Bugun...


Su Savaşları Yaşanacak mı?
Mecliste görüşülen, DSİ (Devlet Su İşleri) Genel Müdürlüğünün teşkilat ve görevleri hakkındaki yasa tasarısının 6. ve 8. maddelerine göre, DSİ elinde bulunan su havzalarındaki su kaynakları, su kullanım izni verilmek suretiyle gerçek ve tüzel kişilere devredilebilecek!

Su Savaşları Yaşanacak mı?

Nami Temeltaş

Dünyanın yüzde 70'i su ile kaplı olmasına rağmen bu suyun yüzde 97,5'inin tuzlu deniz suyu olması, Kalan yüzde 2,5 olan tatlı suyun da yüzde 68'inin kutuplardaki buzullarda oluşu nedeniyle içilebilir tatlı su miktarının ne kadar az olduğunu ve bu nedenle de çok değerli olduğunu bizlere göstermektedir.

Dünya su rezervinin neredeyse yüzde 1'inin içilebilir tatlı su olduğunu unutmadan baktığımızda, su kullanımındaki hoyratlığımızın, su kaynaklarının yanlış politikalarla tüketilmesinin, kuruyan dere ve göllerin ne kadar önemli olduklarını daha iyi anlayabiliriz.

Gerek bireysel gerek toplumsal olarak içilebilir su kaynaklarını doğru ve yerinde kullandığımız söylenemez. El yıkarken, banyo yaparken, bulaşık yıkarken veya diş fırçalarken açık bırakılan musluktan boşa akıp giden suları düşünün!

Sadece bu kadar da değil. Bu tür kayıplar belki de en küçükleri. İçilebilir su kaynakları aynı zamanda tarım dâhil, sanayide de kullanılarak tüketilmekte. Enerji santrallerinde soğutma sistemleri oldukça büyük oranlarda su tüketmektedir.

Yer altı suları da hızla tüketilmektedir

Belki de dünyanın en iyi, temiz ve bol tatlı su kaynağına sahip olan ülkemizde, yanlış politikalar ve para hırsı nedeniyle, başta Karadeniz olmak üzere bir çok su kaynağı HES yapımı (Hidroelektrik Santralleri) için, doğal yaşam dengeleri ve çevre faktörü düşünülmeden harcanmıştır!

Göllerimizin kapladığı alanlar her geçen yılla birlikte küçülmekte, göl suları azalmaktadır. Yer altı sularında da durum farksız. Bilinçsiz açılan kuyularla yapılan sulamalar nedeniyle yer altı suları da hızla tüketilmektedir.

Bunun en açık örneği Burdur ili sınırlarında bulunan İnsuyu mağarasıdır. Mağarada bulunan 7 adet gölde 30 yıl önce kayıklarla gezinti yapılabilirken, çevre arazilerde açılan yüzlerce sulama kuyusu yüzünden yer altı suları tüketildiğinden, bugün mağarada ne göl ne de su kalmamıştır!

Gittikçe artan nüfusla birlikte suya duyulacak ihtiyaçta artmakta olduğu düşünüldüğünde, içilebilir suyun daha dikkatli ve verimli kullanılmasının zorunluluk olduğu anlamak zor olmayacaktır.

İsrail, su kullanımı politikasında dünyada önde gelen ülke durumunda. Ülkedeki atık suların yüzde 86'sını arıtılarak tarımda kullanıyor. İkinci konumdaki İspanya ise atık suların sadece yüzde 17'sini yeniden kullanılır hakle getirebiliyor!

Termik santrallerden vazgeçilmesi zorunludur

Atık suların yeniden kullanılabilir hale getirilmesi, yağmur sularının toplanması, deniz suyunun arıtılması, tarımda sulama tekniklerinin değiştirilerek daha az su kullanılacak yöntemlerin geliştirilmesi, çok fazla su tüketen termik santrallerden vazgeçilip, rüzgar ve güneş enerjisine dönülmesi gibi yöntemlerin uygulanması zorunludur.

2050 yılına kadar tatlı su talebinin yüzde 55 civarında artış göstereceği de dikkate alındığında, tatlı su kullanımı konusunda ne kadar özen gösterilmesi gerektiği açık biçimde önümüzde duruyor.1

Dünya geneline baktığımızda durum hiç de iç açıcı değil! Dünya Sağlık Örgütü 2018 verilerine göre dünyadaki insanların; 5,2 milyarı güvenli suya erişebilirken en az 2 milyar insan kirlenmiş su kullanmaktadır.

Her yıl yaklaşık 842 bini  kirlenmiş kullanım ve içme suyu ve yetersiz hijyenin sebep olduğu ishal, vb. hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmektedir ve bunların 361 bini 5 yaş altı çocuklardır.

159 milyonu hiçbir işlem görmemiş dere, göl, vb. gibi su kaynaklarını kullanmaktadır.

Ayrıca, 2025 yılı itibariyle dünya nüfusunun yarısının su fakiri alanlarda yaşayacağı öngörülmektedir.2

Tatlı suyla ilgili verilere bakıldığında gelecek konusunda endişe duymanın haksız olmadığını söyleyebiliriz!

Temiz su kaynakları yabancı tekellere satıldı

Bütün bunların yanında, dünyanın sayılı tekelleri, içilebilir kalitedeki sularda tekel oluşturma yönünde adım atmaktadırlar. 2000'lerde başlayan Dünya Bankası kredileriyle yer altı ve kaynak sularının özelleştirilmesi işi daha çok belediyeler eliyle ve sessiz sedasız yapıldı! Vatandaşların haberi bile olmadan yapılan bu özelleştirmelerle, ülkedeki bir çok temiz kaynak suları yabancı tekellere satıldı.

Dünya su pazarının yüzde 17'sini, 130 ülkede 77 ayrı markayla elinde bulunduran Nestle, Türkiye'deki pet şişe suların yüzde 10.5'ini, damacana sularda da ikinci sırada! Nestle, aynı zamanda dünyadaki bütün Amerika tesis ve üslerine de su temin ediyor!3

Dünyadaki içilebilir ve kullanılabilir temiz su kaynaklarının tekelleşmesi, gelecekte suyla ilgili çatışma ve savaşları gündemleştirebilecek boyutta öneme sahip!

Bu kadar öneme sahip kullanılabilir ve içilebilir su kaynaklarının, siyasi rantlara kaynak yaratmak amacıyla sorumsuzca tüketilen ülkemizde, yeni bir özelleştirme de kapımıza dayandı!

Mecliste görüşülen, DSİ (Devlet Su İşleri) Genel Müdürlüğünün teşkilat ve görevleri hakkındaki yasa tasarısının 6. ve 8. maddelerine göre, DSİ elinde bulunan su havzalarındaki su kaynakları, su kullanım izni verilmek suretiyle gerçek ve tüzel kişilere devredilebilecek!
İşletmesi şirketlere devredilen sulama tesislerinde, suyun ücreti ve faturalama dönemi sözleşmelerle belirlenecek.

Su faturaları zamanında ödenmediği takdirde, şirketler suyu kullanan çiftçileri icraya verebileceği gibi iflaslarını da isteyebilecek. DSİ isterse sulama tesislerini hizmet alımı veya işletme hakkı devri yöntemiyle tıpkı elektrik dağıtımının özelleştirilmesinde olduğu gibi şirketlere devredebilecek!

CHP ve MHP'li milletvekilleri, suyu özelleştiren maddelerin tasarıdan çıkarılması için önerge verdi. Ancak bu önergeler, Bakan Veysel Eroğlu'nun onay vermemesi ve AKP'li vekillerin karşı yöndeki oylarıyla reddedildi.4

Bu yasa ile, ülkede inşa edilmiş tüm baraj ve göletlerdeki suyun özelleştirilmesi demektir ki bu miktar toplam su rezervinin yarısından fazladır.

Tarım ve hayvancılık yapanların suyu parayla kullanması demek, üretimde maliyetin artması, ürünlerde fiyat artışı ve zaten yok olma tehlikesi içindeki tarım ve hayvancılığın ölmesi anlamına gelir!

Dünyanın tahıl ambarı olma pozisyonundan, saman ithal eder pozisyona terfi eden ülkemiz için geleceğin daha da zorlaşacağını söyleyebiliriz.

İnsan için hayati öneme sahip olan temiz suyun özelleştirilmesi bir insan hakkı ihlalidir ve durdurulmalıdır. (NT/PT) 

http://www.bbc.com/turkce/vert-fut-39646356?ocid=socialflow_twitter
2 http://www.medyaege.com.tr/guvenli-erisilebilir-su-insan-hakkidir-74079h.htm
3 https://www.evrensel.net/haber/144648/suyumuz-da-tekellere-akiyor
4 http://bilgeturkhaber.com/akp-den-inanilmaz-teklif-sular-gidiyor

Nami Temeltaş

1977 Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler öğretmenliği mezunu. 6 yıl kadar Diyarbakır, Eskişehir ve Antep cezaevlerinde siyasi tutsak olarak yattı. Siyasal nedenlerle öğretmenlik yapamadı.

 

 

Nami Temeltaş

 




Bu haber 58 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI