin 16’sı bizzat Britanya Kraliyet Ailesi tarafından yönetilmektedir. Bu topluluk 2,5 milyar nüfusu ile doğal ve muazzam bir güçtür.

          Sonuç Olarak;

          Yeni Dünya Sistemi dahilinde Suriye ve Afganistan ülke halkları bilinçli olarak göç ettirildiği düşünülmelidir. Zira yeni dünya sisteminin alt yapıları için bu sahaların boşaltıldığı hatırda tutulmalıdır. Ancak çok daha önemlisi inşa edilmekte olan yeni dünya sistemi içerisinde Türk Devletlerinin de üçüncü kuvvet olarak yükseleceği öngörülmektedir. Türk Devletlerinin de mevcut doğal liderinin de geçmiş tarihi itibariyle Türkiye olacağı değerlendirilmektedir.

          Dolayısı ile bu durumu gelecek yıllarda engelleyebilmek adına Türkiye göçmen ve mülteci akınına maruz bırakıldığı karar alıcı mekanizmalar tarafından mutlaka düşünülmelidir. Çünkü gelen/gönderilen göçmen ve mültecilerin ilerleyen yıllarda, kimler tarafından gönderildiyse yine o güçler tarafından organize edilerek bulundukları ülkelerde iç karışıklıklara, saldırılara, sabotajlara hatta isyanlara yönlendirilmeyeceklerinin garantisinin olmadığı hatırda tutulmalıdır.

          Son söz olarak; Türkiye’nin duygusal davranmaktan ziyade reel politikalara ihtiyacı vardır ve uluslararası ilişkilerde reel politika önceliklidir.

                        :

İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı/M.A. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi. cingozismail01@gmail.com

 

[1] SonDakika.com; “İngiltere Son Askeri Üssünü Afganistan'a Devretti”, 26.10.2014.

[2] Ayrıntılı bilgi için bknz: Orhan YAZICI; “Modern Afganistan’ın Kuruluşu 1834-1922”, Huzur Cilt Evi, 2011, Malatya.

[3] Açık Gazete; “Boris Johnson: Afganistan Savaşı Doğruydu ve Buna Değerdi”, 14.08.2021.



Bu yazı 97 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Bulgaristan pasaportunda hangi adınız yazıyor?


YUKARI