Bugun...
KIRCAALİ ANISI


Firdevsi BÜYÜKATEŞ
bilgi@bulturk.net
 
 

Sanatkârlar yatağıdır Kırcali, şairi, ozanı, şarkıcısı ressamı bu toprakların
gücüyle beslenir.
Kışında bahar, baharında ne efsunlar saklıdır, yeşiliyle alıyla, baharında balıyla büyüler insanları.
Bir günde dört mevsim yaşasa da insan, hissettikleri, alıp götüreceği duygular hep bahardır.
Efsanevi güzellikler ortasında, çocukluğumun hayalleri ile dolup taşan bu şehirde dolaşırken eski dostlukların izlerinde, yeni, yeni köprüler de kurduk o günlerden bu günlere.
Geçmişin tarih kokularını içimize çekerek, yeni güzelliklerle merhabalaştık.
Gece yarılarına kadar süren eğlenceler sonrası, “Arpezos” otelinin üst katlarında kalmayı diledim yükseklerden seyretmek için bu günkü Kırcaali’yi.
Odama girer girmez, yatağımın gül kokan çarşaflarından özür dileyerek pencereye yöneldim.
On dört katlı otelin dokuzuncu katından seyre daldım gecenin kollarında ışıldayan bu şehri.

Gözlerimi kamaştırdı Arda’nın dolunayda, dolunayın Arda sularında allı pullu renkleri
Rüzgârla oynaşan dalgaların sesinde ölümsüz ozan Osman AZİZ;
“Aman be deryalar kanlıca deryalar, biz nişanlıyız, ikimizde bir boydayız biz delikanlıyız türküsü çıkıp gelmişti sanki o çocukluk yıllarımdan.
Sonra da Feride’nin; Ben sana demedim mi canlarım Yusuf’um kayıklar batacak diye yalvaran ağıtları çınlıyordu gecenin sessizliğinde.
Heyy, Kırcaali güzel şehir, ah can şehir, on beşinde bir kız gibi uykusuz duran şehir; diye alıyor sazı sözü eline çok değerli ozan ölümsüz şair Osman AZİZ. Çok sevdiği bu şehrin güzelliğini getirirken dile.
Mart gecesinin rüzgârları dişlerini şah damarlarıma batırmaya devam etse de, gönlümün ateşi itiyordu beni bir zamanlar kara sevdalıların mekânı olan Arda boylarına.
O, Arda boylarında şimdi 18 katlı binalar, parklar, bahçeler, marketler, lokantalar, barlar kucak açmıştı yeniçağın yeni insanlarına.
Her ışıyan pencere ayrı bir hikâye gizlese de, çoktan durulmuş Arda’nın bulanık sularıyla, uslanmış hırçın dalgalarıyla masalar anlatan bir yaşlıya benziyor şimdi.
Elimi uzatsam tutacağımı sandığım salkım, saçak pencereme dökülen yıldızlar tek, tek sönmeye başlayınca şafağın ilk öpücüğünden çözüldü güneşin sarı saçları, elinde bir ışık demetiyle merhaba derken yeni bir güne, ışıldayan vitrinler arasında peri kızı edasıyla gülümsüyordu Kırcaali uykusuz bir gecenin gündüzüne.

Firdevs BÜYÜKATEŞ
KIRKLARELİ
KALEMİN DİLİ kitabımdan
 
Firdevs BÜYÜKATEŞ
 
_____________________________________________________________
 
BULGARİSTAN’DAN AYRILIRKEN
 
 
Elveda yaramın kanayan yanı
Göklerle ağlayıp durma ardımdan
Nasıl ateşliyor bir bilsen kanı,
Peşimde koşarken küskün anılar.
 
Gitmeliyim artık çok geç olmadan
Sarılmaya bile vakit olmadı
Yollar aşılmazmış gözler dolmadan,
Gözümden akacak damla kalmadı.
 
Bu yazı 10 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Bulgaristan pasaportunda hangi adınız yazıyor?


YUKARI